·48 syf.····Okunma: 02 Ağustos 2024 00:00 İlk sayfayı açtığımda, “komik bir tarafı var bu sırrı saklamanın” dizesiyle başladı ve tam da bu söz, şairin hem kırılgan hem de güçlü ruh halini özetliyordu benim için.
Kitapta büyük büyük temalar var: aşk, mistisizm, yalnızlık, umutsuzluk… Ama Tenekeci bunları öyle doğrudan değil, bir vaizin saklı sesinden (o yüzden “vaiz” belki) konuşur gibi anlatıyor. “Sonsuz atlara binen” imgeleriyle yükselen hayaller; kuş metaforlarıyla özgürlük arzusu; cama yaslanan yanakta saklanan hüzün… Her bir şiirde hem sahici bir açıklık hem de bir örtülü giz var.
Çok etkileyici bulduğum bir yönü: şairin kelime işçiliği. Bazı şiirleri okurken, her harfi özenle yoğurmuş gibi hissediyorsun; “S yılan z kuyu, evet kanguru” gibi garip, şaşırtıcı benzetmeler de var bu, okurken hem düşündürüyor hem gülümsetiyor.
Kitap hacmi küçük, ama bu hiç eksik hissettirmiyor. Aksine, bu minimal yapısında dahi şiirler arası bir bağ var; satır aralarında yazarın iç dünyasına dair izler sürebiliyorsun.
Bazen dizeler ağır bir rüzgar gibi esiyor, bazen su gibi duru ve akıcı… Tenekeci’nin sesi, “peltek” sıfatıyla garip bir tezat oluşturuyor: Çünkü aslında çok net, çok yalın bir içtenlikle söyleniyor her şey.
Kitabı okuduktan sonra, içimde hem bir ferahlık hem de hafif bir melankoli kaldı. Şiir severler için kesinlikle dokunaklı bir deneyim; hem düşünsel hem duygusal anlamda besleyici. Bana göre Peltek Vaiz, Tenekeci’nin yüreğini suskunlukla değil, kelimeyle ortaya koyduğu nazik bir manifesto.