Puan vermedi·137 syf.····Okunma: 29 Ekim 2025 21:09 Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Geraldine Pinch'in "Meraklısına Mısır Mitolojisi" adlı Araştırma-İnceleme kitabı oldu.
Batı kültürünü de etkileyen Mısır mitolojisinin büyülü, biraz karmaşık ama en eski tarihte çeşitli mitsel hikâyelerin anlatıldığı bir dolu bilgiyle karşılaşıyoruz.
Bunlardan en ilginç bulduklarım Kleopatraʼnın İğnesi oldu. Yaklaşık 21 metre uzunluğundaki anıtın hakiki bir dikilitaş olarak mitolojik bir yer ve zamanın temsili olduğu, batı ufkunun gün batımı ve ölümü işaret etttiği doğu ufkunun ise şafak ve yeniden doğuşu temsil ettiğini öğreniriz.
Dikilitaşlara verilen önem ve kutsallık çağlar boyunca devam edegelmiş.
Maternic Stelasıʼndaki büyüler ve resimler düzen ve kaos arasındaki ebedi savaşı aktarır. Bunun yanısıra "Horus ve Seth'in Çekişmeleri" bölümünde mitin detaylı bir şekilde dokümanlarını önümüze serer yazar. İsis ve Osiris tanrılarının da olduğu mite de ayrıca bir yer ayrılmış.
Kitabın adından da anlaşıldığı gibi Meraklısına Mısır Mitolojisi, daha önce Mısırʼın kültürel ve mitine biraz aşina olmuş okuyucuların rahatlıkla okuyabileceği bilgi kaynak kitabı olduğunu söylemeliyim. Bir başlangıç kitabı olarak görülmemeli! Az çok Mısır mitine dair bilgilerim olsa da karmaşık ve yoğun bir okuma süreci geçirdim. Ama yine de daha önce duymadıklarımı bilgi hazneme kaydettim diyebilirim. Bilgi haznemde unutulmasına fırsat vermemek garanti altına almak içinde defterime dikkatimi çeken bilgileri yazdım tabi ;)
#kitapalıntıları
Thames Nehri'nin kuzey kıyısında, “Kleopatraʼnın İğnesi” olarak bilinen bir anıt bulunmaktadır. Anıtın süslü kaidesi ve çevresindeki Viktoryen olmasına karşın, “iğne”nin kendisi Antik Mısırʼa ait hakiki bir dikilitaştır... Yaklaşık 21 metre uzunluğundaki Kleopatraʼnın İğnesi, Mısırʼın en büyük tapınakları için yapılmış süper dikilitaşlar sınıfına girmektedir... Bir dikilitaş, mitolojik bir yer ve zamanın heykel formundaki bir temsilidir.
Kleopatraʼnın İğnesi batı ufkunu, yani gün batımının ve ölümün yerini temsil eder. Çiftin diğer dikilitaşı, doğu ufkunun, şafak ve yeniden doğuşunun temsilidir.
İngilizler Napolyonʼun ordusunu MS 1801ʼdeki İskenderiye Savaşıʼnda yenilgiye uğrattıktan sonra, bu dikilitaş Türk bir vali tarafından İngiltereʼye sunuldu. Bir süre hediye vasfıyla bekleyen Kleopatraʼnın İğnesi, MS 1877ʼde “Kleopatra” mavnasıyla, altı kişinin öldüğü Britanya yolculuğuna çıktı. Dikilitaşın Thames kıyısına başarıyla dikilmesi Amerikaʼda kıskançlığa neden oldu. Bu nedenle çiftin diğer dikilitaşı New Yorkʼa nakledilerek, MS 1881ʼde Central Parkʼa dikildi.
Dikilitaşlar son yüzyıllar mezarları işaretlemek veya savaşta ölenleri anmak için kullanılmıştır. Antik Mısır sıklıkla ölüme saplantılı bir toplum olarak yaftalansa da Mısır düşüncesinde marazi bir ölüm takıntısı yoktu. Dikilitaşlar asıl ortamlarında yaşamın ölüm karşısındaki zaferini kutluyordu.
Metternich Stelasıʼndaki büyüler ve resimler bir açıdan Mısır mitinin önemli bir parçası olan düzen ve kaos arasındaki ebedi savaşı aktarıyordu. Başka bir açıdan ise yılan ve akrep sokması gibi günlük tehlikelere karşı çareler sunuyordu. Steladaki silahların pek çoğu, yılanları, timsahları ve diğer tehlikeli yaratıkları ezerken, mızrakla vururken veya boğarken betimlenmektedir. Her Mısırlı bu tuhaf figürlerin, güneş tanrısının kötülüğü ve acıyı uzaklaştırmak için celp edilen geleneksel muhafızları olduğunu anlardı.
Metternich Stelasıʼnda korunan hikâye Horusʼun zehirlenmesini anlatır ancak mutlu sonla biter. O zamanlarda bile hiyeroglif yazıda betimlenen İlahi acı, kaos canavarlarını alt eden ilahlara dair onlarca olumlu imgeyle dengelenmeliydi. Kral Nektanebo, stelada ilahlar ile şifa arayan insanlar arasında bir aracı olarak sunulmaktadır. Hiyeroglif yazının temel araçlarından biri, kralların insanlık adına ilahlar ve atalarla iletişim kurmasına izin vermekti.