Bu kitap bir roman değil. Bu kitap daha çok bir anlatı, yas anlatımı. Bana yazım tarzı, kısa bölümleri sebebi ile Vigdis Hjorth’un, ‘Annem öldü mü?’ romanını çağrıştırdı tek farkla, o çok iyi bir kurguyken, burada her şey gerçek. Çeviri, bilgi notları, göndermeler, referanslar hepsi çok doyurucu.
Bitirene kadar bırakmadım Bahçıvan ve Ölüm’ü, genelde sonunu bildiğiniz hatta yazarın size en başta söylediği bir final için yapmıyorsunuz bunu, finalde ne olduğunu değil, yazarın bunu nasıl karşıladığını ya merak ediyor ya da kendi kayıplarınızla karşılaştırıyorsunuz istemeden.
Tetikleyici unsurlar olduğu kesin bu arada, özellikle ailenizde kanser hastası varsa ben okumamanızı tavsiye ederim. Ben belki de bu nedenle kitapla çok fazla bağ kurdum, dayımın akciğer kanseri olması, yazar olmaya çalışmam vs.
Yazarın babasının ara sıra tekrar ettiği gibi, gerçekten “Korkacak bir şey yok.” mu?