Şule Avlamazİs Kokan Zeytin Ağacı 3İs Kokan Zeytin Ağacıİs Kokan Zeytin Ağacı - 2
Herkese merhaba. Oldukça hüzünlü bir merhaba. Bu inceleme oldukça uzun sürecek gibi hissediyorum. Bakalım...
İKZA'yı ilk yazılırken Wattpad üzerinden okuyordum ama sonra hayatımda bir şeyler oldu sanırım, okumayı bıraktım. Tam da ikinci kitapta kalmışım halbuki ve geçen sene bu aylarda doğum günümde anneme aldırdım kitabı. Hediye mi alacaksın bana? İs Kokan Zeytin Ağacı'nı alır mısın dedim aldı ikisini de ama biliyorum ki kitap hüzünlü, duygusal, beni kendine bağlayacak o sebeple bekle kızım dedim bekledim. Bir sene okumadım kitaplığımdaki kitabı. Yazarı bekledim üçüncü kitap yazılsın basılsın hemen alacağım dedim ve ön siparişten aldım.
30 Ekim 2025'te elime ulaştı kitap ama ben 29 Ekim'de başladım birinci kitaba. Sonra devam ettim perşembe cuma... Birinci kitap mükemmel ötesiydi. Yusuf Agah ve Mihra'nın yeşermeye başlayan naif aşkları kalbime ilmek ilmek dolanıyordu ama her şey yavaşça solmaya başladı. Kitap oldukça gerçekçiydi ama bir saniye... Önce konudan girmem gerek. Hislerimden değil.
İs Kokan Zeytin Ağacı üç seriden oluşan askeri bir kurgu. Karahan adındaki Türk devleti yanlış tahayyül etmediysem günümüzdeki Suriye'nin yerini alan bir devlet ve tıpkı Suriye'deki iş savaş gibi ülkede bir iç savaş çıkmış durumda. Karahan devletine karşı örgütlenen İltizam Örgütü var. (Umarım o lanet örgütü doğru hatırlıyorumdur)
Baş karakterimiz Mihra Elnurova ise 20 yaşında lise mezunu öğretmen olmak isteyen üniversite sınavlarına hazırlanan bir genç kız. Şiir kitaplarına düşkün, okumayı seven, melek gibi birisi... Altı kardeşi bulunuyor. Abisi Bilal, Karahan ordusunda görevli. Mihra'dan sonra 17 yaşında ergenimiz Yasir, 16 yaşındaki ikizler Gülnar ve Ayşe, bir de 3 yaşındaki en küçükleri Sahra var. Anneleri Türk ve eski hemşire ama artık ev hanımı olmuş. Babaları ise Karahanlı bir hekim. Mihra'nın ailesi çok güzel, herkesin hep sahip olmayı istediği bir aile ama savaş kapıya dayanmış halde. Türkiye ise sınırlarını korumak için Balamir şehrine askeri birliklerini gönderiyor. Kartal Timi... Ve tim komutanımız Yusuf Agah Demiral. Sivaslı adamımız.
Yusuf Agah, Mihra ile tevafuk eseri bir zeytin ağacında karşılaşır ve birbirlerine ilk görüşte aşık olurlar. Ama bildiğimiz ilk aşklar gibi olmaz. Utangaçlar, çekimserler, bakışıyorlar böyle inanılmaz tatlılar. Öyle Amerikan romantik dizileri gibi tensel bir durum yok çok şükür ki. Sonra ilişkileri yeşerir ama öyle naif öyle pamuk gibiler ki. Öte yandan Bilal ve Elif çiftimiz vardır ama onlardan asla bahsetmem okumanız lazım. Spoiler olur.
Günümüzde yaşanan Gazze soykırımı, Suriye'de hükumet yıkıldıktan sonra Sednaya hapishanesinin korkunç yüzü ve hala devam eden Doğu Türkistan'daki zulümleri hatırladım bu kitabı okurken. Ben askeri kurgu bağımlısı birisiyim. Bu zamana kadar okumadığım askeri kurgu kalmadı gibi bir şey ama bu İKZA bambaşka. Bu bambaşka bir dünya. Yazarımız çok naif bir dille yazmış. Üçüncü kitaba dikkat aşırı ağlatır. Ben yara bandını çek mantığı ile okudum bir anda bitirmek zorunda kaldım zira kendimden geçtim ağlarken. En son bu şekilde ağladığımda Veda Caddesi serisini okuyordum Sümeyye Demirkan'ın.
Duygusal kitap sevmeyenlere okumasını önermem zira gerçekten yoğun bir duygusallık ve savaş ortamı var. +18 bir içerik yok fakat gerçekten kaldıramayanların okumasını önermem. Ben 6 Şubat sürecini yaşamış, 1 ay ailesine şehrine ulaşamamış birisi olarak biraz zorlandım ve tetiklendim sanırım. Ara vererek okudum hep. Sonunun hem mutlu hem mutsuz bittiğini söylersem bence yerinde olur. Tamamen mutsuz sonları okuyamam zaten.
Bu kitaba boşuna hisler kitabı denmiyormuş onu anladım. Türk olduğum için ayrı gurur duydum, vatanımın bağımsızlığı için aziz şehitlerimize ayrıca dualar ettim. Arkadaşlar biz çok şanslıyız ki hür bir vatanda yaşıyoruz ve bu hür vatanı ilelebet sürdürmemiz gerekli. Bu kitabın etkisinden uzun süre çıkamayacağım kesin. Hiçbir puanla derecelendiremeyeceğim kadar güzel. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ama ben şimdiden diğer kitaplarını da sepetime ekleyeceğim. Kendisi çok güzel bir yazım diline sahip. Umarım bir gün onun gibi bir yazar olabilirim umuduyla yoluma devam edeceğim.
Mihra, Yusuf Agah, Ahmet, Asude, Elvan Hanım, Faruk, Bilal, Latif, Gülnar, Ayşe, Hasan amca, Mehmet amca, Gülesen teyze, Gonca, Aynur teyze, İlhan amca, Semiha teyze, Hüma, Sıla, Yiğit, Alper, Sahra, Yasir, Ali, Elif, Yasemin... Hiçbirinizi unutmayacağım.