Kin Tutmadan Hatırlamak
7/10
·270 syf.··
2025 282. kitabı
Toker bu kitabında, demokrasi tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birini anlatıyor. Anlatım tarzında bir tarih kitabı soğukluğu yok; olayların tam ortasında yer almış birinin tanıklığı var. Farklı olarak, Metin Toker kırgınlığını, kızgınlığını artık daha açık dile getiriyor. Yazarla empati kurmak mümkün ama yine de bu kadar gazetecilikten uzaklaşmış olması, okuru hayal kırıklığına uğratıyor. Hatta kitap, İnönü'nün günlüğüne dönüşmüş durumda. İsmet İnönü’nün çevresinde geçen bu olaylar dizisinde siyaset neredeyse bir iç hesaplaşmaya dönüşüyor. İnönü’nün sözleri, Toker’in gözünden çoğu zaman bir öç alma arzusuyla dile getiriliyor. İnönü’yü bize oldukça saygılı, sabırlı, metanetli, sağlıklı birisi olarak tanıtıyor. Olumsuz özelliklerini tamamen sıfıra indiriyor. Menderes ve Bayar cephesindeyse durum bambaşka. Radyoların propaganda aracına çevrilmesi, muhalefetin sesinin kısılması, seçim yasalarının keyfî biçimde değiştirilmesi, tüm bunlar iki liderin demokrasiyi biçimsel bir kabuğa indirgediğini gösteriyor. Artık seçimler halkın iradesinin değil, kimin mikrofonu elinde tuttuğunun yarışı hâline gelmiş. Bu da eninde sonunda rejimi kendi kendine zehirlemiş. Toker’in ifadesiyle, “sandığın var olduğu ama adaletin ortadan kalktığı yıllar.” Kasım Gülek’in çarıklı, eşekli gezileri, Menderes’in mitinglerdeki nutukları, Bayar’ın halktan kopuk başkanlığı, zamanında çekilen bazı Yeşilçam filmlerini anımsatıyor. Halktan görünmeye çalışan siyasetçiler, halkın sesini susturdukları bir oyunun içindeler aslında. İşte bu çelişki, dönemin tüm trajedisini özetliyor. Toker’in hapse girişi, hikâyeyi kişisel bir derinliğe taşıyor. Onun dua ederken söylediği “Allah’ım, beni bir buruk adam yapma” sözü, yazarın gerçek anlamda kalkanını indirdiği tek satır olabilir. Unutmayı bir çare olarak görüyor, çünkü kin tutmak hem onu hem de yazma gücünü tüketebilir. Bu, bir gazetecinin değil, bir insanın savunma mekanizması. Yine de satır aralarına sinmiş bir hesaplaşma arzusu var. Toker yaşananları unutmuyor ama içindeki kin de geçmiyor. Metin Toker’in gözünden bakıldığında Demokrat Parti dönemi, sadece iktidarın yozlaşması değil; bir ülkenin özgürlükle korku arasında sıkışmasının hikâyesi. Sonunda anlıyoruz ki burada anlatılan her şeyin merkezinde tek bir mesele var: iktidarların insanı yok etme gücü. Ve bu güçle baş edebilmenin tek yolu, unutmak değil; kin tutmadan hatırlamak.
1000Kitap
DP Yokuş Aşağı (1954 - 1957)Metin Toker · Bilgi Yayınevi · 199117 okunma
·
144 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.