Puan vermedi·504 syf.····Okunma: 26 Ekim 2025 01:23 (Sadece kitap yorumum)
Kafamda bir tuhaflık var. İsmiyle en başında ilgiyi kendine çekiyor kitap kabul edelim. Mevlut'un 12 yaşından başlıyor serüven Beyşehir ve İstanbul'a uzanan yolculuguyla birlikte de devam ediyor.
Bazı sokak lezzetleri vardır ya hani! Buna ayrı parantez açmış yazarımız. "Bozaa!" diye bağıran sokak satıcılarının gözünden Şişli, Tarlabaşı, Beyoğlu sokaklarını karış karış yürütüyor tabiri caizse. Mevlüt ile birlikte ışıklar yansın da biraz fazla satış yapabilsin gibi temenniler ederken yakalıyorsunuz kendinizi. Ama hiç garibanın yüzü güler mi! Gülmüyor tabi ki. Boza öncesinde yoğurt, niyet kartları, dondurma ve en son Rayiha'nın hayatına girmesiyle tavuk pilav yaparak kazancını elde etmeye çalışıyor Mevlut.
İstanbul, köyünde dururken en büyük hayali Mevlüt'ün. Köyde durmak en büyük eziyet. Bu halin etkisiyle babasına sürekli içerler karakter. Çünkü bazen gitmek gerekir. Başka bir seçenek yoktur. Olsun da istemezsiniz ya zaten.. kafanıza koymuşsanız eğer.
Mevlut de gider. Bir yandan okul, bir yandan da geceleri yoğurt satar. Ama içinde eksik tamamlanamayan seyler vardır. Evet bildiniz tabi ki aşk eksik :)
14 kısımdan sonra tek kaygısı romanın Mevlüt'ün evlenmesi. Neler yapmadı ki! Mektuplar yazmak için romanlar mi okumadı, siirler mi okumadı! Sonuç olarak tabi romanın daha hızlı bitmesi için aşk ve aşklar lazımdı. Burda da imkansız aşklar olduruldu. Yazar akışı bununla beraber sağladı.
Genel olarak olay örgüsü böyleydi.
Toplumun geçirdiği süreçleri 60'lardan başlayıp, 2000'lere kadar da devam ettirir yazarımız. Darbeler, ekonomik krizler, Rumlarin göçü zorunlu olarak, sıkı yönetimler, sağ sol, Alevi-Sünni tartışmaları... gibi pek çok duruma değinmiş yazarımız.
Bir ara gerçek ve hayal birbirine girer. Bu ayırdımı sağlayamaz karakterimiz.
Ama günün sonunda. En azından bir karakter için gitmek, yaşamak ve geçirmek ilmek ilmek o hayalin her bir düğümünü mümkün oldu. Düşe kalka da olsa payına düşene razı gelerek ama inatla direniş göstererek yaşamla dolup taşmak. Hangimiz bunu yapabiliriz ki?
Veya hangimiz Rayiha, Samiha ve Vediha'yız.
Köyden kente göç eden üç kadının elinde kalan fedakarlık, bolca çocuk, yemek, bulaşık, temiz ve itaatkar olmak bir de. Evet, şehre göç eden erkeklerin şehire uyum saglayamayınca tercih ettikleri şey kendileri gibi olanla evlenmek. İnanılmaz bir karmaşa elde kalan.
Bazen bir hayale, birazcık da cesarete ihtiyacımız olur. Heybemize doldurmayı unutmayalım..
Keyifli okumalar dilerim.