·560 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Ekim 2025 17:07 Kalbime saplanan hançer günahlarımı bağışlamaya yetmiş miydi? Yoksa ihanet ilk günkü kadar soğuk ve gözlerindeki hüzün kadar teze miydi?
.
Ng kabal kalemini çok seviyorum ama bu serisini başka seviyorum. Sidar ve Luzia hikayesini okumaya asla doyamıyorum. Öyle güzel bir kurgu okudum ki her anından büyük keyif aldım. Her kitabı çizen biri değilimdir ama bu kitabın neredeyse her sayfasının altını çizerek okudum.
İlk kitap öyle bir yerde bitmişti ki bu kitap nasıl olacak, neler okuyacağım diye merak ediyordum.
Geçmişe gitmek ve herşeyin nasıl başladığını okumak çok iyiydi.
Luxuria Victoriam'ın anlatımıyla o günlere gitmek ve neler yaşadığını okumak beni hem üzdü hem şaşırttı. Hiçbir şey göründüğü gibi değilmiş dedim. Luxuria herkes tarafından özenilen bir hayata sahipti. Gittiği balolarda ilgi odağı, giydiği kıyafetler gecenin konusu olurdu. Ama bu görünen hayatın arka tarafı çok zordu. Üç abisi ve babası onun fikirlerine önem vermezken iyi bir evlilik yaptırarak zenginliklerine zenginlik katmak istiyordu. Geceleri onu rahat bırakmayan sesler ve rüyalar da yeterince kötüydü.
Luxuria vampir avcısıydı. Onlarla ilgili bilgileri akıllıca toplar ve kendini korumasını bilirdi.
Karşısına Sidar çıkıncaya kadar herşey yolundaydı. Sidar'a âşık olmuştu ama onunla evlenmek istemiyordu. Laneti onu esir almıştı ve bundan kurtulmanın yolunu bulmuştu.
Günümüzde Luzia olarak bildiğimiz Luxuria geçmişini hatırlamış ve yine büyük bir ikileme düşmüştü. Yeni dünyada vampirlerle yaşamanın yollarını ararken geçmişten gelenler, yeni düşmanlar ve büyük aşkı Sidar... Anlayacağınız dolu dolu bir kitap.
Luxuria'nın yaşadıkları, hissettikleri beni çok üzdü. Sidar'a tepkilerinde çoğunlukla haklı buldum. Herşey ortaya çıkmış, ortalık daha iyi derken Luzia 'nın öğrendikleri ondan çok beni şok etti. Kabal son sayfalarda öyle sahneler yazmış ki durun neler oluyor ben ne okuyorum dedim. Yine muhteşem bir kitap okudum ve acil üçüncü kitap gelmeli diyorum. Gözüm kapalı öneriyorum kesinlikle okumalısınız.