satir.arasindaki.kiz

Puan vermedi·129 syf.··
2026 26. kitabı
Kafa Dergisi'nden beri Aylin Balboa'nın diline az çok aşinaydım. Bu yüzden kitabı okurken yabancılık çekmedim. Tam tersine, yıllardır tanıdığım birinin anlattıklarını dinliyormuş gibi hissettim. Belki de bu yüzden sayfalar su gibi aktı. Çünkü anlatılanlar kurgu olmasına rağmen fazlasıyla gerçek hissettiriyor. Kitabın en sevdiğim tarafı, yas ve özlem gibi ağır duyguları anlatırken bunu büyük laflara yaslanmadan yapabilmesi oldu. Bir kaybın ardından geride kalan boşluğu, hatırlamanın bazen ne kadar yorucu bazen de ne kadar kıymetli olduğunu çok sade ama etkili bir dille anlatıyor. Üstelik bunu yaparken okuru sürekli hüzne boğmuyor. Hatta itiraf etmeliyim ki bazı bölümlerde gerçekten kahkaha attım. Osman'ın etrafında şekillenen anılar, gündelik hayatın absürt tarafları ve karakterlerin doğallığı öyle samimi aktarılmış ki bir sayfada boğazın düğümlenirken birkaç sayfa sonra kendini gülümserken buluyorsun. Sanırım kitabın en güçlü yanı da burada saklı. Kitabın çıkış noktasında kişisel bir kaybın izleri hissedilse de Osman zamanla tek bir kişiden çok daha fazlasına dönüşüyor. Okurken bazen bir dostu, bazen aileden birini, bazen de hayatından eksilmiş herhangi birini hatırlatıyor. Bu yüzden anlatılan hikâye bir noktadan sonra yalnızca yazara ait olmaktan çıkıp okurun da hikâyesine dönüşüyor. Ben sevdim
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·129 syf.··
2026 26. kitabı
Aylin Balboa
8.4/10 · 13,6bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 25. kitabı
Antarktika, Claire Keegan’ın o tanıdık sessizliğiyle ilerleyen ama her öyküsü aynı ölçüde iz bırakmayan bir kitap oldu benim için. On beş öykünün içinde beni gerçekten içine çekenler de vardı, okuduktan kısa süre sonra zihnimden silinip gidenler de. Keegan yine çok sade, çok yalın yazıyor birkaç cümleyle bile büyük bir boşluk hissi yaratabiliyor. Öykülerin çoğunda romantik ilişkiler, birbirine ulaşamayan insanlar, yarım kalmış bağlar, yas ve yalnızlık hissi var. Özellikle kitaba adını veren “Antarktika” öyküsü bence kitabın en güçlü metniydi. Bazı öyküler çok sinematografik ve güçlü imgelerle örülü olsa da birkaç tanesi birbirinin yankısı gibi hissettirdi bana. Aynı duygusal ton tekrar ettikçe metinler kafamda ayrışmamaya başladı. Belki de bu yüzden novellaları kadar derin işlemedi içime. Yine de Claire Keegan’ın yazarlığında çok özel bir taraf var çünkü büyük olaylar anlatmıyor, insanın içinde sessizce büyüyen boşlukları anlatıyor. Ve bunu öyle sakin yapıyor ki kitabı bitirdiğinde büyük bir çarpılma yaşamıyorsun ama geriye tuhaf bir soğukluk kalıyor. Bazı öyküler uzun süre seninle kalıyor, bazılarıysa bir sis gibi dağılıp gidiyor. Belki de kitabın ruhu tam olarak bu zaten...
AntartikaClaire Keegan · Jaguar Kitap · 202681 okunma
Puan vermedi·383 syf.··
2026 24. kitabı
Madalyonun İçi insanın geçmişinin aslında hiçbir zaman tamamen geçmediğini anlatan bir kitap. İçindeki hikâyelerde çocukluğunda sevgisiz büyüyenler, şiddeti normal sananlar, yalnızlığını yıllarca içine gömen insanlar var. Her karakterin başka bir kırılma noktası olsa da hepsinin ortak tarafı, anlaşılmadan yaşamaya çalışmaları. Kitabı okurken en etkileyici gelen şey, olaylardan çok insanların o olayları taşıma biçimiydi. Bazıları susarak, bazıları öfkelenerek, bazıları da kendini tamamen yok sayarak yaşamış her şeyi. Gülseren Budayıcıoğlu’nun dili çok sade ama tam da bu yüzden hikâyeler daha gerçek hissettiriyor. Abartılı dram yaratmıyor sadece insan ruhunun ne kadar karmaşık olduğunu olduğu gibi gösteriyor. Bence kitabın en güçlü tarafı okurken bir karaktere üzülmekten çok, onu neden öyle biri hâline geldiğini anlamaya başlıyorsun ve kitap bitince insan ister istemez kendi içindeki “madalyonun içini” de düşünmeye başlıyor...
Madalyonun İçiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 202021,5bin okunma