Birinci kitapta öldürülen Kral ve gerçekleşen olaylar sonrası ikinci kitabımızda suçlu gözüken prens Cal ve Kızıl kanlardan olan Mare kaçarak yeni kanları bulmaya çalışır. Yeni kandan olanların kanları kızıl ama güçleri gümüşlere benziyor bu yüzden gümüşlerden daha güçlüdürler. Bu yüzden Mare, yeni kanlardan oluşan bir ordu kurma planları yapar. 2.kitabımızda bu Yeni kanları bulma yolculuğu ile geçiyor.
İlk kitabı severek okumuş ve ikinci kitap için çok heyecanlanmıştım lakin ikinci kitap için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Yorum yapmak hatta fotoğrafını çekmek bile içimden gelmedi. Çünkü o kadar basitleşmiş ve sinir krizi geçirme sebebi olmuş ki Mare, baş karakterlerden biri ve gerçekten insanın boğası geliyor böyle bir karakter olmamalı. Sürekli bencilce hareketler, kendini düşünerek ilerlediği için omun yüzünden ölen insanlar ve sürekli yalan konuşması gerçekten çok sinir bozucuydu. Baş karakter olduğu için daha dik duruşlu, kendinden emin ve istikrarlı bir karakter beklerdim. Lakin “herkes herkese ihanet edebilir” cümlesini hayatına mottosu yapmış ve o yüzden sürekli kendi iç sesinde “yalan söyledim” gibi cümlelerle insanlarla bağ kurmuyor. Birini öpüyor ama aklı başka yerlerde. Yanında başkası uyuyor ama elinde başkasının mektubu. Bunun gibi bende çok fazla eksileri oldu. Serinin devam kitapları elimde olduğu içim mecburen okuyacağım ama devamını almasaydım bu kitabından sonra kesinlikle almazdım..