·141 syf.····Okunma: 20 Ekim 2025 00:13 Hepimiz "okul" denince hemen eğitimi, öğrenmeyi ve başarıyı düşünürüz. Fakat Ivan Illich kitabında farklı bir soruyu tartışır: "Okullaştırma eğitimle aynı anlama mı gelmektedir?" Illich'e göre okullaşma ve eğitim aynı şey değildir. Eğitim insanın doğal öğrenme sürecidir, yani doğduğumuz andan itibaren öğreniriz. Okullaşma ise bu öğrenmenin; kurumlar, müfredatlar ve diploması olan uzmanlar aracılığı ile kontrol altına alınmasıdır. Toplum da öğrenmeyi sadece "okulda" olursa geçerli sayar.
~ Okullaşma neden eğitim değildir? ~
Illich'e göre okullaşma öğrenmenin kendisi değil, kurumsallaşmış halidir. Okul bize öğrenmek için bir uzmana, bir programa, bir onaya ihtiyaç duyduğumuzu öğretir. Hatta Illich şöyle demektedir; "Okul modernize edilmiş bir proletaryanın dünya dini haline geldi ve teknolojik çağın yoksullarına beyhude bir kurtuluş vadediyor. Ulus devlet bunu benimsedi ve eski zamanların ruhban sınıfına ait başlangıç ritüelleri gibi tüm vatandaşlarına derecelendirilmiş bir müfredat içinde, sırayla diplomalar almaya koşullandırdı." Buradan da anlaşılacağı üzere öğrenme doğal bir merak değil "ödev" haline gelmiştir.
Okullaşma anlayışında öğrenme değil sertifika, diploma önem kazanır. Ayrıca okul, sosyal eşitsizlikleri meşrulaştırır; diploması olan "başarılı" olmayan "başarısız" sayılır bu da eğitimdeki fırsat eşitsizliğini göstermektedir. Illich özellikle fakir çocukların zenginler ile aynı zamanda okula başlasalar bile birçok eğitim faaliyetinden mahrum kalacağını vurgulamaktadır.
Ivan Illich, gerçek öğrenmenin kişinin merakı ve yaşantısıyla doğması gerektiğini vurgular, öğrenme müfredat tarafından dayatılmamalıdır. Okul, insanlara "öğrenmek için kurumsal onay gerekir" fikrini aşılar bu yüzden diplomalara, kurumlara bağımlı kalırız. Yine okullar öğrenmeyi belli kalıplara, müfredata sokarak yaratıcılığı ve kişisel gelişimi bastırır. Kişi çoğunlukla özgürce değil zorunluluktan öğrenir. Okullarda eğitim sınava tabi tutulur, ölçülür; stres olgusu ile öğrenciler kaygı ile öğrenmektedir.
Ivan Illich tüm bu eleştirilerinin ardından, ideal öğrenmenin yaşam içerisinde, doğal bir şekilde nasıl gerçekleşeceğine dair bir takım öneriler sunar:
> İlk olarak Illich kurumlar yerine "network" adını verdiği "öğrenme ağları" sistemini öne sürer. Bu sistemde insanlar öğrenme araçlarına, materyallere, kaynaklara ücretsiz ve dilediği zamanda ulaşabilmelidir. Örneğin bir bilgisayar, kitaplar, laboratuvarlar, müze ve tiyatrolar herkese açık ve elverişli hale getirilmelidir. İnsanlar bilgiye serbestçe ulaşmalıdır.
> İkinci olarak, Illich "yetenek modeli"ni önerir. Bununla bir branşa sahip olan ve bunu göstermek isteyen kişiler kastedilmektedir. Bu kişiler belli bir vakit dahilinde, sahip oldukları yetenekleri diğerlerine öğretecektir. Bir diploma ya da para şartı aranmayacak, bilgi takası ortamı oluşturulacaktır. Örneğin; birisi gitar çalmayı öğretirken diğeri ona yabancı dil öğretebilir. İletişim en basit haliyle e-posta yardımı ile yapılacak, buluşmalar ayarlanacaktır. Böylece gerçekten öğrenmek isteyen kişiler; zorunluluk olmadan, dilediği bilgiyi, daha rahat bir ortamda öğrenecektir.
> Üçüncü olarak, "benzerlerin eşleşmesi" fikrinde aynı konuya ilgi duyan kişiler, birbirleriyle bağlantı kurar ve birlikte öğrenir. Bunun için öğrenme toplulukları, forumlar, konuşmalar yapılmalı, sosyal ortamlar oluşturulmalıdır.
> Dördüncü olarak, "profesyonel eğitimciler" bulunmalıdır. Illich burada öğretmenleri kastetmemektedir. Bireyler kendilerine rehberlik veya mentorluk alabilir fakat bu kişi bir otorite değil yön göstericidir, öğrenene destek veren kişidir.
Illich'in bu sistem ile amacı her öğrencinin eğitimde izleyeceği yolu kendisinin belirlemesi, bir programa bağlı kalmaması, eğitimin demokratikleştirilmesidir. Bu sayede öğrenme okullara hapsolmayacak, topluma yayılacaktır. Diploma esas amaç değil, bilgiyi paylaşma amaç olacaktır. Okul ve öğretmen otorite olmayacak, herkes hem öğretici hem öğrenci olacaktır. Eğitim fırsatlarındaki eşitsizlikler ortadan kalkacak, herkes bilgiye erişebilecektir.
Illich'e zaman zaman katıldığım yerler olsa okulsuzlaşmak henüz mümkün değildir, bunun için toplumun eğitime bakış açısı bütünüyle değişmeli, kalıplar sorgulanmalıdır. Kişiler öğrenmeye ve öğretmeye her daim hevesli olmalı, dayanıklı temeller üzerine sistem oturtulmalı, farklı amaçlar eğitime dahil edilmemelidir. Fakat her birimiz öğrenmeyi hayatlarımıza her daim dahil edebilir, zorunluluktan çıkarabiliriz. Okulun duvarlarını yıkmasak dahi o duvarların ötesine geçebilmeliyiz.