Roman, bir yandan keşif ruhunu ve bilimsel dehanın gücünü yüceltirken, diğer yandan döneminin sömürgeci, ırkçı ve Batı-merkezci ideolojisinin keskin izlerini taşımaktadır.
Verne, Afrika halklarını, kahramanlar olan İngiliz kaşiflerin gözünden anlatırken, onları sıkça "barbar," "ilkel," "vahşi" ve hatta akıl yoksunu varlıklar olarak betimlemektedir. Afrika, Avrupalıların medeniyet götürmesi gereken, keşfedilmeyi bekleyen bir "boşluk" veya tehlikeli bir arka plan olarak sunmaktadır.
Roman, köleliği, sanki yalnızca "cahil" Arap tacirlerin veya "vahşi" siyahi kabilelerin suçuymuş gibi ele alır ve Avrupa'nın köle ticaretindeki büyük rolünü görmezden gelir. Kitap, karakterlerin ırkçı ve alaycı söylemleriyle, İngiliz ırkının üstünlüğünü ve kahramanlığını sürekli vurgulamaktadır.
Daha ilkokul sıralarında iken sürekli okunması için ilkokul öğretmenlerimiz tarafından sıklıkla bizlere tavsiye edilen bu kitabı daha önce okumamış olduğum için memnunum o yaştaki bir çocuğun gözünde bu şekil bir Afrika tasviri ilerleyen yıllarda büyük bir nefrete dönüşebilirdi, bir coğrafya öğretmeni olarak yazılan kötü kitapları okumak yerine gidip yerinde görmek ve gezi gözlem yapmanın daha objektif olacağını düşünüyorum
Jules Verne