Puan vermedi·524 syf.····Okunma: 27 Ekim 2025 22:06 Orhan Pamuk’un *Masumiyet Müzesi* kitabını okurken, kendimi bir aşk hikayesinden çok daha fazlasının içinde buldum. Bu kitap bana, sevginin bazen ne kadar yıpratıcı ama aynı zamanda ne kadar saf olabileceğini gösterdi. Kemal’in Füsun’a olan sevgisi öyle derin, öyle takıntılıydı ki, okurken bir yandan ona kızdım, bir yandan da acıdım. Çünkü o kadar çok sevmişti ki, sevdikçe biraz daha kendini kaybetmişti.
En çok hoşuma giden şey, Orhan Pamuk’un detaylara verdiği önem oldu. Füsun’un eşyaları, evdeki her küçük şey bir hatıraya dönüşüyordu. Sanki sevdiği insanın izlerini saklamak, onunla yaşamanın tek yoluydu. Bu da bana, bazen birini unutmamanın yollarından birinin, ondan kalanlara tutunmak olduğunu düşündürdü.
Bazı bölümler ağır gelse de, duygusu o kadar derindi ki bırakmak istemedim. İstanbul’un eski havasını, o nostaljik duyguyu çok güzel hissettirmiş.
Benim için *Masumiyet Müzesi*, bir aşk hikayesinden çok, bir “unutamama hikayesi”. Herkesin içinde bir parça Kemal var bence sevdiğini kaybetmiş ama hâlâ onun izleriyle yaşayan bir yan.