Artık basılmadığı için 2. elden alıp okumuştum. Marquis de Sade'la bir ara kafayı bozduğumdan gerçekte nasıl birisi olduğunu anlamak istemiştim. Karısının gözünden Sade'ı görmenizi sağlayacak başarılı bir eser.
Aslında yarattığı karakterlerden çok da farklı olmayan bir yazarmış Sade. Karısını defalarca kez aldatan, her şeye rağmen onu kurtarabileceğini düşünen karısının niyetini suiistimal eden beş para etmez bir adam. Kendisini her seferinde karısının ailesi kurtarsın, gel gör ki şerefsiz Sade minnet borcu bilmesin. Karısının var olduğunu tek mapushanede hatırlıyor, internette Sade'ın karısına yazdığı mektuplara bakarsaız ne çeşit bir aşağılık olduğunu anlarsınız. Karısına hizmetçi muamelesi çekiyor. Kendisi ayrıca hayatının son dönemlerinde kaldığı akıl hastanesinde reşit olmayan hizmetçi bir kızla pedo bir ilişki de yaşamıştır.
Ürettiği fikirler düşündürücü fakat bu grotesk fikirleri gerçek hayatında uygulaması da zavallılık göstergesi. Kimse düşlerinin kölesi olamamalı hayatta.
Evet, kitaplarını severim ama Sade hakkındaki başka bir araştırma yazısının adı gibi, “Sade'ı Yakmalı Mı?” diye düşünüyor insan.
Evet, yakmalı, derim. Napoleon' un Sade'ın eserlerine yaptığı gibi. Eserleri bakış açınızı zaten tamamen değiştirmiyor, keşke yalnızca yazdıkları 'ahlaksız' olsaydı. Sade'ın kendisi de öyle.