·560 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Ekim 2025 16:54 ; 7/10
bu kitabın neden bu kadar çok sevmeyeni var diye sorarak yorumuma başlamak istiyorum. gerçekten neden? çünkü ben çok sevdim, tamam ben zaten genel olarak zıt bir insanım ve sevilmeyen kitaplarda sevecek bir şey buluyorum ama yani bu kitapta oturup öyle özel olarak sevecek bir nokta aramama bile gerek yoktu. dümdüz çıtır çerezlik bir yetişkin genç kurgusu, beş yüz sayfa çıtır çerez için biraz uzun ama hahahaha yani çerezlik gitti kitap o anlamda söylüyorum.
şimdi bir kadın karakterimiz var anastasia şu zamana kadar okuduğunuz bütün kadın karakterleri unutun, anastasia inatçı, dediğim dedik, dik kafalı, ağzı ve fikirleri pek bozuk ve tam bir kalas. ona bayıldım! yani bir kadın romantik olmak zorunda mı? nazik olmak zorunda mı? hep aşko kuşko konuşup edepsiz düşünceleri olmamak zorunda mı? yani şimdi hangimiz biraz böyle değiliz ki? anastasia minyon bir buz patencisi ve kendinden uzun, iri ve sert beylerle takılmayı ama ilişki yapmamayı seviyor. açık konuşalım erkeklerden tiksinmeseydim ve bu kitaptaki gibi adamlarla çevrili olsaydım yemin ederim bu kadın ben olurdum. yoğun bir dönemden geçiyor, işi başından aşkın ve kendine ilişki için bir boşluk bulamadığından erkeklerle takılıyor. ya şimdi böyle yorumunu yazarken ona gerçekten bayılmışım!
bir de bunun buz pateni eşi var illet aaron tamam birlikte gerçekten güzel işler çıkartıyorlar ama biri bana kitap boyunca anastasia'nın bu mal herife nasıl katlandığını açıklayabilir mi? yemin ederim kızda peygamber sabrı ve inanılmaz bir profesyonellik var, onu sevmek için bir sebep daha.
bir gün hokey takımının sahasına bir şeyler oluyor ve hokey takımı buz patencilerinin sahanını kullanmak zorunda kalıyor ve bir dönem ders ve antrenman programını buna göre yapıyorlar. çalışma saatleri kısaldığı için inanılmaz takıntılı olan anastasia hokey takımından nefret etmeye başlıyor ve bir an önce sahalarından gidecekleri günü iple kovalıyor.
derken kitaba erkek karakterimiz, sevimli mi sevimli nate giriyor. hokey takımı kaptanı. hareketleri, sözleri ve düşünceleriyle kısacası kişiliğiyle tam bir centilmen. muhteşem ve kusursuz olan o erkek ama yatakta da pek edepsiz, şakacı yani yanında rahat ve kendiniz hissetmemeniz imkansız.
nate anastasia'yı gördüğü gibi vuruluyor ve kitap bu ikilinin etrafında dönüyor. detaya girmek istemiyorum çünkü gerçekten geniş bir konusu olan uzun soluklu bir kitap ve her detayı beni şaşırttığı gibi sizi de şaşırtsın isterim okurken. ama şunu söyleyim bir hikayeden çok sanki gerçekten bizim hayatımızın bir parçasını okuyormuşuz hissi veriyor kitap. nefretten aşka'nın anastaia tarafından hakkını veren bir kitap çünkü gerçekten anastasia'nın ki başta nefretti ve sonradan yavaş yavaş aşka dönüşünü okuduk. nate zaten en başından beri rengini belli etti ama onunda aşık adam rollerini okumak çok keyifliydi.
sahiplenici. kıskanç. düşünceli. hediye vermeyi seven. arabasıyla evden alıp gideceği yere bırakan. arayıp kötüyüm dediğinde beş dakikada kapıda biten. yanında doğal, çıplak, makyajsız, dağınık ve kirli en rahat halinle durabileceğin bir erkek düşün işe o kişi nate. tek bir falsosu bile yoktu. senenin en iyi erkek arkadaşı açık ara farkla.
sonra hokey takımındaki çocukların eğlenceli anlarını falan okumak bence gerçekten güzeldi. bir kısım cinsellik fazla vardı diyerek o noktaya takılmış ama bana normal geldi. yirmi bir yaşında üniversite okuyup ikisi de sporla ilgilenip vücuduna güvenen iki kişiden daha azını beklemezdim. bol bol açık ve bel altı sohbetleri vardı ve biraz detaylı hatta fantezili bir cinsel hayatları vardı. rahatsız olurum diyorsanız o kısımları atlayarak da okuyabilirsiniz ama bence kitaba renk katmışlar.
sekizlik bir yedi puan verdim çünkü yoğun bir haftamda on günde falan okudum kitabı beni aslında yoğunluk sıktı ama kesinlikle rahatlıkla yedi buçuk diyebiliriz bu puana. umarım merak edenlere ya da ben gibi başta nefret yorumları alıp gözü korkanlara aydınlatıcı bir yorum olmuştur.