Latife TekinSürüklenme kitabında kavramsal değişim, bireyin kendine ve aidiyet hislerine yabancılaşması ve toplumsal olguların dönüşmesi üzerinden anlatıcının sunmuş olduğu bu hikaye geçmiş ile gelecek hatta an bağlamında kopukluğu gün yüzüne çıkarmaktadır. Bu bağlamda birey olma formunun yitirilmesi, toplumsal arkeik tipolojinin kopması, aidiyet hissinin ve davranışlarının örtük hale gelmesi ve arkadaşlık eylemlerinin yüzeyseleşmesi üzerinden sac ayaklarını toplumun bağrında yatan değerlerden alan eser, bunları geçmiş-gelecek-an dualizminde ele alarak yıkımını ve kopuşunun anlatımını sağlamıştır.
Eserin iç dinamiklerinden yani dilsel ve kurgusal olarak anlaşabilirliği bazı kopukluklar var gibi dursa da büyük resme bakıldığında bu kopukluklar bilinç düzeleminden anlatısını düşünüldüğünde yani bilincin odaklarının çeperleri anlaşıldığında doğal karşılanabileceğini de kabul etmek gerekir. Özellikle karakterlerin anlatımında motiflere bakıldığında sosyal bir anlayışla birlikte batıcıl bir tavırda söz konusudur. Bu da kitabı hem bir rönesans hem de sanayileşme çağının içinde yaşanan sıkıntıların vaazını okuyucunun zihnine sunmaktadır. Böylelikle kitap yıkım ve kopuş üzerinden bir postmodernizm öyküsünü de bize sunmaktadır. Hatta bazı karakterlerin yoğunluğunu feminizm ve ataerkil düzene aykırı tutum olgusu olarakta algılanabilir. Bu algılayışın güdümünde de kapitalizm ve sosyalizm ikilemini sunmaktadır.
Sonuç olarak Latife TekinSürüklenme kitabında yaşadığı coğafyaın toplumsal sırlarını ve ana eklemlerini dünyanın değişen ve dönüşen çehresi üzerinden bir anlatıma tabi tutmuştur. Böylelikle hem dönemsel hem de dönemini aşmaya haiz bir eser kurgusu oluşturmuştur.