O Hikaye Yarım Kalmadı, O Hikaye O Kadardı.
Puan vermedi·524 syf.··
2025 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 00:58
İş için 10 Ağustos – 20 Ekim tarihleri arasında İstanbul’daydım. İstanbul’a ilk defa gelmiş olmamın ve İstanbul’a duyduğum büyük hayranlığın etkisiyle her binaya, her sokağa ağzım açık bakarken yolum Masumiyet Müzesine düştü. Kitabı okumadan müzeye gitme isteğinin huzursuzluğuyla köşe bucak müzeyi ararken -tam da gitmekten vazgeçmiş şu yokuştan aşağı doğru sallansam Karaköy’e inebilir miyim diye düşünürken- müzenin tabelası birden karşıma çıkınca içimdeki huzursuzluğu bir kenara bırakıp müzeye gitmenin kaçınılmaz olduğunu anladım desek daha doğru olur. Kapıdaki görevlinin kitabı okudunuz mu sorusunu olumsuz yanıtlayınca verdiği tepki her ne kadar huzursuzluğumu tekrar depreştirse de bir dinleme cihazı alarak moralimi yükselttim. “Belki de her şeyi gösterilen bilinen biçimin dışında yapmakta farklı bir deneyimdir.” diye düşünerek de kendimi rahatlattım. Müzeyi gezip cihazı dinlerken – etraftaki öpüşen çiftler için sizin eviniz barkınız yok mu biraz saygı lütfen diye de düşünürken- kendimce hikayeyi yazıp kurguladım. Elbette yazdığım hikayenin romanla pek ilgisi yoktu :) Müzeyle ilgili belleğim hislerim tazeyken kitabı edinip okumalıydım. Kurgumun da doğruluğunu görmeliydim:) Galata da güzel bir kafede Masumiyet Müzesi kitabının satıldığını görünce hemen aldım ve her gün belirli saatlerde o hoş kafeye gelerek kitabı kafede bitirme kararı aldım. Böylece kitap için kendimce bir anı oluşturacaktım. Her şey ne kadar güzel ve mümkünken İstanbul da –benim kitapla ilgili planıma üç gün uymuşken- yağmur yağmaya başladı birkaç gün. Sonra da seyahatim bitti ve hikayemiz yarım kaldı. ---BU KISIM KİTABI OKUMAYANLAR İÇİN SPOİLER İÇEREBİLİR.---- Bu aşk hikayesinin kaybedeni kimdi ya da bir kaybedeni var mıydı? Ne kadar mümkündü ya da ilk baştan mümkün olsaydı –Füsun ve Kemal aşkı- Kemal bu kadar fedakar olacak mıydı? Füsun Kemal’in Sibel ile evlenip- evlilik dışı ilişki fikrine uysaydı sonuç ne olacaktı? Füsun gerçekten Kemal’i seviyor muydu, annesinin Füsun’un üzerinde etkisi ne kadardı? Füsun intihar mı etti, bu intihara ne zamandan beri kararlıydı? Sorular sorular sorular… Kemal İstanbul’un köklü zenginlerinden birinin oğlu, Avrupalarda eğitim görmüş, dünyanın bir çok yerini gezmiş, İstanbul sosyetesinin en gözde kadınlarından birisiyle nişanlı, babadan kalma servetiyle gelecek kaygısı hiç bir zaman olmayacak, parasıyla hayatta bir çok işi halledebilecek, itibar sahibi saygı duyulan, naif karakterli, büyük ihtimal çok yakışıklı…. Her şey ne kadar da mükemmel değil mi? Bir çok kişinin ulaşmak istediği her şey ona altın tepsiler içinde sunulmuş. Hayatını yaşayıp işine baksana. Ama öyle olmuyor işte. Hayat ve hayatın gerçekleri öyle değil. Mana dediğimiz gerçek bu suni cezbedici unsurlarda değil. Bunların hiçbirinde duygu yok. Görmüş, yaşamış, dünyayı idrak etmiş insanlar için gerçek hissedilmeli hayat bir mana üzerine yaşanmalıdır. İnsana gerçeğe yaklaştıran duygulardan en önemlisi de acı, melankoli, hüzündür. Kemal sosyete ortamının yapaylığını idrak ettiyse bu ortamdan sıkıldıysa, iş hayatı ona manasız geliyorsa, dünyanın her yerini gezdiyse, eğitimliyse ne yapsın ? Bu hayatı nasıl yaşasın dünyaya nasıl tutunsun? Kendi gerçeğini nasıl bulsun, kendini neye adasın? Bazı insanlar daha en başta mahvolmuştur. Hayatta bu insanları girdap gibi belirli bir sona çeker, kaçma şansları yoktur. Çünkü dünyaya bu sonu yaşamak için gelmişlerdir. Hayat onlar için her zaman ağlarını örer. Kemal Basmacı da bu insanlardan bir tanesidir. Önemli olan Füsun Sibel hiç birisi değildir. Hayatları bambaşka olsa da kaçınılmaz son muhakkak gerçekleşecektir. Nişandan iki ay önce Füsunla tanışması, Fusün’unla yakınlaşma, gözünün hiçbir şey görmemesi, tam vazgeçecekken tekrar izini bulması, Nesibe Halanın evine gittiğini onu eve bağlamaya çalışması. Tam kavuştum derken Fusün’un kendini öldürmesi. Hep bu son için… Elbette bu girdaptan çıkamamasında alkolünde etkisi var. Bir alkolik her zaman teslimiyet halindedir. Enerjisi daha azdır. Geleni kabul etmeye daha müsaittir. Bir alkolik için yeniden başlamak zor kabul etmek daha kolaydır. Duyguları daha depresif daha melankoliktir. İçen bir insan geçmişini hatırlamak yada sevip unutamadığı bir hatırası olsun ister. Ama bu içki konusunu da hayata bağlanamamaktan ayrı düşünmemek gerekir. Bir insan hayata bağlı değilse –dindar da değilse- alkol onun için çok kolay bağlanılabilir olacaktır. Yine de yazarın son cümlede dediği gibi Kemal mutlu yaşamıştır, mutlu ölmüştür. Kendi hayatından kaçabildiği için , acı çekerek kendi benliğini hissettiği için … Bazen böyledir, kendine acı çektirerek ancak varlığını hissedebilirsin. Kendi hayatını mahvederek yaşamaya devam edebilirsin. Elbette Kemal’e bu son sözü söyletirken Orhan Pamuk eseri bir ajıtasyon olmaktan kurtararak bir baş yapıt haline getirmiştir. Kemal nihai olarak kendi yapısına uygun olarak yaşaması gereken hayatı yaşamıştır. Emindir ki Fusünla hiç karşılaşmasa bundan daha mutlu olmayacaktır. Ayrıca yazar Fusün’un kaza sahnesini hızlı geçerek konuyu dramatize etmekten kurtarmıştır. Kitabın başında da başka bir kaza üzerinden Fusün’un cenazesini okura seyretmiştir. Kitapla ilgili diğer tüm sorular için Kemal’in annesinin fikirlerine ve yaklaşımlarına katılıyorum. Herkese keyifli okumalar dilerim.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
··
1.273 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.