Gönderi

7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2025 23:59
Bir dönemin önemli gazetecilerinden Orhan Karaveli’nin, ailesinin hikayesini anlattığı bir anı kitabı bu. 2 kuşak öncesinden, Ankara’da başlıyor hikayesi. Bence kitabın en ilgi çekici kısmını da, 2. Meşrutiyet’in ilanı ile başlayıp, Gazi Mustafa Kemal’in padişaha baş kaldırıp, Sivas Kongresi’nden sonra Ankara’ya yerleştiği yıllara kadar devam eden bu kısmı oluşturuyor. Çorak, sapa kent Ankara’nın eski yerleşiklerinden Karaveli ailesi. Seymenlik yapan, bununla da inanılmaz gurur duyan ve renkli kişiliklerden oluşan bir soydan geliyorlar. Bir iddia uğruna sırtında koca bir mermer taşıdığı için akşamına felç olan ve ölen dedesinin babası, trajik sonu ile üzüyor insanı; ama kuşaklar boyu baki kalacak o inadın kalıtsal temelini de gösteriyor. Seymenlik’i ile gurur duyan ve Gazi’nin önüne çıkacakları bir tören için heyecanla yola koyulduğunda yığılıp kalan dedesinin hikayesi de bir o kadar hüzünlü. Her ne kadar Orhan Karaveli kimi tanık ifadelerinden hareketle bu etkileyici dedenin, komşusu Gayrimüslim aile tarafından ikram edilen kahve ile zehirlendiğine inanır davransa da; dedenin ölüm şekli, benim gibi amatör bir tıp meraklısına, tastamam genç yaşta yakalanılan talihsiz bir kalp krizi gibi görünüyor. Kendi dedemi de benzer sebeple kaybettiğimden olacak; zehirleme hikayeleri ile oyalanmak yerine, “keşke kalp masajı bilinseymiş de bu dağ gibi genç adamlar yaşatılabilseymiş” diyorum. Babası, kendi babasının gencecik vefatı sebebiyle henüz 7 yaşındayken çalışmak zorunda kalan, okula gitmeyen ama kendini yetiştiren ve madencilikle hatırı sayılır bir servet edinen Mahmut Karaveli. Bir dönem Vehbi Koç ile ortaklık yapacak kadar yükselen bu sanayici, yıllar içinde sıfırı tüketip tekrar tekrar ayağa kalkmayı da bilmiş ve ailesine önemli bir servet bırakmış. O dönem maden işçilerinin dramını da bildiğimden, gaddar bir sermaye sahibi olup olmadığını araştırdım ancak internette hakkında fazla kaynak bulamadım. Olmadığını ümit ederim. Orhan Karaveli, Galatasaray Lisesi’nde okumuş bir gazeteci. Sarsılmaz Atatürkçülüğü, Atatürk ilkelerine bağlılığı ve açık sözlülüğü ile tanınıyor. Kitabın sonunda, ağabeyi Nihat Karaveli ile ilgili çekişme ve anlaşmazlıklarına da yer vermiş. Her ikisini de pek tanımadığımdan benim için gereksiz detaylar oldu. Yine de, kardeşlerin karşı karşıya gelmesinden hiç hoşlanmadığım için olsa gerek, bende buruk bir tad bıraktı. Dürüstlüğünü takdir edip aktardıklarının basın tarihi adına önemli vesikalar olduğuna inansam da, aile söz konusu olduğunda, “kol kırılır, yen içinde kalır.” yaklaşımını daha doğu buluyorum sanırım. Son kısımda bir kaç sayfada da Adnan Menderes yıllarından kesitler var. Aleyhinde yazan basından sürekli şikayet eden ve bu basını susturmak için her yolu mübah gören Menderes zihniyeti, bugünlerde yaşadıklarımızın temel taşları daha o zamanlarda örülmeye başlanmış dedirtiyor. Dönem fotoğraflarıyla süslü, değerli bir tarihi belge bırakmış geride bu eseri ile 2023 yılında kaybettiğimiz yazar. Hatırasına saygıyla…
Bir Ankara Ailesinin ÖyküsüOrhan Karaveli · Doğan Kitap · 201362 okunma
·
260 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu aralar puanlamada çok cimri görüyorum seni AkilliBidik :))
AkilliBidik
Gönderi Sahibi
Haklısın arkadaşım. Günler kısaldı, güneş kayboldu; ben de aksileştim demek ki...