8/10
·424 syf.··
2025 94. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2025 06:29
Uzun zamandır tesadüfen okuduğum bir kitabı bu kadar hızlı benimsememiştim. Yazarından ilk kitabım, tamamen rastgele, yabancı okurlarda görüp okuduğum bir eser oldu. Ann’in kalemi sade ve insanı yormayan bir havası var. Ağır melankolik olmasına rağmen bunaltmadan hızlıca okuttu kendini. Karakterlerin duygusal boşlukları, kırılma anları, toparlanmaları mükemmel olmasa da etkileyici anlatılmıştı zaten yazarın gelişmeye açık bir kalemi var. Gereksiz detay, anlamsız yan karakterler olmadan sadece ana eksende dönen bir aile hikayesi. 4 kız kardeşin birbirlerine olan bağlılıkları, aşk, kardeşlik, affedilme, pişmanlık hepsi iç içeydi. Zaten Küçük Kadınlar ilhamını hemen fark ediyorsunuz. Kitap o kadar doğaldı ki hiçbir karakteri tam olarak benimseyemesem de çoğu cümlede takıldım kaldım. Özellikle kült kitaplara yaptığı göndermeler daha ilk sayfalardan karakterlere bağlanmamı sağladı. —•— Elbette kusursuz bir kitap değil, ama alanında iyi bir konuma geleceğini ve yazarın da kısa zamanda ülkemizde de ünleneceğini düşünüyorum. İçeriği close door tekniği ile yazılmış rahatsız edici sahne yoktu yaş sınırı da düşüktür muhtemelen. Sahneleri hızlı geçerken yetişemiyorsunuz ve bazen ne okuyorum ben, hissiyatı sizi ele geçiriyor ama okuma deneyimi açısından yine de harikaydı. Tek sayfada iki yıl atladığı sahneler bile eksik hissettirmiyordu. Yapısal ve göze çarpan tek eksiği buydu benim için. Devamında yazacaklarım spoiler değil ama arka kapak yazısından biraz daha detaya gireceğim. Her ne kadar sevsem de etik düşüncelerimizin oldukça ters olduğu bir yazar. Yasak aşk güzellemesi yapıyor oluşu arka planda kaldığı sürece umursayacağım bir detay değil. Ama ana konunun bu düşünceye dayanması bir süreden sonra rahatsız ediyor. Evet yine de okudum, sevdim de. Tatlıya bağlama işini de biraz abartmış, her hatanın affedilmemesi, bazı kararları alırken mutlak aşk düşüncesinden sıyrılıp toplum normlarına göre hareket etmek gerekiyor. Ama yazar sanki bu aşk çok olağanmış, kaçınılmazmış gibi bir anlatım sundu önüme. Bu biraz da gerçek bir olay yazma amacından kaynaklanmış olabilir. Aslında olağan, ama olağan olmamalıydı. Bu ikilem kendini okutturuyor zaten. Karakterler kusurluydu, yanlış seçimler yapıyorlardı, bazıları bolca yanlış seçim yapıyordu. Bir tanesi yanlışlardan ibaretti… ama zaten hayatta böyle. Okurken ve özellikle sonunda kendimi hem beğendiğimi kabul ederken hem de rahatsız olduğumdan emin bir ruh halinde buldum. Ana karakterler genel olarak 4 kişi, hepsine çokça yer veriliyor fakat o denge bir süreden sonra kopmuş. William’ın son bölümlerde daha fazla görünmesi ve başlardaki kadar iç düşüncelerini okumak isterdim. Başka bir sorunu yok. Kendimi tek bir karakterde değil, birden çok karakterde farklı şekillerde gördüğüm bir kitaptı. Acemi bir melankoli eseri. Bu da sonunda üzülmenizi sağlıyor ama içinizi parçalayarak ağlamanızı önlüyordu. Herkesin okumasına hiç gerek yok sadece değerini bilecek okurlara ulaşması bile harika olur. Umarım seversiniz. Son olarak, bazı kitapları sevmek onunla aynı fikirde olmak değil farklı düşüncelerine rağmen sevmekle başlıyor gerçekten. Bu kitap bana bunu öğretti tekrar
Merhaba GüzellikAnn Napolitano · Mundi Yayınları · 202516 okunma
·
288 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Cathy
Gönderi Sahibi
Bu incelemeyi paylaştığım gün kitabın etkisinden çıkamamıştım, tesadüfen kalabalık bir ortamda uzun boylu bir kadınla karşılaştım tam olarak anlatıldığı gibiydi her anlamda aynıydı. Alice i gördüğüme emin bir şekilde ayrıldım oradan🙌🏻 Zeri kafamda kurmuyorum😔🙏🏼
eline sağlıkk
Cathy
Gönderi Sahibi
Teşekkürlerr🫶🏻🙂‍↕️