Puan vermedi·380 syf.····Okunma: 02 Kasım 2025 01:18 Orhan Kemal’in Bereketli Topraklar Üzerinde romanını okumaya başladığımda, aynı zamanda Yaşar Kemal’den de iki kısa kitap okumak istedim. Çünkü ben ezelden beridir Kemalleri karıştırırım. Türk edebiyatı “Kemaller” açısından çok zengin. Ele aldıkları benzer konular da bu karışıklığı artırıyor, en azından benim için.
Bereketli Topraklar Üzerinde Çukurova işçilerinin yaşamını, emeklerini, sevgilerini, yoksulluklarını ve umutlarını içten bir dille anlatıyor. Orhan Kemal’in gözlem gücü, insanı tanıma derinliği ve yöre ağzını doğal bir şekilde kullanışı, onun o toprakların insanı olduğunu hissettiriyor. Her satırında yaşamın sıcaklığını, emeğin değerini duyuyorsunuz. Kahramanları içsellestirecek kadar canlı kanlı bir roman. Pehlivan Ali'nin başına gelenler, gelmemeliydi. İnsan canını hiçe sayan düzenin çarkına...
:) Çomak sokmak istedik, olmadı ağam .
Yaşar Kemal’e geçtiğimde okuduğum Yılanı Öldürseler beni çok etkiledi. Bir çocuğun üzerinden anlatılan bir “namus” meselesi törenin, körleşmiş inançların insanı ne hâle getirdiği aktarılıyor. Yaşar Kemal’in şiir gibi akan diliyle bu hikâye sarsıcı ve de çok insanca geldi bana.
Ağrı Dağı Efsanesi ise benim için özel bir kitap oldu çünkü 50. kitabım :)
Ancak Yılanı Öldürseler’in etkisiyle kıyasladığımda, bu eserden daha az etkilendim. Efsane türüne özgü dili ve mistik anlatımı farklı ama beni aynı şekilde içine çekmedi.
Öznel bir değerlendirmenin sonuna geldiniz . İnsan, kendi eğilimlerinden tam olarak sıyrılamıyor.
Sıyrılmak mı, sıyrılamamak mı işte bütün mesele bu. :)