#NadiaHashimi
#AyDüşerken
#ArkadyaYayinlari
Merhaba sevgili okur arkadaşlarım 🪽
Sizlere Nadia Hasmini'nin kaleminden; bir annenin kavgasını, bir vatanın sızısını en rafine şekilde işleyen "AY DÜŞERKEN" eseri ile geldim..
Bazı hikâyeler vardırki, kapağını kapattığınızda bile karakterin nefesini ensenizde hissederken, ruhunuzun bir köşesinde zaman aşımına uğramaksızın yankılanmaya devam eder..
Ay Düşerken, sadece bir mülteci hikâyesi değil; aidiyetin, kayboluşun ve her şeye rağmen kök salmanın yakıcı bir anlatısı da aynı zamanda.
Fereiba’nın hikâyesi de tam olarak böyle.
Daha kitabın en başından bir yenilgiyle mühürlenmiş satırlar karşıladı bizleri..
"Kaderim, doğduğum gün kanla mühürlenmiş. Ebeler kordonu kesti ve annemi, bana karşı herhangi bir yükümlülükten kurtardı. Benimki pembeleşirken onun bedeni soldu. Ben ağlamayı öğrendiğimde annemin nefesi kesildi."
Hayata bir anne sıcaklığından, bir anne sevgisi ve şevkatinden mahrum, 1-0 eksik başlayan bir kadının; Afganistan’ın karanlık gölgesinde, duyarsız bir babanın ve üvey bir annenin yanında tırnaklarıyla kazıyarak var olma mücadelesi bu..
Ancak onun için asıl yıkım, Taliban'ın karanlığı yuvasına çöktüğünde, kocası Mahmood’un trajik kaybı güvenli sandığı yuvasını paramparça ederken , Fereiba için gitmek bir seçenek olmaktan çıkıp, çocuklarının nefes alabilmesi için tek yola dönüşür..
İşte o an insan, en çıplak gerçekle yüzleşiyor. Yazarın altını çizerek vurguladığı gibi:
"İnsanın; yurdunu terk etmesi kolay değildir, hele de önünde kapalı kapılar varsa ."