İstanbul Üniversitende halkla ilişkiler memuru Maya'nın aynı üniversitede geçmişte hocalık yapmış Alman profesör Wagner ile yaşadığı hikayeyi anlatıyor kitap ve Wagner'in eşi Nadia'ya duyduğu aşkın hikayesi. Hem edebi ve evrensel hem de tarihi bilgi içeren bir roman.
Kitabın ilk yarısında hikayenin genel hatlarını, sonra ise Wagner ile Nadia’nın hikayesi anlatılıyor. Bitti sanıyorsunuz ama bitmiyor…
Zülfü Livaneli'nin su gibi akan anlatım tarzıyla en hızlı okuduğum kitap oldu. Hitlerden kaçan profesörlerin İstanbul Üniversitesi’ne gelmeleri ve Türk üniversitelerinin altyapısı oluşturması enteresan bir bilgi.
Sevgi, aşk, bağlılık ve iyi insan olabilmek tüm ırklardan daha değerlidir. Geçmişle yüzleşemeyen insanlık, geleceğe sağlıklı adımlar atamaz.
Kitaptan bana kalanlar;
. Carl Sagan insanların hâlâ sürüngen atalarının saldırganlığını taşıdığını söylüyordu.
. İnsanlar birlikte yaşamak için evleniyorlardı, şimdiki gibi boşanmak için değil.
. Ülkeleri dişi ve erkek olarak ayırırdım ben. Mesela İskandinav ülkeleri, Fransa, İtalya kadındı. Almanya, İspanya, Amerika ise erkek.
. Aşk denilen şey, çocuk yapmakla sonuçlanması gereken bir kandırmaca mı gerçekten?
. Old man, old car.
. İnsan ancak yapabileceğini isterdi. İstemek kavramı, dilemekten ve hayallere dalmaktan farklı bir şeydi. Bedelini göze almakla, gereğini yapmakla ilgili bir şeydi.
. Hassas ve zeki çocuklar, kişiliklerinin yaralanacağı korkusuyla kendilerini tamamen kapatıp, online iletişim kuruyorlar.
. İstanbul vefasız bir sevgiliye benzer.
. İyi ama biz hepsine Türk diyoruz. Irk olarak değil, bu kelime katliamlardan kurtularak Anadolu’ya sığınan insanların kurduğu bir koalisyonu anlatıyor. Yeni bir hayat, yeni bir ülke, yeni bir ulus. Yoksa orta Asya’daki Türk ırkını vurgulamıyor.
. İngilizlerin dışı mutlu, içi mutsuzdur.
. Zaten bir çok Türk evinde böyle bir suskunluk vardı, geçmiş konuşulmazdı. Sanki o korkunç olaylardan söz etmek, her şeyi yeniden başlatacakmış gibi. Türkiye’de de hemen her konuda, her kurumda sorunların çözülmesinden çok üstünün örtülmesine öncelik verilmesi, acaba bu alışkanlığın sonucu ortaya çıkan bir durum muydu?
. Alman profesörler Türk meslektaşlarından beş kat daha fazla maaş alıyorlardı.
. Bilgi ne garip bir şeydi. Şişede hapsedilmiş bir cin gibi yıllarca duruyor, senin gelip kapağını açacağın günü bekliyordu.
. Her bir insanın hikayesi, bizi kendi başımızdan geçen olaylar kadar ilgilendirirdi. Yeter ki kendi gerçekliği içinde kavransın. Her hikaye, sonuçta insan varoluşunun bir hikayesi değil miydi? Ve akıp giden hayatın?
. Schubert‘in Serenad’ı çalıyor. Güzelliğin bu derecesi içimde sevinçle birlikte bir acı duygusu yaratıyor. Belki de insan olmanın sınırlarının aşıldığını hissediyorum. Varoluşsal bir boşluğa düşüyorum. İnsan böyle bir şeyi nasıl yaratabilir, nasıl yaratabilir? Tanrı’nın sesi bu.
. Bazı insanların müzik eserlerinden daha fazla etkilendiğini söyleyerek bir sohbet konusu açtı. Müziğin bazı insanları, diğerlerinden daha fazla heyecanlandırdığı, daha fazla etkilediği üzerinde durdular. Tolstoy müzikten çok etkilendiği için, duygularının fırtınaya tutulmuş yaprak gibi olduğunu, varlığının en temelden sarsıldığını söylüyor, bu yüzden müzik dinleyemiyordu.
. Anadolu köylüleri gibi çökelmeyi denedi ama birkaç dakika içinde bacaklarına sancılar girdi. Galiba Türk köylüsünü dünyanın diğer haklarından ayıran en önemli özellik buydu.
. Tam başımın üstünde, V şeklinde uçan bir kuş sürüsü gördüm. Tanrı bana gökyüzünden zafer işareti yolluyordu.
. Allah razı olsun dedi ve istavroz çıkardı. İşte İstanbul, diye düşündüm. Müslüman duası ve Ortodoks istavroz bir arada. İç içe geçmiş dualar, dinler ve kültürler şehri.
. Yaşlılıkta, çoğu durumda, beden ve zihin aynı zamanda çökmüyordu. Genellikle bunlardan biri daha genç kalıyordu.
. Anadolu’nun kadim geleneklerine göre her acının ilacı yemekti. Ne kadar üzüntülü bir olay yaşarsan yaşa, yemek tedavi ediciydi.
. Burası özel bir mezarlıktır demiş. Buraya gömülen insanlar mezar taşlarının üzerine gerçek yaşlarını değil, hayatta mutlu oldukları günleri yazarlar. Kim 21 gün mutlu olmuş, kimi 37 gün. 52’yi geçen çıkmadı daha.
. Disiplin hayatı düzenler, serbest zamanı arttırır.
. Adalet ile gücü bir araya getirmek gerek. Bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir.