Ot Dergisi

Ot Dergisi

Dergi
8.3/10
1.322 Kişi
·
6.633
Okunma
·
1.333
Beğeni
·
14224
Gösterim
Adı:
Ot Dergisi
Unvan:
Maksat Yeşillik Olsun
Doğum:
31 Mart 2014
“Hazla ve hızla okunan dergi” hedefiyle 1996 yılından beri sırasıyla; Öküz, Hayvan ve son olarak 2013 yılında “Maksat Yeşillik Olsun” sloganı ile yayın hayatına başlayan OT dergisi köklü bir geleneği temsil eder. OT dergisi kök olarak kendine mizah ve edebiyatı alıp, dallarını futboldan siyasete, sokaktan müziğe, hayata dair hiçbir şeye yabancı kalmayarak, ülkede sözü olan herkesle bir araya gelebilme cesareti ve isteğini her daim göstererek büyür.

Ticari Unvanı: Medu Yayıncılık ve Kafe Hiz. Tic. Ltd. Şti.
Kuruluş Tarihi: 31.03.2014
Yazı İşleri Müdürü: Hakan Unudulmaz
Adres: Bereketzade Mh. Banker Sok. No: 6-A Beyoğlu / İstanbul
Tel: 0212 274 33 54
E-mail: hakan@otdergi.com
60 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Heidi çocuk masumiyetinin, meleksi sevincin, sonsuz ve tertemiz bir sevginin hikâyesidir.

İsviçreli romancı Johanna Spryri [1827-1901], Heidi'yi 1880'de yazdı.

Vergi borcu olan, boşanan, hapse düşen, yoksul ebeveynlerin çocukları çalıştırılmak üzere başka ailelere satılmaya başladı.

Fakir çocukların satılmasına kilise aracılık ediyordu.

1700'lerin sonlarından, 1960'ların ortalarına dek alınıp satılan bu çocuklara " Verdingkinder" [sözleşmeli çocuk] deniyordu.

170 sene boyunca, 200 binden fazla çocuğun verdingkinder olarak sömürüldü tahmin ediliyor. Heidi gibi yalınayak, sevimli, mazlum çocuklar...

Dergi okumaya başlarken ön yargı oluşmuştu. Çizgi film veye bir çocuk kitabı olarak küçüklükten aklıma kazınan bir hikaye olarak. Okumaya başladıktan sonra anlatılmak istenilen düşünceyi anlamaya başladığım da üzücü bir geçmiş zaman olayları beni dehşete düşürdü. Geçmiş tarih bazen gelecek tarihin canını sıkabiliyormuş.

İlk defa duyduğum 1 kelimeden ibaret olan "Verdingkinder" 200 binden fazla çocuğun sömürüldüğü diye tahmini içinde barındırıyor. Çok dehşet ve üzücü bir durum.

Şu anda, Türkiye' de milyonlarca çocuk acı çekiyor. "Onlar bizim geleceğimiz, canımızdan çok seviyoruz" desek de ... Otomobilleri, arsaları, parayı, bir sürü ıvır zıvırı aslında çocukları sevdiğimizden daha çok seviyoruz.

Binlerce çocuk tecavüze uğruyor, yüz binlercesi sürgün ediliyor, okula gidemiyor, milyonlarcası dayak yiyor.

Tıpkı Verdingkinder'leri görmezden gelenler gibi, biz de çocukların maruz kaldığı belalar karşısında susuyoruz.

....

Murat Menteş'in The Dark Knight filmini ele alıp anlatması çok güzel olmuş. Okumak çok keyif vericiydi. Filmin bakış açısı çok hoşuma gitti. Zaten dergide en sevdiğim kişi Murat Menteş.

Joker, bizleri gülmeye davet ediyordu. Sürekli şaka yapıyor ve Batman'le dalga geçiyordu.

"Bu ne ciddiyet?" [Why so serious?]

...

