·404 syf.····Okunma: 08 Ağustos 2012 00:00 1665 yılında, Doğu’da yaşayan son Cenevizlilerden biri olan Baldasarre Embriaco’nun hikâyesiyle başlıyor her şey. Lübnan’ın Cübeyl kentinde kaybettiği bir kitabı bulmak için yola çıkıyor. İncil’de yazdığına göre ertesi yıl, yani 1666’da dünyanın sonu gelecekti ve bu felaketi önlemenin tek yolu, Allah’ın varlığına işaret eden “Yüzüncü Ad”ın bilinmesiydi. Bu adın yer aldığı söylenen gizli bir kitap ise, yedi-sekiz yıl önce yaşlı ve yoksul bir Müslüman olan Hacı İdris tarafından Baldasarre’a verilmişti. Fakat Hacı İdris kitabı verdikten hemen sonra vefat etti ve Baldasarre kitabı okumaya fırsat bulamadan, İstanbul’a giderken Fransa Sarayı görevlisi Şövalye Hugues de Marmontel’e çok yüksek bir fiyatla satmak zorunda kaldı.
Baldasarre, kitabı satmanın verdiği pişmanlığı yaşarken, yeğeni Cabir’in ısrarıyla kitabın peşine düşmeye karar verdi. Cabir ve Habib ile yardımcısı Hatem, Baldasarre’nin yanında yolculuğa çıktılar. Bir süre sonra Baldasarre’nin gençlik aşkı Marta ve kasabanın dul bir kadını da onlara katıldı. Bu yolculuk onları İstanbul’dan Londra’ya, Ege Adaları’ndan Ceneviz’e, İzmir’den Konya’ya, Amsterdam’dan Lizbon’a kadar uzanan bir serüvene sürükledi.
Yol boyunca İzmir’deki Sabetay Sevi ayaklanmasını, 1666’daki Büyük Londra Yangını’nı, Hollanda-İngiltere Savaşları’nı ve Konya’daki veba salgınını bizzat gözlemlediler. Baldasarre için bu yolculuk, sadece kayıp bir kitabı bulma çabası değil, aynı zamanda o dönemin karmaşık tarihsel ve toplumsal olaylarına tanıklık ettiği bir serüvene dönüştü.