·109 syf.····Okunma: 23 Ekim 2025 00:00 Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
"Büyük yaşanmışlıklarla küçük bir ömre daha neler sığabilir?" sorusunda sayfalar arasında tıpkı Diana gibi kaybolmak... Uzatılan yardım elinin bazen çaresizliği, bazen beceriksizliği, bazen de yasa çerçevesinde sıkışıp kalmasının hazin sonu 8 yıllık bir ömre, bir çocuğa mal oluyor. Kurguda kalsa iyi en fazla üzücü oysa gerçekte olması her insanoğlu için kahredici.
Fransa'da yaşanan gerçek bir çocuk istismarını kaleme alır yazar. Röportaj tekniği havasında kişilerin ifadelerinden olayın gidişatını dış seslerinden okurken aslında kişilerin kendi öz eleştirilerine, iç seslerine de ortak oluyoruz. Travmatik durumda her çocuğun psikolojik dayanıklılığı/ etkilenme düzeyi farklıdır ki; fiziksel -belki de daha fazlası- istismara maruz kalan bir çocuğun hazin sonununda Diana, yabancılara tensel temas, sürekli dikkat çekmek için yüksek ses konuşma, sesli gülme gibi davranışlar sergiler. Duygusal istismara maruz kalan ağabey ise içine kapanık, insanlardan uzak duran, yalnız kalmaya çalışan bir çocuk olur.
Evet konu ne yazık ki klasik bir konu. Sahip çıkılamayan, varlığından bile haberimizin olmadığı, şu an bile dünyanın bir çok köşesinde acılar içinde kıvranan binlerce çocuktan sadece biri Diana. Yazarın edebi başarısı ise pornografik bir anlatımının olmaması. Acıtasyon ve dramın olmadığı, kelimeler ile sezdirilen, duygu ile hissettirilen gizli anlatımla bir acı, bir gerçek bu kadar doğru anlatılabilirdi.
" Eğreti bir aileydi bizimki, evet, aile değil yamalı bohça, hiçbir şeyin konuşulmadığı ama herkesin gözü önünde sessiz dramların yaşandığı bir aile, araya kimse girmeden." S.17
"Neden bizim evde her şey felaketle sonuçlanıyor?" S.19