Puan vermedi·520 syf.····Okunma: 02 Kasım 2025 17:05 Taliban'ın zulmünden kaçan Afgan bir ailenin hikayesi... Ancak hikaye daha geniş bir zaman dilimine yayılarak cesur ve fedakar anne figürümüz Fereiba'nın doğumundan başlıyor. Bence kitabın en güzel kısımları Fereiba'nın çocukluk ve gençlik yıllarının anlatıldığı ilk kısımlardı. Afgan kültürü ve aile yapısı çok iyi işlenmiş. Sayfaları çevirdikçe Fereiba'nın büyümesine, olgunlaşmasına ve ailesinde yaşanan çeşitli olaylara şahit oluyoruz. Ta ki Fereiba'nın evlenmesine kadar. Bu evlilik hikayeyi başka bir yöne çeviriyor, zaten tam o sırada devreye Taliban giriyor. Zor bir çocukluk geçirmiş olan Fereiba'yı bu saatten sonra daha zor bir yetişkinlik bekliyor.
Çocuklarıyla birlikte Afganistan'dan kaçmaktan başka çaresi kalmayan Fereiba'nın hikayesini bir noktadan sonra oğlu Saleem devralıyor ve hikaye ağırlıklı olarak Saalem üzerinden ilerliyor. Ancak ne yazık ki hikaye keskin hatlarla çevrilmiş bir sona bağlanmıyor. Belki de yazar tarafından bilerek böyle bir tercih yapılarak hikayenin sonu bizim hayal gücümüze bırakılmıştır. Ancak yine de böylesine derin ve ağır bir hikayenin daha net bir sonu olmalıydı diye düşünüyorum.
Sosyolojik pencereden bakılırsa hikaye mülteciler ve sığınmacılar ile empati kurmaya, onları anlamaya yardımcı olacak nitelikte. Sadece Fereiba ile çocuklarının hikayesi değil bu; belki binlercesinin, milyonlarcasının hikayesi.
*Bundan sonrası SPOILER içerir*
Bir ara Fereiba'nın o meyve bahçesinde duvarın arkasındaki çocukla tanışıp evleneceğine o kadar inanmıştım ki... Sonradan adının Hameed olduğu ortaya çıkan o çocuk Fereiba'nın kız kardeşiyle evlenince ben bile kırıldım. Ancak daha sonra Ferebia'nın başka bir adamla evlenmesi ve evlendiği adamı zamanla sevmesi de hayatın çok önemli bir gerçeğiydi. En derin yaraların bile zamanla kabuk bağlayacağının, hayat devam ettikçe insanın mecburen de olsa iyileşeceğinin vurgusu gibiydi. Sanırım Fereiba'nın çocukluk ve gençlik dönemi daha uzun tutulsaydı daha çok severdim bu hikayeyi.