Tünaydınlar güzel insanlar! Yine ben :) Hemen konuya gireyim. Hani elit bir kesim vardır ya böyle pazarları Barış Özcan falan izlerler. Dedim ben neden yapmıyorum?? Bugün kahvaltıyı annemlerle yapmadığımdan daha geç yaptım ve telefon kurcalarken karşıma Yaşar Kemal'le 2002'de yapılan TRT arşivinden yarım saatlik bir röportaj çıktı. Bari bunu izleyeyim dedim ve hayatımın en doğru kararlarından birini verdiğime inanıyorum. Böyle şeyler bulup, sonra heyecanlanıp, sonra gururlanıp, sonra merak edip, sonra da araştırıp öğrenmeyi ve gaza gelmeye ba-yı-lı-yo-rummm!!
Video yarım saatlikti ve ders videolarını bile 2x'te izleyen ben bunu hızlandırmayı yazara saygısızlık bildiğimden ve bunu da kendime yediremediğimden normal hızda izledim. Ama hani bizim kuşağın hiç tanıyamayacağı bir diksiyonları vardır ya büyüklerimizin işte onu dinlemek büyük bir zevkti. Müşfik Kenter'in açıklamaları ve Yaşar Kemal'in kendi anılarını anlatmasıyla geçen bir yarım saat... Bu videodan sonra niyet ettim hayatını araştırmaya ve tüm kitaplarını okumaya. Ha video çok profesyoneldi de o yüzden mi bu kadar etkiledi, hayır, ama samimiydi, günümüzdeki yapaylık yoktu. Bu kadarlık video bile cahilliğimi ve kendi yazarlarımıza olan yabancılığımı yüzüme vurmama yetti. Görüyorum bazen işte "şimdiki gençler hiçbir şey bilmiyor da, kendi tarihine yabancı da falan da filan da" diyorlar. Her şeyi bizden beklemek ve suçlamak yerine biraz yardım etmeyi seçseniz biz reddetmeyeceğiz zaten, havada kapacağız aslında da neyse. Konuyu değiştirmeyeyim.
Videoda özellikle dikkatimi çeken yazarımızın söylediği bazı noktalar oldu. Mesela yabancı bir yazarın "Siz hep Çukurova'yı mı yazacaksınız?" sorusuna cevabı "Ben mi yalnız Çukurova'yı yazdım, öyle mi sanıyorsunuz, bakın size söyleyeyim, şu dünya yazarları içinde Çukurova'yı yazan tek kişi ben değilim ki, Kafka da, Joyce da, Tolstoy da, Dostoyevski de, Çehov da, Balzac da, Stenhal da... Herkes herkes Çukurova'yı yazdı. " demiştir. Bu bile çok şey anlatıyor aslında... Şu kısacık videodan bile anlaşılacağı kadarıyla Yaşar Kemal bizim Dostoyevski'mizdir.
Hayatına dair ise babası bir gün camide namaz kılarken gözleri önünde öldürülmüştür. Bu olay üzerine "O gece sabaha kadar yüreğim yanıyor diye ağladım ve 12 yaşıma kadar da kekeme kaldım" demiştir. Sonra da ekliyor "Bakın şimdi nasıl konuşuyorum?".
Bunların yanında Nobel'e aday gösterilen ilk Türk yazarımızdır ve verdiği bir röportajda da "Ölene kadar da aday olacağım." demiştir.
Kitaplarının çoğu dünya çapında da sinemaya ve tiyatroya uyarlanmış. Hatta Yılanı Öldürseler kitabındaki Esme karaketerini bizzat Türkan Şoray oynamış ve filmin yönetmenliğini de o yapmıştır. Videoda bundan ne kadar gurur duyduğunu rahatça görebilirsiniz.
Aslında daha çok şey söylenir yazarımız hakkında fakat daha da uzamasın. Zaten burada çoğunluk mavi devamını okuma yazısını gördüğü an uygulamadan çıkıyor hsuhsj. Bu arada vidoda geçmese de yorumlara ilk hapis cezasını almasına sebep olan "Yalnızlık" şiirinin kendi seslendirmesini ve Orhan Veli'ye yazdırdığı, yine kendi seslendirdiği "Mapushane İçinde Üç Ağaç İncir" şiirini bırakacağım.
Son olarak o kadar övdün link bırakmadın demeyin diye röportajının linkini de bırakıyorum. youtu.be/OkR_lT7uWc0?si=... yarım saatinizi ayırıp izlemenizi şiddetle tavsiye ederim! İzlerseniz geri dönüşlerinizi merakla bekliyorum :)) Bunu izleyince yine arşivden Cemal Süreya, Sezai Karakoç gibi büyüklerle sohbetler de karşıma çıktı. Sanırım Pazar rutinimi buldum ben, size arayışlarınızda kolaylıklar dilerim 😁
Bitirmeden Yaşar Kemal'in asıl adının Kemal Sadık Gökçeli olduğunu biliyor muydunuz? :) Bir dahaki sohbete kadar hoşça kalın, yalnız kalmayın...