Gönderi

9/10
·280 syf.··
2025 12. kitabı
·
1629 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 10:51
Türk edebiyatının kült eserlerinden biridir. Döneminde oldukça ses getirmiş, sansüre uğratılmak istenmiş hatta TBMM'de bile tartışma konusu olmuştur. Önce tiyatro oyunu sonra iki defa filmi çekilecek sahnede ve beyazperde de yerini alacaktır. Köy enstitülü öğretmen Fakir Baykurt'un adını duyuran eseridir. O derece sansasyon yaratacaktır ki bir dönem öğretmenlikten uzaklaştırılacaktır. Türkiye'de toplumcu gerçekçiliğin en güzel örneklerinden olmakla birlikte halkın sosyo-ekonomik durumunu gözler önüne serer. Seksen haneli karataş köyünde yaşar kara bayram ve ailesi, köyün yoksullarındandır. Daha önce satılan bey çiftliğinden kırk dönüm tarla alabilmiş, ortakçılıktan, yarıcılıktan kurtulmuşlardır ama borcunu yedi yılda ancak ödemiştir. Vilayete yapılacak heykel için muhtar köy içinden ev yeri satar. Kara bayramın evinin önünü köy kurulundan deli haceli alır, muhtar hacelinin tarafını tutacaktır. Haceli temel kazar karşısında bayramın anası ırazca'yı bulur, dirayetli kadındır ırazca kendisi karşı koyar ki bayramı yem etmek istemez. İşler çığırından çıkar ırazca temeli geceleyin doldurur, haceli tekrar kazar gece temelin başında yatar. Muhtar bayrama gözdağı verir, haceliye devam et arkanda ben varım der. Haceli temelde yatarken bayramın ailesi kerpiçleri kırar. Köyde hazırlık vardır, kaymakam gelecektir muhtar bayramın kuzusunu çaldırtır ve kestirir. Kerpiçlerin kırıldığını duyan hacelinin gözü hiç bir şey görmez bayramın evini basar. Eline ne geçerse vurur, avluda çamaşır yıkayan hatçaya değen taş çocuğunu düşürtür. Bayram yetişir haceliye dayak atar, köylü araya girer. Muhtar bayramı odaya çağırtır, pusu kurmuştur o da bayrama dayak attırır. Çaresiz kalan ırazca köye gelmeden kaymakamın önüne çıkar halini arz eder. Kaymakam muhtarın yüzüne bakmaz bütün hazırlık boşa gider ve ev yeri satmanın kanuna uygun olmadığını söyler. Durumun aleyhine olduğunu anlayan muhtar sağlıkçı şakir efendiyi getirir hatçaya iğne yaptırır. Haceliye bayramla barışmasını yoksa mahpuslar da çürüyeceğini söyler. Köylü de ırazca'ya gelip barışmalarını söyler. Irazca davasından vazgeçmez. Muhtar bütün yaptıklarını inkar eder, şark kurnazlığı ile sıyrılır işin içinden ve temeli doldurtur, haceli bayramın evinin önünden çekilir. Ufacık bir köyde bile haksızın haklıyı tahakküm altına aldığı ve hakkını aramanın ne kadar zor olduğunu gösterir. Zenginin ve arkası sağlamın kayırmaca ve iltimas ile işini her türlü yürüttüğü, fukaranın ise göz açmasına bile fırsat verilmez. Siyasetçinin her yerde aynı olduğu, çıkarı neredeyse oraya eğilip büküldüğü bellidir, seksen haneli köyün muhtarı bile siyasetin ikiyüzlülüğünün adeta vücut bulmuş halidir. (Serinin diğer kitapları "Irazca'nın Diriliği ve Kara Ahmet Destanı" İle devam edeceğim ) Keyifli okumalar.
Yılanların ÖcüFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20217,3bin okunma
·
166 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.