Acayip bir kitap,tariflemesi, anlaması ve anlatması zor bir eser. Tam edebî bir kalıba sığdırmak zor. Çünkü gerçek ve gerçeküstü, rüyalar,bellek, varoluş, anılar, semboller hatta benlikler iç içe geçmiş. Kitap beş bölümden oluşuyor,her biri ayrı bir şenlik.İlk bölüm (en sevdiğim) Rulet Oyuncusu, yazarın dibi gören çocukluk arkadaşının daha sonra ortaya çıktığı ve rulet oyuncusu olarak nasıl ünlendiğini anlattığı bölüm. Hem karakter çok ilginç hem müthiş bir ölüm -yaşam sorgusu var.Sonrasında yazarın çocukluğu ve gençliği, büyüme sancılarına dair okuduğum bölümler saplantı, aşk, aile, sorgulamalar, büyülü gerçeklik ile sarmalanarak verilmiş. Özellikle 2. bölüm neyle karşılaşacağımı çok merak ederek okudum. O saplantılı aşk beni ifrit etti yalnız. Ve müzede geçen satırlar çok etkileyici idi. REM bölümü düşle gerçek arasında gidip geldiğim bölüm. Dağılmış bir zihin, çatışmalar, sorgulamalar, iç içe girmiş benlikler ya da bölünmüş kişilikler, değişen cinsiyet, tam bilmiyorum. Hem bir masal tadındaydı hem de insanın zihninin sınırlarını zorluyordu.Benim için öyle oldu en azından.
Mimar öyküsü ise ayrı bir saplantı ve dehanın tuhaf bir şekilde vücut bulmuş hali.Bu bölümü metin ile ilişkilendirmekte zorlansam da metni kendi içinde beğendim.Ayrıca kitabın bütününde Bükreş solgun bir silüet gibi bir şekilde varlığını hep hissettiriyordu.Bunu da sevdim.Cârtârescu'nun cümleleri akıyor özellikle betimlemeler şahane ama metnin bütünü kolay değil.Herkesin kitabı hiç değil.Ama edebî olarak bambaşka bir boyut, şahsına münhasır bir eser, sınırları aşan bir yapıt. Çok orijinal.#okudumokuyun #okudumbitti#kitaptavsiyeleri #kitapönerisi #nostalji #ayrıntıyayınları #kitapagacidevrialemkulübü @ayrintiyayinlari