Emine Şenlikoğlu'nun Charles Bukowskı ile yaptığı söyleşi fena değildi. İlk defa böyle bir saçmalık yaptığını dile getirmiş ama ben onun bu yaptığı saçmalığı sevdim.

...

Dergide siyaset sevmeyen birisiyim başkaları sevebilir ama ben sevmiyorum. Çünkü her yaşta insan okuyor ve birşeylerin aşılanması istemiyorum. Aldığım karar olarak dergide bir kişiyi bundan sonra okumama kararı aldım burada isim vermek istemiyorum saygısızlık olur emeğine.

...

Isaac Asımov merak ettim dergide baba vanga kehanetleri gibi anlatılmış ileri görüşleri. Yaptığı tespitler doğru çıkmış, ilginç, sizlerinde araştırmasını tavsiye ederim.

...

Son olarak Bulut Unvan'nın HARUKI MURAKAMI ile hazırladığı soru cevapları haz alarak okudum. Yazı-sorular yazarın nasıl tarzda kitapları olduğunu merak ettim. Araştırma yaptıktan sonra okumaya başlayacağım.
60 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Charles Bukowskı hiç bilmediğim bir yazar ve hiç kitabını okumamış biri olarak pak bir bakış açısıyla dergiyi okudum. Diğer yazarlara nazaran kitapların da açık ve net bir karakter sergilediği anlatılıyor (Chinaski). Merak uyandırmadı değil. Charles Bukowskı kitaplarını okumadığım için yazar hakkında daha fazla bir yorum yapma taraftarı değilim...

Murat Menteş'in yerli malı Frankenstein konusu çok ilgi çekici ve güzeldi. Frankenstein denildiğinde hiç oralara gitmeden biliyorum ki sizinde aklınızda bilindik şeyler canlandı. Fakat Murat Menteş farkı ile başka bir boyut değiştirmiş şekilde toplumsal sorunu Frankenstein benzetmiş ve ortaya çok güzel bir yazı çıkartmayı başarmıştır.

Alıntı - Doktorun, kolu, bacağı, gövdeyi denkleştirip dikmesi gibi biz de öteden beri insanların bir cümlesini, bir davranışını alıp korkunç portreler çiziyoruz. Ötekini canavarlaştırıyoruz. Birbirimize Frankenstein hayatı bahşediyoruz.

Kutub Şimşek'in okurunu alıp Urfa'ya göndermesini, Göbeklitepe konusunu ele alarak Urfa'dan gizli bir tünel gibi dünya tarihine göndermesini hiç beklemiyordum. Bahsedildiğine göre evden önce tapınaklar olduğu iddia ediliyor ve tapınaklardan esinlenerek küçük tapınak kısacası bizim şuan ki oturduğumuz evleri yapmışlar. Kaç yıldır tapınaklarda yaşıyor haberimiz olmuyormuş o kadar diyorum zaman hızlı gitme! daha çok araştırma yapalım diye ama; ne akrep ne yelkovan beni dinliyor...

Cemil Cahit Yavuz leke oyunları adı verdiği çizimler çok anlamlı ve güzel çizimlerdi. Daha önce bu kadar odaklanarak bakmamıştım ve daha önce bu kadar fazla dikkat çekmemişti bu köşe ellerine ve emeğine sağlık...

Selçuk Orhan abi, Oğuz Atay ve Recep İvedik aynı yazıda yer alıyor. Lütfen böyle şeyler yapmayalım. Rahmetli Oğuz Atay olsaydı ha-ha diye gülerdi. Ben ise Albay Olric olarak Recep İvedik gülüşü yapıyorum... :) :)
62 syf.
Müziğin kitap okumak üzerine etkisi yadsınamaz bir gerçek ki bu inceleme çoklu düşünce ortamının olduğu dergilerimiz hakkında olacak, size tavsiyem dergiyi alıp okumak isteyenler http://www.youtube.com/...p;list=RDmEfOQ8hkQpQ bu parçayı açmanız. Evet, 2 saatlik bir süre gözünüzü korkutabilir ama dergiyi okurken 2 saattin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.

Cemil Meriç ;" Dergi, hür düşüncenin kalesi. Belki serseri ama taze sıcak bir düşünce. Kitap, çok defa tek insanın eseri, tek düşüncenin yankısı; dergi, daha doğrusu mesajı. Kapanan her dergi, kaybedilen bir savaş, hezimet veya intihar. Bizde hazin bir kaderi var dergilerin; çoğu bir mevsimi yaşıyor, çicekler gibi. En talihlileri bir nesle seslenir. Eski dergiler ziyaretçisi olmayan mezarlık. Anahtarı kaybolmuş bir çekmece. Sayfalarına hangi hatıralar sinmiş, hangi heyecanlar gizlenmiş, merak eden yok.. "

Meriç'i okuyunca dergilerin mâkus talihinin hiç değişmediğini anlıyoruz.

Bu dün girdiğim sınavda karşıma çıkan bir paragrafta geçen satırlar, bu satırları okuyunca 3 yılla yakındır https://www.instagram.com/...rce=ig_web_copy_link okuduğum ot dergilerinin hakkını veremediğimi düşündüm ve koları sıvadım.

Her sayısı farklı ve her sayısı farklı bir dünya belki tek bir çizgide yol alabilir ama sayısına özel çeşitli sanatçı, yazar, şair, oyuncu ve okurun düşüncesi ütopyasından kesitler sunuyor. 34-60 yakın birey. Beni etkileyen şeylerden biri de bu çoklu düşünce ortamının bir arada olması. Derginin ilk sayfası bize hayatın müziksiz olmadığını düşündürerek girişini Müslüm Gürses'in şarkılarından seçkiler yaparak başlıyor;

" Hangimiz düşmedik kara sevdaya
Hangimiz sevmedik çılgınlar gibi
Hangimiz bir kuytu köşe başında
Bir vefasız için yol gözlemedik.. "
https://youtu.be/IRIMVXyAvw0

" İlk ve son aşkımdın gençlik çağımda
Sevgi çiceğimdin gönül bağımda
Öyle yer etmiştin kalp otağımda
Sıla mı gurbet mi adını sen koy.. "
https://youtu.be/u_p1-kBQbHs

Bunun üzerine bende incelemeye size bir müzik seçerek başlamak istedim. Biraz aykırı bol müzikli, alıntılı... bir inceleme olacak dergideki renkliliği ve canlılığı sunacak bir inceleme olmasını istiyorum. Bu müzik kısmına geri döneceğimizin sözünü vererek dergi üzerine konuşmak ve altınını çizerek söylüyorum spoiler vericem çünkü dergide vereceğim bir spoiler dergiden bir şey kaybettirmiyor. Verdiklerim yanımda vermediklerim okyanus. :) yorum kısmına sevdiğim sayfalardan alıntı ve yazılar ekliyeceğim..

Her sayısının bana çok şey katığını tüm kalbimle söyleyebilirim. 1K okurları için çok değerli bir dergi bu sayısında sadece karşımıza 13 kitap çıkıyor.

( Düşerken ; " İnsanın en ölümcül yarası, içinde anbean büyüyen gitme hevesidir..") ...

Film ve dizilerden repliklerin mevcut olduğu, tam anlamıyla edebiyatın ve sanatın konuştuğunu söyleyebilirim.

In the wild ; " Yalnızca çok uzağa gitme riskini göze alanlar yaşamda nereye kadar gidebileceklerini öğrenebilirler.. "

Herkesin beğenip seveceğini söylemiyorum dergi siyaset, günümüz olayları yani döneminin zihniyeti ve olaylarının mevcudu. Bana Ali Lidar , Edgar Allan Poe , Murat Menteş ... gibi bir çok bireyi yazar kimliklerinin dışında bakmayı öğreti. Murat Menteş' in https://youtu.be/TzQbOdKVF1Y şiirini, sevdiğim şiirler arasına ekletirdi. 3 yıla yakındır süredir takip ettiğim bir dergi ve hâlâ ilk gün ki hevesle alıyorum. Her şeyin değerini kaybettiği şu zamanda Cemil Meriç haklı çıksın istemiyorum. Bende hazin bir kadere tek mevsim yaşayan bir çiçeğe dönüşmedi.

