Orhan Veli Kanık, arkadaşları Melih Cevdet ve Oktay Rıfat’la birlikte “Garip” akımına öncülük ederek Türk şiirine yeni bir soluk getiren şair.
Eski şiir anlayışını kökten değiştiren, kafiyesiz, vezinsiz ve halkın diliyle yazdığı şiirleri Türk Edebiyatı’nda köşe taşı olan şair, Ankara’da belediyenin açtığı çukura düşmesi nedeniyle iki gün sonra beyin kanamasından öldüğünde sadece 36 yaşındaydı.
Öldüğünde ceketinin cebinden diş fırçasının sarılı olduğu kağıtta “Aşk Resmi Geçidi” isimli şiiri çıktı. Şiirin son bölümünde bahsettiği sevgilisi onda büyük izler bırakmıştı, kavuşmalarına imkan yoktu. Belki de bu yüzden diğerlerinden farklıydı ve ömrünün son 3 yılında ona yazdığı mektuplardan anlaşıldığı kadarıyla kimseyi onun gibi sevmemişti.
Orhan Veli’nin 1947’den öldüğü yıl olan 1950’ye kadar 3 sene boyunca Nahit hanıma yazdığı mektupları “Yalnız Seni Arıyorum” ismiyle 2014 yılında kitaplaştı.
Bu ilişkiyi zor ve bir o kadar da trajik yapan sevgilisinin evli olmasıydı.
Orhan Veli’nin İstanbul’dan, Ankara’daki Nahit hanıma yazdığı mektuplardan oluşan kitap, şairin yaşadığı zorlukları, parasızlığı, aşk ıstırabını gözler önüne seriyor.
Mektuplarda başka neler var?
Şairin ölümünden bir yıl önce yayınlamaya başladığı “Yaprak” isimli dergiyi bastırmak için paltosunu satmak zorunda kalması, tren bileti parası bulamadığı için aylarca Ankara’ya sevgilisini görmeye gidememesi, yaşadığı buhranlar, denize düşüp tepeden tırnağa ıslanması, arkadaşları, yorumlaması için sevgilisine gönderdiği şiirleri, tartışmaları…
Kitapta Nahit hanıma ait tek bir mektup var. Orhan Veli öldüğü için gönderemediği mektubu..
Kitabı okurken ünlü şairi bambaşka bir yönden tanıyorsunuz.
Aşk mektupları Orhan Veli’nin en özel, aşk acısı nedeniyle gardının düştüğü ve en savunmasız olduğu anların bir yansıması adeta.
Nahit hanımın çok kıskanç olduğunu ve Orhan Veli’nin sevgisini sorguladığı izlenimi ediniyorsunuz. Mektupların kısa olması ya da geç yazılması nedeniyle tartıştıkları da oluyor. Ama mektupların en önemli bulduğum yanı, Orhan Veli’in yaşam mücadelesi ve günlük yaşamı hakkında bilgiler içermesi. Bir yanıyla günlük gibi. Onu daha iyi tanımamızı sağlıyor. Böylece şairin o unutulmaz şiirlerini oluşturan hayatını ve perde arkasında yaşananları öğreniyoruz.
Fakat yine de şunu düşünmeden edemiyorum: Orhan Veli, özel yaşamını ve kimselere anlatamadığı duygularını döktüğü mektuplarının herkes tarafından okunmasını ister miydi? Ya da bir şairin mahrem sayılacak özel yaşamını hiçbir filtreden geçirmeden yayınlamak doğru mu?
Sonuçta mektuplar sadece yazıldığı kişi tarafından okunsun diye kaleme alınan özel metinler. Bu da apayrı bir tartışma konusu. Kafka’nın Milena’ya mektupları gibi..
Orhan Veli’nin mektuplarını 2014’den bu yana aralıklarla tekrar okurum. Şairler de her insan gibi sıradan duygulara sahip. Fakat bu duygularını daha edebi bir şekilde ifade edebilmelerini sağlayan yetenekleri sayesinde güzel şiirler yazıyorlar.
Orhan Veli’nin mektuplarında ise edebi ya da şiirsel bir anlatım söz konusu değil. Son derece sade ve günlük dil kullanılmış. Şairin imkansız aşkı Nahit hanımın, Orhan Veli’nin ölümünden sonra ne yaptığını merak ediyorsanız söyleyim. Bir süre sonra kocasından boşanıyor. Ardından 1955’de şair Arif Damar’la evleniyor. 2002 yılında 93 yaşında vefat ediyor. Yani 36 yaşında ölen Orhan Veli’nin ölümünden sonra 52 yıl daha yaşıyor.
Evet, yazı uzadı.
Orhan Veli’nin “Aşk Resmi Geçidi” şiirinde Nahit hanımdan bahsettiği bölümüyle bitireyim:
“Hiç birine bağlanmadım
Ona bağlandığım kadar
Sade kadın değil, insan
Ne kibarlık budalası
Ne malda mülkte gözü var
Hür olsak der
Eşit olsak der
İnsanları sevmesini bilir
Yaşamayı sevdiği kadar..”