José Saramago’nun Körlük’ü, insanın içindeki kaosu ve medeniyetin incecik perdesini bir anda yırtıp atıyor. Cümleler uzun, kesintisiz, noktalama işaretleri çoğu zaman yok; okurken nefesinizin kesildiğini hissediyorsunuz, tıpkı kentte aniden çöken o körlük salgını gibi. İnsanlar birer birer akıyor, gözleri boş, içleri daha da boş, ve siz sayfaları çevirirken, kendi vicdanınızın sarsıldığını fark ediyorsunuz. Dil sizi rahatlatmıyor, sizi boğuyor, daraltıyor, kendi körlüklerinizle yüzleştiriyor. Şiddet, acizlik, açgözlülük ve korku öyle yoğun ki, okurken kaçmak istiyorsunuz ama Saramago bırakmıyor; sizi karakterlerle birlikte hapsolmuş bırakıyor. İnsanlık ne kadar dayanabilir sorusu, her sayfada fısıldıyor ama cevap yok; sadece çıplak, acı gerçek var.