Bu yazardan okuduğum 3. kitap (HGO ilk 2 kitabı okumuştum) ve gerçekten yazım dilinin geliştiğini düşünüyorum. Yani o seriyi fena bulmamıştım ancak devam etmek için de gerekli motivasyonu bulamadığımı söylemeliyim. Ancak bu kitaptan sonra tekrar bir şans vermeyi düşünüyorum.
Konusu bir vampir hikayesi aslında. Dünya vampirlerin varlığını kabullenmiş ancak insanlarla eşit olarak görmüyorlar. Bu nedenle oldukça diplomatik sıkıntılar çıkıyor her yerde. Bu durumda bir gerginlik ve kaos ortamı yaratıyor. İşte böyle bir ortamda eski bir vampir şatosunu müzeye çeviriyor esas kızımız Luzia. Şato müze olduktan 1 yıl kadar sonra oranın sahibi olan vampir Sidra geri döner. Bu ikilinin arasında ki çekim, geçmiş bağları aynı zamanda günümüzde gerçekleşen kaos hepsi işleniyor kitapta. Erkek karakterin bir ileri iki geri halleri biraz beni sıktı. O yüzden pek ısınamadım erkek karaktere. Kız iyiydi ama gerçekten güçlü olmak için çok çabalıyor bu hoşuma gitti. Ayrıca HGO serisinden Daren ve Nova da bir kaç sayfa kitaba dahil oldular. Bu detayda eğlenceli idi. Yani sonuç olarak kolay okunan akıcı bir kitaptı. Devam kitabını da okuyacağım.