Kayıp Zaman İçinde serisinin dördüncü kitabı olan Sodom ve Gomorra ,kitabın adından da tahmin edilebileceği üzere bu sefer biraz farklı bir konuya değiniyor Proust..Sodom ve Gomorra kutsal kitaplara göre; Lut kavminin yaşadığı, eşcinsellik başta olmak üzere şehirlerde görülen ahlaksız yaşamlar nedeniyle, Tanrı’nın gökyüzünden ateş yağdırarak yok ettiği iki günahkar şehirdir. Proust’a göre; bugünkü eşcinseller, Tanrı’nın gazabından kaçıp kurtulan Sodomistliler ve onların soyundan gelenlermiş. Bu kitapta, sosyetenin büyük soyluları, büyük soyluların alay ettiği züppe burjuvalar, sosyeteye girmek isterken burjuvaların alay konusu olan zavallı yetenekli ve zeki insanlar ironik bir üslupla işlenmiş. İnsanların mevki ve servete duydukları hayranlık uğruna, ilkelerinden vazgeçişleri ile düştükleri acınası durumlara, özellikle M. de Charlus karakterinin onları küçümseyen ve ansızın bozguna uğratan sözleri ile mizah katılmış. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, kitabın asıl konusu eşcinsellik. Proust’un da gerçek hayatında tercihinin bu doğrultuda olduğu bilinmektedir ama hatıralarını anlattığı bu kitaplarda kendisini hep kadınlara ilgi duyan biri olarak anlatmasına rağmen; yakışıklı ve zeki M. de Charlus karakteri ile eşcinsellerin duygu, düşünce ve sırlarına istinaden birçok ayrıntıyı vermiştir. Proust, Balbec’e döndüğünde bir yıl önce vefat eden büyükannesinin hatıralarıyla, üçüncü kitapta ölümüyle yaşattığı üzüntüleri okuyucuya yeniden hissettirdi ve yine yüreklere dokunmayı başardı. Albertine’yle olan ilişkisini biraz daha ilerleten Proust, Albertine’yi kadınlardan bile kıskandı ve Albertine’ye karşı sergilediği kaybetmekten korkan gururlu aşk oyunları ve ona rahatlıkla anlatabildiği küçük platonik hoşlanmaları ile de şaşırttı. Proust, daha küçük yaşlarını anlattığı bundan önceki kitaplarda mızmız bir çocuk gibiyken, artık genç bir delikanlı oluşuyla çevresine karşı biraz daha alaycı yaklaşmaya ve eğlenceli bir gence dönüşmeye başladı. 39 günde bitirmişim. Gerçi bunda tam kapanmadaki yer degişikliği de etken ama ben mi kitabı okudum, kitap mı beni okudu bilmiyorum. Seride 4. kitap. inşallah bitiririm. 3. ve 4. kitapta çok darlandım, parantez içlerini okumaktan bıkkınlık geldi.Diyalogları paragraf yapmadan yazması, olay örgüsünün neredeyse hiç olmadığı yine soyluluk ve sosyete mücadeleleri, davetler, dedikodularla geçen 487 sayfa. İlk kitaptaki derin duygu yüklü anlatımı bulamıyorum.