satir.arasindaki.kiz

satir.arasindaki.kiz
@satirarasindakikiz
Puan vermedi·200 syf.··
2026 25. kitabı
Antarktika, Claire Keegan’ın o tanıdık sessizliğiyle ilerleyen ama her öyküsü aynı ölçüde iz bırakmayan bir kitap oldu benim için. On beş öykünün içinde beni gerçekten içine çekenler de vardı, okuduktan kısa süre sonra zihnimden silinip gidenler de. Keegan yine çok sade, çok yalın yazıyor birkaç cümleyle bile büyük bir boşluk hissi yaratabiliyor. Öykülerin çoğunda romantik ilişkiler, birbirine ulaşamayan insanlar, yarım kalmış bağlar, yas ve yalnızlık hissi var. Özellikle kitaba adını veren “Antarktika” öyküsü bence kitabın en güçlü metniydi. Bazı öyküler çok sinematografik ve güçlü imgelerle örülü olsa da birkaç tanesi birbirinin yankısı gibi hissettirdi bana. Aynı duygusal ton tekrar ettikçe metinler kafamda ayrışmamaya başladı. Belki de bu yüzden novellaları kadar derin işlemedi içime. Yine de Claire Keegan’ın yazarlığında çok özel bir taraf var çünkü büyük olaylar anlatmıyor, insanın içinde sessizce büyüyen boşlukları anlatıyor. Ve bunu öyle sakin yapıyor ki kitabı bitirdiğinde büyük bir çarpılma yaşamıyorsun ama geriye tuhaf bir soğukluk kalıyor. Bazı öyküler uzun süre seninle kalıyor, bazılarıysa bir sis gibi dağılıp gidiyor. Belki de kitabın ruhu tam olarak bu zaten...
AntartikaClaire Keegan · Jaguar Kitap · 202679 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·200 syf.··
2026 25. kitabı
Claire Keegan
7.5/10 · 79 okunma
Puan vermedi·383 syf.··
2026 24. kitabı
Madalyonun İçi insanın geçmişinin aslında hiçbir zaman tamamen geçmediğini anlatan bir kitap. İçindeki hikâyelerde çocukluğunda sevgisiz büyüyenler, şiddeti normal sananlar, yalnızlığını yıllarca içine gömen insanlar var. Her karakterin başka bir kırılma noktası olsa da hepsinin ortak tarafı, anlaşılmadan yaşamaya çalışmaları. Kitabı okurken en etkileyici gelen şey, olaylardan çok insanların o olayları taşıma biçimiydi. Bazıları susarak, bazıları öfkelenerek, bazıları da kendini tamamen yok sayarak yaşamış her şeyi. Gülseren Budayıcıoğlu’nun dili çok sade ama tam da bu yüzden hikâyeler daha gerçek hissettiriyor. Abartılı dram yaratmıyor sadece insan ruhunun ne kadar karmaşık olduğunu olduğu gibi gösteriyor. Bence kitabın en güçlü tarafı okurken bir karaktere üzülmekten çok, onu neden öyle biri hâline geldiğini anlamaya başlıyorsun ve kitap bitince insan ister istemez kendi içindeki “madalyonun içini” de düşünmeye başlıyor...
Madalyonun İçiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 202021,5bin okunma
Puan vermedi·109 syf.··
2026 23. kitabı
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde hikâye sona ermez insanın içinde sessizce çürümeye devam eder. Sakar tam olarak böyle bir kitap. Alexandre Seurat, yalnızca bir çocuğun trajedisini anlatmıyor herkesin gördüğü ama kimsenin gerçekten bakmadığı bir acının otopsisini yapıyor. Roman boyunca en korkutucu şey şiddetin kendisi değil, o şiddetin sıradanlaşması. Öğretmenler, komşular, akrabalar, sosyal hizmetler… Herkes bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyor ama kimse o son adımı atmıyor. Seurat’ın dili inanılmaz yalın ama o sadeliğin içinde insanın boğazına çöken ağır bir karanlık var. Hiç bağırmadan, dramatize etmeden, sessizce mahvediyor insanı. Belki de bu yüzden bu kadar etkili. Çünkü kitap gözyaşı dökmeye çalışmıyor vicdanın en karanlık yerine dokunuyor. Diana’nın sesi yok romanda, hep başkalarının ağzından dinliyoruz onu. Ve bu tercih bile başlı başına bir tokat gibi. Çünkü yaşarken de kimse onu gerçekten dinlememiş zaten. Diana’nın hikâyesi boyunca hissedilen şey yalnızca acı değil modern toplumun, bütün o görünürdeki duyarlılığına rağmen ne kadar kayıtsız olabildiği. Okurken sürekli ‘birisi artık fark etsin’ diye bekliyorsun ama sayfalar ilerledikçe umut yerini tarifsiz bir çaresizliğe bırakıyor. Roman bittiğinde insanın aklında tek bir soru kalıyor: Bir çocuğu gerçekten öldüren şey şiddet mi, yoksa herkesin paylaştığı o sessizlik mi? Kısacık bir roman ama insanın içinde devasa bir boşluk bırakıyor. Ben uzun zamandır bir kitabın beni bu kadar sessiz ve derinden sarstığını hatırlamıyorum.
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,6bin okunma