Evet evet popüler kültürün kölesiyiz hepimiz. Kitabın kapağındaki “21. yüzyılın en önemli kitaplarından biri” (The New York Times) cümlesi beni oldukça etkiledi. Sarı Yüz’ü ilk kez D&R’da “çok satanlar” bölümünde gördüm. Arka kapağını okuduğumda konusu ilgimi çekti; bir süre sonra kitabı edindim ve okumaya başladım.
Kitap, birbirine çok yakın olmayan iki arkadaşın hikâyesini anlatıyor: Biri edebiyat dünyasında oldukça tanınan bir yazar olan Athena, diğeri ise kendini bu dünyaya kabul ettirmeye çalışan Juniper. Spoiler vermeden özetlemek gerekirse, Athena Juniper’in gözleri önünde trajik bir şekilde boğularak hayatını kaybediyor. Juniper, onun üzerinde çalıştığı kitap taslağını kendi eseriymiş gibi yayımlıyor ve olaylar da bu noktadan sonra hızla gelişiyor.
Roman başlangıçta oldukça güçlü ve dinamikti; olaylar hızlı ilerliyor, merak duygusu yüksekti. Ancak ortalarına doğru bu tempoyu kaybettiğini hissettim ve biraz sıkıldım. Sonlara doğru yeniden ivme kazandı, heyecan verici bir hale geldi. Fakat sonu benim için yeterince tatmin edici değildi; daha güçlü bir final bekliyordum diyebilirim.
Ama Sarı Yüz bence bu yaşadığımız çağa atılmış güçlü bir tokat. R. F. Kuang, günümüzün sosyal medya merkezli yaşam tarzını öyle ustalıkla yansıtıyor ki okurken ister istemez kendi dünyamızda bizde böyleyiz aslında diye öz eleştiri yaptırıyor. İnsanların artık gerçeklerden çok görünürlük peşinde koştuğu bir paylaşımın ya da bir kelimenin bile linç kültürünü tetiklediğini çok güzel bir şekilde anlatıyor. Genel olarak baktığımda bu özellikleri değerlendirdiğimde
beğendiğimi söyleyebilirim.