Kitap başlarda ilgimi çekerek başladı, en azından yeterli sürükleyiciliği sağlamıştı. Ancak ilerledikçe beklediğim gibi çıkmadı pek çok unsur. O yüzden biraz zorlamayla bitirdiğimi ve hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim.
Ana karakterimiz farklı sihir güçlerine göre renklerine ayrılan -kırmızı, gri, siyah ve beyaz- Londra’lar arasında yolculuk yapabilen bir büyücü ve klasik şekilde bir noktada işler ters gitmeye başlayınca bir maceranın içine atılıyoruz. İlginç fikirlerle açılan hikaye asla zenginleşmiyor; fantastik öykülerde alışık olduğumuz farklı yaratıklar, yerler, yan olay örgüleri ve ilginç karakterler gibi detaylar kitapta yok. Tek bir hedefimiz var ve yalnızca onu takip ediyoruz. Yaratılan evrene bakınca yazarın detaylara inmemesine üzüldüm açıkçası. Ayrıca karakterlerin aldıkları kararları saçma buldum, bir diğer kitaptan soğutan mevzu da yazarın çok yorum yapması :) Keşke sadece olayları anlatıp yorumu bize bıraksaymış. Eğer lise çağlarımda elime geçmiş olsa daha çok beğenirdim muhtemelen. Yine de kampanya döneminde yazarın hem farklı bir kitabını hem de bu serinin ikincisini aldığım için bir ara devam etmeyi düşünüyorum. Belki fantastiğe başlangıç olarak okunabilir ama yetişkin okuyucuları tatmin etmez diye düşünüyorum.