Kısaca özetlemek gerekirse akıcı, sade ve şık bir anlatıma sahip. Bir çin kasabasında zengin bir ailenin miras yedi oğlunun oğlu da miras yedi oluyor ve hikaye sıfır noktasına inen bir adamın aslında hayatına yeni baştan başlamasını anlatıyor.
Kitap en başından sizi sıkıca kavrıyor. İsteseniz de istemeseniz de okuyorsunuz bırakma gibi lüksünüz yok. Yazar karakterin kayıplarını o kadar sade ama içsel bir şekilde konuşturmuş ki anlatamam. Yaşıyorsunu ve o pirinç lapasını siz yiyorsunuz.
Hayatın o kadar kolay olmadığını kafamıza vurmadan anlatıyor. Yapılan hataların o an için hata olduğunu zaman geçtikçe hatalar olmasa hayatın daha belki de daha kötü olacağını gösteriyor.
Şunlara da değiniyor devrimlerin, kominizmin, liberalizmin köylüye, işçiye, emekçiye aslında hiçbir faydası yok. Önce iyi bir şeymiş gibi hissediliyor daha sonra insanların özgürlüğü sayılarla, çalışmayla kısıtlanıyor.
Bende uyandırdığı etki ne yaparsan yap kaderin ve hayatın önüne geçemezsin oluyor. Biz kayıplar yaşarken, ağlarken, kendimizi üzerken zaman donmuyor sürekli akıyor.
Güzel bir kitap yıllar sonra tekrar okunabilir ama kafa dağıtmak başka açıdan bakmak için çok ideal. Yazarın ellerine sağlık diyorum...