Edebiyatımızda batılı anlamda ilk Türkçe oyun kabul edilen şair evlenmesi konu bakımından okuldaki derslerde anlatılan şekilde gerçekleşmektedir bu konuda bir şey demek istemiyorum yine diğer Türk edebiyatı klasiklerinde olduğu gibi Osmanlı dönemi kültürünü anlatan kitaplardan birisidir. Önsözde Refik Durbaş karakterlerin özellikleri ve hangi rolde olduklarını çok güzel bir şekilde özetlemiş. Okuduktan sonra aklıma direk kültürümüzde hala devam etmekte olan “aman millet ne der” sözü aklıma geldi ve yine rüşvet olayları üzerine toplumsal bir konuda Şinasi güzel bir tiyatro eseri yazmıştır. Bahsetmek istediğim diğer konu dokuz sahnede biten kitap sonrası çeşitli yazarlar tarafından yazılan makalelere yer verilmesi çok ilgimi çekti. Bu makalelerde en çok dikkatimi çeken Şinasi’nin yaşamı oldu ileride daha fazla okuma yapmak istiyorum.
Ebüzziya Tevfik beyin yazmış olduğu bölümde son sayfasında Şinasii’yi defne derken İslami geleneklere göre tabut dışında defnedilmesi doğru kabul edilirken
Tevfik Bey “Hayır tabutla defne olulacak dedim.
İmam “Tabutduz olarak kefenle defninde sevap vardır,cevabını verdi.
Tevfik Bey “Sevap değil ceza bile olsa tabutla defnedilecek! diyerek Şinasi’nin tabut ile Defne’nin gerçekleştittirir. son paragrafın son cümlesinde ise “Bana öyle geliyor ki Şinasi’nin ruhu benim bu son hizmetim yüce âlemden seyir ve takdir ediyordu” der bu cümleyi okuduktan sonra Şinasi’nin batılı anlamdaki yaptığı edebi düşünceler nezdinde kendisinin modern bir şekilde tabut ile gömülmesi gerektiğini savunmuştur bu benim için çok tuhaf bir düşünce şekli olarak kalmıştır çünkü o defin yerinde Namık Kemal olması gerekirken Namık Kemal’in isteği üzerine kendisi gitmiştir sadece Şinasi‘nin edebi alanda yapmış olduğu yenilikler doğrultusunda kendisi bir karar vermiştir.
!!! Şinasi’nin bir vasiyeti olup olmadığı yazılmamış ve bir yazı da bulamadım. Bu konuda başka bilgi bilen varsa yazarsa çok mutlu olurum.