Bu çoklu düşünce ortamına sizinde de bir düşüncenizin olduğunu, karşıt düşünlere ön yargıyla değil okuyup anlamaya ve bu düşüncelere onlara kimin neyin nasıl ittiğini anlamak istiyorsanız.

Buyrunuz otlanmaya..
62 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Derginin bir çok sayısını okudum. Bu sayısı diğerlerine göre çok sağlam yazılmış. Bu zamana kadar ot dergisi sayıları arasından beni etkileyici sayısı 3-4 tanedir. Diğerleri normal dergi tarzlarında yazılmıştır.

Sabahattin Ali'nin kalemini sevenler kesinlikle alabilir diyebilirim. Sabahattin Ali temiz bir dille tanıtılıyor okura.

Dergide yer alan yazarları yazıyorum birkaç tane örnek olsun. (Bütün yazarlar farklı konuları bir dergide toplamayı başarmışlar.)

İhsan Oktay Anar, Dücane Cündioğlu, Murat Menteş, Ali Lidar, İlber Ortaylı, Hakan Bıçakçı, M.K Perker, Aydilge, Ömür Uzel...

Not: Siyaset içeren 1-2 yazı ver ben okumadım. Siyaset sevmeyen insanları bilgilendirmek istedim.
62 syf.
Okuduğum ilk OT. Sayı 60 ise okuyacağım ikinci OT olacak ve sanıyorum son olacak. Popüler Science dergisine de reklamlar yüzünden kızgınım OT gibi. Bu kadar reklam? İki üç yazı dışında beni heyecanlandıran bir şey yok içeriğinde. Google veya Vikipedi'de takılmak gibi. Dücane Cündioğlu ve İhsan Oktay Anar kaleme aldıklarıyla dergiye renk katmışlar. Ayrıca Sıddık Akbayır'ın Nuri Pakdil hakkında yazısı güzel olmuş, "izdihamca" olmuş. İçinden güzel alıntılar çıkarılacak dergidir, reklamlara tahammülünüz varsa okuyunuz.
68 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Nerdeyse Şubat geldi ama sayı anca bitteşön. :) Dergiyi biraz geç temin etmem ve sınavları vermiş olmanın getirdiği rehavet nedeniyle bu ara biraz okumayı boşladım. Bunun sonucunda odaklanılsa daha kısa sürede bitebilecek bir dergi bu kadar uzun süreye yayıldı. Sayfa sayısı olarak ortalamasının birazcık üzerindeydi bu sayı. Okuyan bendeniz için güzel bir durum olsa da hazırlayanlar için bir o kadar da zahmetli olmuştur. :)

Kapakta bu ay Edgar Allen Poe'ya yer verilmişti ve bunun üzerinden polisiye romanlarla alakalı önemli bilgiler vardı. 8-8.5 sayfalık bir alan ayrılmıştı bu konu üzerine gayet kabul edilebilir bir miktar 68 sayfa üzerinden baktığımızda. ( KAFA Dergisi Uğur Mumcu'yu kapağa taşıyıp kapak hariç toplamda 4-5 sayfada bahsetmek gibi bana göre yetmeyecek bir durumda bulunmamışlar en azından. Zaten bir yazı 2 sayfaya dağıtılmış fotoğraf nedeniyle bir başka yazı da önceki senelerde yazılmış bir yazıya yazarının iki üç cümle eklemesiyle yayınlanmıştı. )

