Galiba ve galiba çok sevdiğim kitaplarla ilgili incelemeler yazıyorum genelde. Bu kitabı da çok severek okudum ve bu incelemeyi de çok severek yazıyorum. Ben anı türünümü yoksa eski İstanbul’u okumayı mı çok seviyorum bunu çözebilmiş değilim henüz. Mine Urgan‘ın “Bir Dinazorun Anıları” kitabını da çok çok çok severek okumuştum ve unutamadığım kitaplardan birisiydi. Okurken çok keyif almıştım. Tam bir İstanbul aşığı olarak eski İstanbul’da yaşamış önemli şahsiyetlerin hayatını okumaya bayılıyorum. Annem Belkıs kitabını da çok severek ve bir solukta okudum. Belkıs hanımın hayatını ve o zamanki İstanbul’u okumak bir keyifti benim için. Kitaptaki beni çok şaşırtan bilgileri madde madde vermek istiyorum.
• İlk olarak beni şoka uğratan bir bilgiyi vermek istiyorum. Belkıs hanımın evi soyuluyor. Ailesinden kalan bir çok mücevherde maalesef hırsızlıklar tarafından alınmış oluyor haliyle. Ve bu hırsızlıkla ilgili eve gelen hem sivil hem üniformalı polisler sizce kimdir? Evet arkadaşlar dönemin tanınmış savcısının oğlu ve şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un oğlu…. Bu bilgiyi okuduğumda öyle bir şoka uğradım ki bir süre duvara baktım. Fakat Ersoy’un oğlunun uyuşturucu bağımlısı olduğunu ve cesedinin de çöp kovasında bulunduğunu biliyordum ama hırsızlık boyutunu bilmiyordum. O zamanki İstanbul’da herkes birbirini tanıdıgı ve çok az insan olduğu için Belkıs hanım bizzat hırsızlar söylüyor zaten ve onların morfin bağımlılığı da biliniyormuş. Daha sonrasında hırsızlar yakalanıyor mücevherler ortaya çıkıyor fakat gelen mücevherlerin taşları kopartılmış işe yaramaz bir halde geliyor ve hatta Belkıs hanımın eşi doktoru olduğu için hırsızlara morfinle ilgili bir yardımda bulunuyor. ŞUNU DA BELIRTMEK ISTIYORUM KI ARKADAŞLAR BU MEHMET AKIF ERSOY’UN GERÇEKTEN AILESININ ÇEKTIĞI IZDIRABI O KADAR ÇOK MERAK EDIYORUM KI NEDEN BU KADAR HAYATTA SÜRÜNDÜLER YANI? ÇÜNKÜ HAKKINDA ÇOK BILGI YOK Fakat araştırmalarıma göre torunu bile evinden atılmış hatta dönemin valisi falan ev tutuyor galiba yani birinin ahini mı aldılar gerçekten bunu merak ediyorum.

• İkinci şaşırdığım bilgi Peyami Sefa ile ilgili. Kendisi eşyalarına ve nesneleri o kadar bağlıymış ki tramvay biletini bile elinden atmakta çok zorlanıyormuş. 
• Belkıs hanım hayatı boyunca hep okuyan ve hayatını öğretime adayan bir kadın olarak şu noktaya değiniyor. Amerika’da da eğitim görmüş birisi olarak ve en önemlisi uzunca bir süre Amerika’da yaşamış birisi olarak Türkiye’de kadınlar seçme seçilme hakkına sahip olup eğitimde ve bir çok alanda aktifken Amerika’da daha iyi kadınların çok fazla eşitsizliğie maruz kaldığını belirtiyor. Ayrıca Türkiye’de bütün insanlar bir arada yaşarken ve asla ırkçılık yokken Amerika’da çok fazla ırkçılığın olduğunu söylüyor. Ayrıca Sabiha hanım bir daha dünyaya gelsem kadın olarak Amerika’da doğmak isterdim sözüne hitaben Belkıs hanım hayır ben bir kuş olarak dünyaya gelmek isterdim diyor.
MEHMET ERSOY VE AILESIYLE ILGILI ELINDE FAZLA BILGISI OLAN BENIMLE PAYLAŞIRSA ÇOK MUTLU OLURUM.
BU KITABI OKUMANIZI KESINLIKLE TAVSIYE EDIYORUM. HELE KI İSTANBUL AŞIĞI BIRIYSENIZ HEM İSTANBUL’DA GEZECEKSINIZ HEM DE DÖNEM DÖNEM TÜRKIYE’NIN DURUMUNU OKUYACAKSINIZ. SEVGILERIMLE