Puan vermedi·282 syf.··Beğendi
· Bu kitap, unuttuğumuz bir hakikatin kapısını aralıyor:
Biz ışığı hep Batı’da aradık; kendi doğumuzun sabahını görmezden geldik.
Meriç, bu eserde Doğu’yu egzotik bir masal olarak değil, medeniyetin ana rahmi olarak anlatıyor.
Hint’ten İslam’a, gelenekten irfana; gözden kaçırdığımız bütün birikimi tek tek önümüze koyuyor.
Cümlelerde bir sitem var:
Kendine yabancılaşmış bir toplumun, kökleriyle kavgası…
Okuduk ama anlamadık.
Anladık sandık ama düşünmedik.
Kitap boyunca şunu hissediyorsun: Doğu geri kalmış değil, biz körleşmişiz.
Hakikati Batı’nın aynasında ararken kendi yüzümüzü unuttuk.
Meriç’in dili yine keskin ama öğretici.
Seni dövmüyor; silkeler.
Bir kavramlar ormanı kuruyor; ama hepsinin kökü toprağın altında birbirine bağlı.
Bu eser, aslında bir davet: “Önce kendini bil.
Kökünü bil ki kanatlanabilesin.”
Kitabı kapadığında aklında tek bir soru kalıyor: Biz ışığı yanlış tarafta ararken, kendi sabahımıza sırt mı döndük?
Işık Doğudan Gelir, kültürün hafızasına dönenlerin kitabı.
Okuyan değişmez belki; ama yönünü yeniden düşünür.