Bu ay dergide dikkatimi çeken alıntı sayısı fazla oldu. Dergi içindeki bilgilendirici yazıların artması son derece güzel bir şey. Umarım hep böyle devam eder. Özellikle de Sinan Canan'ın yazıları farklı bir açıdan bakmamı sağlıyor. Bu ay sayıda yer alan "Suçlu mu, 'Hasta' mı?" yazısı psikopat olarak tabir ettiğimiz kişilerin bir yandan da hasta olduğu gerçeğini hatırlatması dikkat çekiciydi. Belki de sürmanşette "ailemizin seri katili" Dexter Morgan'a da selam çakmış olması yazıya olan ilgimi arttırdı bilemiyorum. :)

Kısacası OT gibi dergilere öcü gözüyle bakan önyargılı site üyelerine aldanmayın efendim. Okuyun ve okutturun bu dergiyi. :)
62 syf.
·4 günde·8/10
Bu sayıyı çok sevdim, Oğuz Atayla ilgili bilmediğim çok şey varmış onları öğrendim,ıhlamur günlükleri yine Harika ve Atilla Taş'ın "Parayla kültürün kimde olacağı belli olmaz" adlı yazısını çok beğendim,Dücane Cündioğlu'nun yazısına da bir göz atın derim. Bir de dergi de bir soru vardı "Hayvanlar konuşabiliyor olsaydı en küfürbaz hayvan hangisi olurdu?"
Çevreme sorduğumda ağırlıklı olarak hamam böceği yanıtını aldım, benim cevabım ise sivri sinek(kulağımızın dibinde vızır vızır başımızın etini yiyor) :)
Keyifli okumalar diliyorum...
71 syf.
Bomba sesleri bir çocuk,
Oyuncak tutacak elleri kan !
Çığlık sesleri
Bir çocuk,
Masal dinleyecek kulakları kan!
İki göz
Nereye baksa
Sarmış dört bir yanını
Üstelik gözleri kan !
64 syf.
·Beğendi
Ben hiçbir şeyin harika olmasını istemiyorum ki . İhtimalleri seviyorum ben, gerçekliğin elinden kurtulmayı başaran hayalleri seviyorum .Yoksa bende biliyorum, mükemmelliğin peşinde koşmanın hayal kırıklığına giden en kısa yol olduğunu.
48 syf.
·Beğendi
"İlerde'ki O adama.."
/ MEKTUP/
Ben fasıllarda kötü sesime rağmen her şarkıyı
bilir ve eşlik ederim.Benimle avaz avaz
"inleyen nağmeler","sesinle başım dertte "
söyler misin? Herkes kazanmayı sever ama benim kadar değil.Kaybedince sana yüklenmelerime hazır mısın??
Olur da kaybedersem bana sıkıca sarılır mısın??

Seren Diler..

Yazarın biyografisi

Adı:
Ot Dergisi
Unvan:
Maksat Yeşillik Olsun
Doğum:
31 Mart 2014
“Hazla ve hızla okunan dergi” hedefiyle 1996 yılından beri sırasıyla; Öküz, Hayvan ve son olarak 2013 yılında “Maksat Yeşillik Olsun” sloganı ile yayın hayatına başlayan OT dergisi köklü bir geleneği temsil eder. OT dergisi kök olarak kendine mizah ve edebiyatı alıp, dallarını futboldan siyasete, sokaktan müziğe, hayata dair hiçbir şeye yabancı kalmayarak, ülkede sözü olan herkesle bir araya gelebilme cesareti ve isteğini her daim göstererek büyür.

Ticari Unvanı: Medu Yayıncılık ve Kafe Hiz. Tic. Ltd. Şti.
Kuruluş Tarihi: 31.03.2014
Yazı İşleri Müdürü: Hakan Unudulmaz
Adres: Bereketzade Mh. Banker Sok. No: 6-A Beyoğlu / İstanbul
Tel: 0212 274 33 54
E-mail: hakan@otdergi.com

Yazar istatistikleri

  • 1.333 okur beğendi.
  • 6.633 okur okudu.
  • 217 okur okuyor.
  • 1.165 okur okuyacak.
  • 40 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları