Yabancı, yalnız bir bireyin değil, modern insanın hikâyesidir. Camus, toplumsal yargının bireyi nasıl “ötekileştirdiğini” gösterirken, aynı zamanda yaşamın anlamsızlığını kabullenmenin de bir özgürlük biçimi olabileceğini savunur.
Romanın sonunda Meursault’nun “her şeyin aynı olduğunu” fark etmesi, Camus’nun insanın kaderine karşı başkaldırısının sessiz bir biçimidir.