Biraz dinlen ve yürü, kabuğuna dön, uyan
İnandığın her vuslat bir ayrılık dağıdır
Toprağa bak, gülümse, müsterih ol ve dayan
Hayat, bir inkisarın mutlu karanlığıdır
Hayatın üzerine çığ düşer kimi zaman
Yardım ederler sözde geçmeden zaman
Verirler kurtul diye ateşten kızaklar
Hedefine varamadıysan bir de sana kızarlar
Buzu eritir ateş ama yolu yok eder
Söylesene bir umut kaç hüzün eder
Önünde ışıksız kaldırımsız caddeler
Yalnızca çiçekler rengarenkler
Onlar da açmaktan vazgeçerler
Ya da solup giderler...
Bir doğru edemiyor yalanlar ve gerçekler
Hep farklı elmanın yarısı sevenler ve sevilenler
Ve neden duvar örer yanındaki kişiyle arana mesafeler
Mutluluğun resmini çizdirip sonra da siyaha boyayanlar
Umut hırsızları kimler...
Kim demiş uçan halılar gerçek değil diye
Altımızda acıdan dokunmuş kilimler
Bizi ne uçurumlara sürükler
Hep yanlış seçilmiş seçeneklerin
Ne zaman baksan yanlış insanla yanlış sebeple yanlış yerdesin
Aslında sadece bir fotoğraf karesindesin
Ve kameraman da oyuncu da sensin
Ama her zaman yönetmeni değilsin hayallerinin
Sonra tüm suç benim miydi dersin
Ömür biter kum saati gibi ama ters çeviremezsin
Bir bakarsın en düşük notu verilmiş en zor dersin