Puan vermedi·424 syf.····Okunma: 02 Kasım 2025 16:14 Öhh öhh yine ben:) bu kitabı okumayan bir tek ben kaldım diye düşünüyordum...:) neyse okumayan vardır elbet diye kendime teselliler verdim...Şimdi arkanıza yaslanın 19.yüzyıla gidiyoruz..Aşk mı? gurur mu?.. Önyargı mı ? ..Bir bakalım;)
Bazı kitaplar var yazıldığı çağın sınırlarını aşar..Gurur ve Önyargı da onlardan biri bence.. Jane Austen, 19. yüzyıl İngiltere’sinin dar kalıplarına, kadınların kaderinin “iyi bir evlilik”le çizildiği o boğucu dünyaya, kaleminin zarafetiyle bir pencere açar. O pencereden içeri giren hava, hâlâ tazeliğini korur.;)
Toplumda bir kadının değeri, malesef ki o kadar yoktur ki miras bile babadan kıza kalmaz varis bir erkek olmak zorundadır. Kadın aklından çok “iyi bir evlilik yapma ihtimaliyle” ölçülürken; Bennet kızları, mirasın erkek varise geçeceği bir yasayla geleceksiz bırakılmıştır..
Bu nedenle her balo, her ziyaret, aslında bir hayatta kalma mücadelesidir. Austen’in ince mizahı, o dünyanın acımasız gerçeklerini tatlı bir ironiyle gösterir: Bayan Bennet’in evlilik takıntısı gülünçtür, evet , ama aynı zamanda çaresizliğin kılıfıdır. Kızlarının geleceğini düşünür kolay değil 5 kız..;)
Roman yüzeyde bir aşk hikâyesi gibi görünür..Elizabeth Bennet ile Fitzwilliam Darcy’nin gurur ve önyargılarını yenerek birbirlerine ulaşma serüveni. Fakat bu aşk, yalnızca iki insanın değil, iki düşünme biçiminin iki sınıfsal statünün çarpışmasıdır. Elizabeth’in zeka dolu cümleleri, dönemin kadınlarına biçilen sessizlik rolünü kırar. Onun her itirazında, Austen’in kaleminin sessiz bir isyanı vardır.
Darcy’nin ilk teklifinde Elizabeth’in “sözde kibarlıkla örülü kibirine” verdiği reddediş, yalnızca bir aşkı geri çevirme değildir ,bir düzenin reddidir. Kadınların maddi güvenlik uğruna karakterlerinden vazgeçtiği bir toplumda, Elizabeth aklını, gururunu ve seçim hakkını korur. Bunu önyargı altında yapar ama ,çünkü Darcy ailesini küçümser...
Daha sonra iyi yüzünü gösterse de :)
Austen, onu romantizmin değil, kendine saygının sembolü yapar...
Roman boyunca fark ederiz ki asıl mesele aşkın kendisi değil, aşkı seçebilme özgürlüğüdür. Elizabeth, Darcy’yi sevmeden önce onu anlamayı seçer. Gerçek sevginin, toplumsal çıkarların değil, içsel olgunluğun ürünü olduğunu gösterir. Böylece “gurur” ve “önyargı”, hem bireysel hem toplumsal bir dönüşümün metaforuna dönüşür.
Austen, kadın kahramanını bir peri masalının prensesi yapmaz; onu zekasıyla, iradesiyle, eleştirel bakışıyla var eder. Bu yüzden Gurur ve Önyargı, sadece romantik bir klasik değil, kadınların düşünme, hissetme ve karar verme hakkını edebiyat sahnesine taşıyan bir erken feminist manifestodur. Bence tabi :)
Elizabeth Bennet, o çağın sayfalarından çıkıp bugüne konuşur..
“Beni seç, ama saygı duyduğun için.”
Ahh benim güzel kadınlarım...
Değerinizi bilin ..Buraya kadar okuduysanız bu çiçekler size erkekler sizde ....
Neyse keyifli okumalar ...