·536 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ekim 2025 23:13 G͇l͇e͇n͇n͇ ͇M͇e͇a͇d͇e͇ ͇~͇S͇a͇k͇k͇a͇r͇a͇'͇n͇ı͇n͇ ͇K͇u͇m͇l͇a͇r͇ı͇ ͇
Merhaba bugün sizlere kalemiyle yeni tanıştığım Glenn Maede den #sakkaranınkumları ile geldim. Haydi merak uyandıran kitaba hemen bakalım!!
New York Times muhabiri Frank Carney İkinci Dünya Savaşı sırasında müzelerden ve özel koleksiyonlardan kaybolan Mısır hazineleri ile ilgili bir makale yazmaktadır.
Meslektaşından gelen bir tüyo üzerine Nil kıyılarında sürüklenen yaşlı bir adamın cesedini incelemek için Mısır'a gelir.
Bu yaşlı adam savaşın en büyük muammalarından biri olan Johann Halder'dır. Savaş öncesi en zengin Mısır koleksiyonuna sahip Franz Halder'in oğlu. Franz Halder resmi kayıtlara göre 1943 yılında Müttefiklerin Hamburg bombardımanı sırasında hayatını kaybetmiştir ve oğlu da Alman ordusunda savaş sırasında ölene kadar askerlik yapmıştır. Fakat morgdaki ceset kayıtların tam tersi bir gerçeği göstermektedir. Carney morgda kendisinden önce cesedi görmeye gelen bir kişinin daha olduğunu öğrendiğinde daha da şaşırır.Bu kişi yaşayan efsane Harry Weaver'dan başkası değildir. Kırk yıla yakın bir süredir Amerikan başkanlarının güvenlik danışmanı. Carney Albay Weaver'a neden kendi rütbesinde birinin bu cesedi görmeye bizzat geldiğini merak eder. Savaş sırasında Weaver'ın hayatını kurtaran Carney'in babasının hatrına Albay ona neden geldiğini anlatmaya başlar.
Ve işte tam bu noktada tarih kitaplarına yazılmayacak kadar hassas olayların perdesi aralanmaya başlar.
Glenn Maede bu gerilim romanında 2.Dünya savaşının gölgesinde Mısır'da geçen yüksek tempolu dramatik bir hikayeyi bizlerle buluşturuyor.Birbirinden farklı onlarca ilginç karakter ve onları bir araya getiren nefes kesici olaylar silsilesine ev sahipliği yapan Sakkara'nın Kumları tarihi olayları kurgu ile harmanlayıp oldukça akıcı bir anlatımla buluşturuyor.Kahire'de gençken beraber kazı çalışmalarına katılan 3 arkadaşın hayatlarının nasıl altüst olduğunu ve onları nasıl değiştirdiğini bütün çıplaklığı ile gözler önüne seriyor.
Almanların toplama kamplarından ve mahkumlara uyguladıkları korkunç işkencelerden, Müttefiklerin Almanya'yı bombalarken hastaneleri vurarak sivillere verdikleri hasarlara ve Cenevre sözleşmesinin kapılı kapılar arkasında hiçe sayıldığı anlar ile insanlığın nasıl öldüğünü gösteriyor.
Hiçbir bölümde zaman kaybetmeden bir sonraki olay zincirinin halkalarını incelikle işliyor. Bunu yaparken karakterlerini ihmal etmiyor ve hepsinin aslında özünde insan olduğu gerçeğini es geçmiyor.
Kitap bir karaktere bağlı kalmadan birinden diğerine geçiyor ve akıcılığından ödün vermeden olayları hep farklı kimselerin gözlerinden bizlere anlatıyor.
Fakat savaşın onları hayatlarının en mutlu zamanlarından çekip kopardığı 3 arkadaş Harry, Jack ve Rachel'ın ilişkisini kesinlikle ana odağından kaybetmiyor.
Almanlar Amerikan Başkanı Roosevelt'i ve İngiltere Başkanı Churchill'i savaşın kaderini belirleyecek olan Mısır konferansında öldürmeyi planlamaktadırlar.
Ve başarılı olmaya korkunç derecede yaklaştıkları bu hikayede Almanların bu operasyonda görevlendirdikleri asker Jack Halder'dır. Jack istemeyerek savaşmak zorunda bırakıldığı bu savaşta kendini başarılı bir asker olarak kanıtlamıştır. Yakın zamanda kaybettiği karısından geriye kalan tek çocuğu da babasıyla birlikte Müttefiklerin bombardımanının sonunda ağır yaralanmıştır.
Hastanede sargılar içinde yatan oğlunun gerekli yardımı göreceği ve daha güvenli bir yere nakledileceği koşulu ile görevini kabul eder ve Mısır'a doğru yol alır.
Mısır'da ise Almanların gizli bir işe kalkıştığından şüphelenen Müttefikler Mısırlı Alman casuslarını takip etmesi için Harry Weaver'ı görevlendirdiğinde gerilim dolu kedi fare oyunu başlamış olur.
Harry arkalarında neredeyse hiç iz bırakmayan casuslarının peşinde hayatını tehlikeye atarken Jack ise düşmanın kalbine doğru bir yolculuğa başlamıştır.
Sakkara'nın Kumları her sayfasında daha da ilgi çekici olmayı kanımca başarmıştır. Karakterleri iki boyutlu tiplemelerden uzak, kişilikleri, hayalleri ve korkuları olan gerçekçi karakterler.
Sizi okurken diken üstünde tutucak birşey her zaman arkaplanda sinsice bekliyor. Bu bazen vardiyası bitmek üzere olan bir keşif uçağının son anda radarında beliren kimliği belirsiz bir uçak da olabilir, SS tarafından bağlılığından şüphe edildiği için Jack'in yanına verilen Rachel ile ona zarar vermek için sabırsızlıkla bekleyen sadist Kleist da olabilir.
Özetle ben bu kitabı okurken oldukça keyif aldım, dönem kurgularından ve gerilim hikayelerinden hoşlanıyorsanız okumanız gereken bir kitap.