Sarı Yüz ,Kuang’ın Babil’den sonra okumuş olduğum ikinci kitabıydı. İki kitapta gayet akıcıydı bana göre. Ve benzer temaları farklı konu çerçevelerinde ele almış yazar.Diğer kitaplarını da şans bulursam okumak isterim.
Sarı Yüz’e gelecek olursak; ilk kitabıyla başarıyı yakalayamamış June Hayward’ın , edebiyat dünyasının popüler isimlerinden biri aynı zamanda June’nın arkadaşı olan Athena Liu’nun ölümünden sonra onun bir sonraki kitabı olan “Son Cephe” nin taslağını bir kitaba dönüştürüp bu kitap üzerinden başarılı olmasını anlatıyor.Bu anlatının arka planında ırkçılık,cinsiyetçilik,sosyal medya linç kültürüne de eleştiriler mevcut.
Biraz bu eleştiriler üzerinde durmak istiyorum.June ihtilal ile ilk suçlanmaya başladığında ağır eleştireler hatta ölüm tehditleri bile alıyordu.Ve bunlar daha kanıtlanmamış anonim bir Twitter hesabının iddalarıyken. Öte yandan bir diğer tarafta ise beyaz erkek yazarlar var. Taciz suçlusu Neil Gaiman ,eşinin eserlerini çalan F.Scott Fitzgerald gibi.Ancak bu kişiler ve daha niceleri kötü şeyler yapmış olmalarına rağmen edebiyat dünyasından banlanmamış , hala sevgi ve saygı ile anılan isimler.Bu olay sadece yayın dünyasından ibaret değil ne yazıkki Hollywood’dan ,siyasete;siyasetten en küçük birime kadar eğer beyaz heteroseksüel bir erkekseniz her zaman en az zararla sıyrılabilirsiniz. June bunun gayet farkındaydı.Ve bu gerçeklik onu deli gibi korkutuyordu.Çünkü bir kadın olarak bu lekeyi geçmişinden silemeyeceğinin bilincindeydi. Bu konu kitapta yer yer eleştirilmişti.
Babil’de olduğu gibi yazar bu kitabında da Çinli-Amerikalı kesimin uğradığı ırkçılıktan,tarih sahnesinde nasıl geri plana atıldıklarından bahsediyordu.Bazı yerlerde dikeni tersine çevirmiş ırkçılığın tek taraflı olmadığına değinmişti.”Yukarı ırkçılığın “ırkçılığı meşrulaştırmadığından bahsediyordu. Sektörde ,sektör ne olursa olsun, azınlık kesime yer vermenin nedenini popülerlik kazanma olarak değerlendirsiğini gözlemledim yazarın. Kitabın sonlarına doğru Diana Qiu adlı karakter iş başvursunda reddeilme sebebinin şirketin zaten Athena Liu gibi Çinli-Amerikalı bir isimle çalıştığını ,başkasına gerek olmasığını söylüyordu. Şirketin bünyesinde bir tane Asya asışlı yazar olması onlar için yeterliydi çünkü her şey göstermelikti.
June ifşalandıktan sonra doğal olarak bir linç kültürüyle karşı karşıya kalıyor.Anksiyete atakları geçiriyor hatta bir noktada Athena’nın aslında ölmediğine inandırıyor kendini. Sosyal medya hayatını büyük ölçüde etkiliyor June’nun. Aslında bakarsak günümüzde herkes için böyle diyebiliriz.Gerçek dünyanın bir yansıması olan ikinci bir yer intenret. Dünyanın bir ucundan öteli ucuna erişim sağlayabiliyorsunuz burada.Her türlü insan var.Ben her zaman linç kültürü konusunda “intenretini kapat geç,neye bu kadar takılıyorsun?”kafasında bir insanım.Ancak kitapta okuduğum bazı bölümler beni bu konu üzerinde tekrar düşündürdü. İntenret lincine hiç maruz kalmamış biri olarak benim için bunu demek kolay. Okun ucunda olan kişi için durum daha farklı seyrediyor tabiki.Troller her ne kadar troll olsada o hesapların arkasında intenret kimliğine sığınmış gerçek insanlar var. Ölüm tehditlerini gönderenler gerçek insanlar. Birinin buna sürekli maruz kalması onu doğal olarak olumsuz etkiler. June için ise bence bu sadece bir intenret linci olarak değerlendirilmemeli. Onun obsesif bir şekilde medyayı bu kadar yakından takip etmesinin bir nedeni ise sırrım açığa çıkacak mı korkusu.Bu onu yiyip bitiren keza sonunu da getiren bir korku.
June yalnız bir kadın.Doğru düzgün arkadaşı yok,ailesiyle yakın bağları yok. Kitabıyla büyük bir başarı yakaladıktan sonra hayatı bir anda değişiyor.Ödüllere aday oluyor,kitapevlerine ve seminerlere gidiyor.Hiç olmadığı kadar göz önünde oluyor,seviliyor. Ancak bir anda bu takdirlerin zıt yönene evrilmesi doğal olarak onu alt üst ediyor. Bu da June için intenretin önemli olma sebeplerinden biri bence.
June bir noktada Athena’nın yaşadığına,hayaletinin döndüğüne inanıyor. Bu hayalet biraz June’nun vicdani ,biraz pişmanlık hissi.Ama bariz bir şekilde Athena’nın eserini çalmış olmasına rağmen kendini haklı çıkaracak argümanlar buluyor.Athena’nın da hırsız olduğu,kitabın büyük bir kısmı için çok çalıştığı gibi. Athena- June flashback sahnelerinde ikilinin arkadaşlık temellerinin çok da sağlam olmadığını görüyoruz.Aralarında June tarafında hep bir kıskankaçlık var. Kıskançlık ve kendini kanıtlayabilme isteği June’nın Athena’nın taslağını çalmakda motivasyonu gibi aslında.
Sarı Yüz bir kurgu eser olmaktan ziyade bir sistem eleştirisi benim için.Sert ,keskin olmayan bir eleştiri.Kitabı keyifle okudum. Kolay ve akıcı bir okumaydı.Düşündüren ve farklı bir bakış açısı ile bakmamı sağlayan konular barındırıyordu. İlk incelemem olduğu için değinmek istediğim her şeyden bahsedip bahsetmediğimi bilmiyorum.Ama sanırım Sarı Yüz için yazacaklarım bu kadar. Sarı Yüz