Kumarbaz’ı az önce bitirdim ve kitap boyunca hissettiğim en belirgin şey, anlatımın bir noktadan sonra değişmesiydi. Özellikle generalin teyzesi Rusya’ya döndükten sonra sanki romanın kalemini başka biri devralmış gibi bir hava oluştu. İlk bölümlerdeki heyecan, tutku ve o sürekli tırmanan gerginlik yerini daha yavaş, dağınık bir anlatıma bırakıyor. Karakterlerin duygusal yoğunluğu azalıyor, rulet masasındaki o nefes nefese atmosfer bir anda sönüyor. Dostoyevski’nin bu romanı kısa sürede, büyük bir borcun baskısı altında yazdığını düşününce bu fark bir anlamda anlaşılır geliyor. Yine de, kitabın ikinci yarısında okur olarak aynı ilgiyi korumak zorlaşıyor. Bana göre Kumarbaz, başında çok güçlü başlayan ama sonuna doğru enerjisini kaybeden bir eser — sanki yazarın kendi yorgunluğu sayfalara yansımış gibi.