·352 syf.····Okunma: 31 Ekim 2025 23:29 İzmir'den Özgür K.
(Madem ki Kafkaesk bir atmosfere daldık)
Nostalji, Mircea Cartarescu
Çeviren: Hüseyin Tüzün
Tam anlamıyla olmasa da spoiler içerebilir!
Daha önce okumadığım bir yazar ve meğerse çok şey kaçırmışım. Kitaba başlarken öykü kitaplarındaki gibi içindekiler karşılıyor bizi. Kesinlikle çok çarpıcı bir giriş öyküsü bize kitabın büyülü bir kitap olacağı hissi uyandırıyor. Ben okurken öyle cümlelerle karşılaştım ki bir an yazar mı büyüleyici çevirmen mi bu etkiyi yaratıyor diye düşünmeye başladım. Bu arada başta dikkat etmemiştim ama kitabın orijinal dilinden değil Almanca'dan çevrildiğini farkettim. Belki de Almanca'ya çevirenin etkisidir diye gülümsedim. Edebiyat teratolojidir diyor mesela. Çevresel etkenlerden kaynaklanan yapısal anomalileri inceleyen bilim yani. "Artık yalnızca düş beni gerçekçi yansıtıyor" diyor yine. "Dünyada imkansızın mümkün olduğu bir yer" diye tanımlıyor edebiyatı. Haliyle nasıl bir yazarla karşı karşıya olduğumuza dair büyük bir merak uyandırıyor. Aynı zamanda bir şair, öykücü, akademisyen, deneme yazarı ve bence filozof olan oldukça entelektüel bir yazar olduğunu anlıyoruz. Tüm bunlar kendisini Nobel Edebiyat ödülünün doğal bir adayı haline getiriyor.
Her bir öykü kendi başına da çok etkileyici olmakla birlikte aralarında bulunan görünüşteki küçük bağlar ile birbiri ile ilişkilendirilerek bir roman formatı oluşturuluyor. Yazar bu öyküler aracılığıyla bir yandan da çocukluk, ergenlik ve ilk gençlik yıllarını hem masalsı, hem de oldukça gerçekçi bir şekilde anlatıyor. Bu anlamda bir büyüme hikayesi okuduğumuz da söylenebilir. Ya da bir ölümsüzlük arayışı. Yazarın anlatıcıyı ve zamanı birdenbire değiştirmesi ile okuru sürekli şaşırtıp diken üstünde tutması yanında arada muzipçe okurla sohbet etmesi de oldukça etkileyici idi.
Öykülerindeki tempo progresif bir şekilde yükselerek devam ediyor ve finalde hayal gücünün sınırlarını zorlayarak sona eriyor. Bu hayal gücü, olasılığı sıfıra kadar indirip yine de gerçekleştirebiliyor, sevdiği kadının korteksinde gezintiye çıkarabiliyor, hayatın anlamını sorgularken paralel evren, simülasyon teorisi derken Tanrı ile gözgöze getiriyor, bir klakson sesi ile tetiklenen bir tutkunun, müziğin antik çağdan beri evrilişini basamak basamak takip ederek tüm dünyayı kasıp kavurmakla kalmayıp, evreni etkileyecek seviyeye ulaştırabiliyor.
Özetle çok çok etkileyici bir yazar ile tanışmış oldum yine. Harika bir deneyimdi.
Kesinlikle tavsiye ederim ancak baştan uyarayım okumaya niyetlenenleri kolay bir okuma beklemiyor.