Kitap yorumum
10/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2025 15:47
Bu benim üçüncü Dostoyevski kitabımdı ama açık ara en çok etkilendiğim oldu. Evet, sayfa sayısı ilk bakışta biraz göz korkutucu; dışarıda okumak, taşımak açısından zor, ama inanın o ağırlığın içinde öyle bir derinlik var ki — her gramına değiyor. Ben çoğunlukla evde okudum; hem kitabın havasına daha iyi girdim hem de karakterlerle kendi içimde bağ kurabildim. Özellikle Alyoşa… Onu biraz romantize ettiğimi kabul ediyorum ama bu şekilde kitabın tadını daha çok çıkardım. İlk sayfalarda sanki “bir cinayet uğruna yazılmış” gibi görünüyor ama hayır, Karamazov Kardeşler bundan çok daha fazlası... Sayfalar ilerledikçe beni felsefi ama asla sıkıcı olmayan düşüncelerle doldurdu. Dostoyevski’nin karakterleri tartışırken aslında seninle konuşuyormuş gibi hissettirmesi muazzam. Bazı yerlerde hak veriyorsun, bazı yerlerde itiraz ediyorsun ama her durumda o diyalogların içtenliğini hissediyorsun. Bir noktada 400. sayfaya geldiğimde fark ettim ki kitapta sadece üç gün geçmiş! Sizleri korkutmak istemiyorum, inanın akıcı. Yine de dürüst olayım: 500–600. sayfalar arasında biraz zorlandım. Mitya’nın o anlık keyifleri, taşkın ruh hali ve sürekli gelgitleri beni biraz yordu sanırım. Buna karşılık Pavel ile Ivan’ın atışmaları… o kadar düşündürücü ve bir o kadar da eğlenceliydi ki! Aslında çok ciddi, hatta acı meseleler tartışıyorlar ama ben garip bir şekilde ikisine de sempati duydum. Ivan ve Katerina Ivanova’yı da anlayamayacağım galiba... İkinizde birbirinizi severken nedir bu zıt düşme? Ve Alyoşa… gerçekten Mitya’nın dediği gibi bir melek. Ona şu konuda teşekkür etmem gerekiyor: beni akıl hocası Staretz’le tanıştırdığı için. Staretz’in hikâyesi, düşünceleri ve özellikle kiliseye geçme, abisinin hikâyesi kısmı beni en çok etkileyen bölümlerden biri oldu. Hâlbuki başta “Ben şimdi bu adamın hikayesini nasıl okuyacağım?” diye düşünmüştüm. Bir de mahalle çocukları… İlyoşa, Kolya, Smurov. Bazı düşünceler var, bu üçlü Karamazovların minyatür hâli diye katılıyorum. Benim yerleştirmem şu şekil: İlyuşa - Mitya, Kolya - Ivan, Smurov - Alyoşa. Alyoşa’nın bu çocuklar arasındaki yeri, o sevgi dolu ama aynı zamanda hüzünlü bölümler, kitabın kalbini yumuşatan en insani tarafıydı. Özellikle küçük İlyoşa’nın hikayesi… kalbimi paramparça etti. Karamazovların babaları hakkında yorum yapmadım, açıkçası sevmediğim bir karakterdi kendileri. Beni kitapta şaşırtan şeylerden birisi de Pavel’i hizmetçi gibi kullanmaları onu oğlundan saymamasıydı. Evet o karaktere uygun bir hareketti oğlundan saymaması ancak diğer kardeşlerin de hiçbir şey olmamış gibi hizmetçi olarak kullanması şaşırtmıştı açıkçası. Hatta ben bir bölüme kadar düşündüm ki kardeşler acaba Pavel’in de onların kardeşi olduğunu bilmiyorlar mı... Karamazov Kardeşler, yalnızca bir cinayet romanı değil; insanın içindeki iyilikle kötülüğün, inançla şüphenin, sevgiyle öfkenin çatışmasını anlatıyor. Bittiğinde kendimi hem yorgun hem de garip bir şekilde zenginleşmiş hissettim — sanki uzun bir yolculuğa çıkmış ve biraz değişmişim gibi. Hiç bitmesin istemezdim, elbet bir son vardı ancak yüreğimin buruk olduğu ama düşüncelerimin zenginleştiği apaçık bir gerçek. Kitabı okurken dinlediğim şarkı: Mevsim Sonbahar Kitaplarla ve sağlıkla kalın!
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
·
327 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
bu incelemeden sonra okumam gereken kitaplar kategorisine girdi 🏃🏻‍♀️🏃🏻‍♀️
Elif
Gönderi Sahibi
Bunu duyduğuma çok sevindim, umarım senin için de çok şey katar 💌