Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 58 dk.
Sayfa Sayısı:
352
Basım Tarihi:
2017
İlk Yayın Tarihi:
1 Ocak 1989
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Orijinal Adı:
Nostalgia
Orijinal Dil:
Romanşça
Orijinal Ülke:
Romanya
ISBN:
9786053141693
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·352 syf.··
2022 69. kitabı
Proust’u anımsatan şekilde Cartarescu’nun geçmişini okuyacağımı sanıyordum ancak beklediğimden çok daha derin ve zengin bir romanla karşılaştım. Roman, her biri Cartarescu’nun hayatın üç kesitini aktardığı üç bölüm ve çok incelikli bir şekilde bu bölümlere bağlanan, başta ve sonda olmak üzere iki kısa hikâyeden oluşuyor. İlk bölümde çocukluğunu; arkadaşları, bir çocuğun hayatı, dünyayı, cinsiyetleri ve cinselliği keşfetmesi ve bunlarla ilgili kafasında kendince ürettiği teoriler ekseninde çok güzel anlatıyor. İkinci bölümde gençliği; ilk aşk, saplantılar, hayal kırıklıkları, ayrılık, insanın aşık olduğunda o kişi üzerinden yansıması ve ayrıldığında da adetâ kendi içindeki diğer benlikle vedalaşması üzerinden hakikaten çok etkileyici anlatmış. Bölüm başlar başlamaz çok farklı bir şey okuduğunuzu fark ediyor, arada afallayıp ‘nereye bağlanacak, bir ipucu verdi de kaçırdım mı acaba’ diye kimi yerleri dönüp tekrar okuyor ancak bölüm bittiğinde yazara hayran oluyorsunuz. Bana Sabato’yu anımsatan şekilde gerçeküstü unsurlarla da bezenmiş, kendini evrenin tek hakimi ve aşkını da ayrılığını da ilk, son ve her şeyin merkezi sanma yanılgısında olan insanoğlu ve evrenle ilgili inanılmaz bir masala bağlanıyor bölüm. Üçüncü bölümde ise genç yetişkin kimliğinde, insanın evren ve dünya gibi hakikaten de hayatının tam da o döneminde yaşadığı sorgulamaları kendine has yöntemle işlemiş. Bu kez, yine yazarın hayal gücüne ve zekasına hayran bırakan, evrenin oluşumunun ve dinler tarihinin alternatif bir anlatımı gibi de okunabilecek bir masal bekliyor okuru. Çocukluktan yetişkinliğe doğru bölümler ilerledikçe Cartarescu’nun dili zenginleşiyor, kullandığı anlatım teknikleri kompleksleşiyor ve mevzular derinleşiyor tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi. Özellikle son bölümde, hem birinci ve
NostaljiMircea Cartarescu · Ayrıntı Yayınları · 2017159 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2025 87. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 21:57
Nostalji'yi okurken itiraf etmeliyim ki bazı bölümleri anlamakta epey zorlandım, sayfalar arasında bazen kaybolmuş gibi hissettim. Yine de yazarın geçmişe dair anılarını ve gözlemlerini paylaşma biçimi ilginçti ve farklı bir bakış açısı sunduğunu söyleyebilirim. Kitabı okumak benim için biraz meydan okumaydı , eğer bu kitap üyesi oldugum kitap kulubünün kitabı olmasaydı 2. Bölümün sonunda kitabı okumayı bırakmış olurdum, bana açıkçası bu kadar üstüste kullanılmış teknik ağır geldi ..Eminim ki seveni olacaktır ama benim ne sevdiğim ne de sevebileceğim bir tür .
Edebiyat
NostaljiMircea Cartarescu · Ayrıntı Yayınları · 2017159 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2025 119. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2025 20:18
Kitaba kaç puan vereceğimi ne yorum yapacağımı hiç bilmiyorum. Yani bence bir yetenek bu kadar sayfa bunları yazabilmek. Ama çoğu yeri anlamadım anlamaya bilgi kültür seviyem mi yetmedi kitaptan mi kaynaklı bilmiyorum. Okurken çok zorlandığım kitap oldu bazı kitaplarda ayy zordu anlamadım derdim bunu okuyunca anlamadığım kitap yokmus dedim.
NostaljiMircea Cartarescu · Ayrıntı Yayınları · 2017159 okunma
9/10
·352 syf.··
2025 99. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2025 08:02
Kitabı zaman anlamında iki zamana ayrılmış olarak gördüm ben. Birincisi ana akım yani çocukluk, gençlik, yetişkinlik şeklinde giden zaman. Diğeri ise ele aldığı zaman kesitinde kendi içerisinde ileri geri oynayabildiği; olayları, rüya- gerçek karışımı ile tekrar tekrar farklı açılardan yaklaştığı bir zaman gördüm. Metnin türü noktasında da açıkçası birbirine bağlı öyküler olarak yorumladım ama doğrudan karakterler üzerinden değil, anlatıcı ve ilk bahsettiğim zamansal düzlem bağlamında bir bağ içeriyor. Ele aldığı konular da aslında bence ana akım zamansal olarak ele aldığı dönemlerin içerisinde yer alan bireysel ve toplumsal varoluş sorunlarıydı. Fakat bu sorunları yazar klasik bir anlatım yerine post-modern anlatı ile bir araya getirince kitabı okumak da biraz kazı çalışmasına benzedi. Bu anlatımlarda yapmış olduğu film ve edebiyat atıfları benim ilgimi çekti ve notlarıma aldığım eserler oldu. Yazar, bu anlamda kendi sanatsal kişiliğini çok iyi ortaya koymuş olarak yorumladım bu durumu da. Ayrıca okuma esnasında anlatıcının anlatısından saparak, benim günümüz diye yorumladığım kısımdan bilgiler vermesi de okur deneyimi açısından bu sefer farklı bir eksende iki farklı zamanı birlikte deneyimleme fırsatı sundu. Bu da aslında beni zaman zaman zorlayan şimdi neredeyiz diye kendimi ve kitabın önceki sayfalarını kontrole sevk etti. Kitapta çok fazla detay vardı ama kırmızı detayı benim ilgimi çeken detay oldu. Benim için yoğun ve yine bir çok kitaba, filme yollar açan bir kitap oldu.
NostaljiMircea Cartarescu · Ayrıntı Yayınları · 2017159 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2025 92. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 01:43
Nostalji...Bittikten sonra çok uzun zaman düşündüm. Ben ne okudum diye. Bir yazarın okurunu bu derece zorlamasının anlamı ne ola ki dedim. Okuyup ilerleyeceğime, ya google'dan terim aradım ya da geri dönüp tekrar okudum aynı satırları. Nice kitaplar okuyup nice yazarların dünyasına girdim çıktım ama bu kitap, yok bana göre değilmiş diye diye son sayfaya kadar geldim. Eserde birçok yazara göndermeler de var, Woolf, Proust, Borges, Salinger gibi, onlardan nerede nasıl etkilenmiş bilemedim. [Birazdan Proust'a tekrar değineceğim] Hikayeler diktatör Nikolay Çavuşesku döneminde geçiyor. Bence bu bile kitabın kimi bölümlerindeki karamsarlık için yeterli. (Çavusesku'nun eşiyle birlikte kurşuna diziliş görüntüleri, benim gibi yaşı tutan birçoğumuzun halâ hafızlarındadır eminim.) Aslında Rulet Oyuncusu ve Mendebilus başlıklı bölümler en keyifle okuduklarım oldu. Ve hatta Mendebilus'un bir sözünü alıntılamıştım deftere : "Dört tür insan vardır: Doğmuş olanlar, yașayanlar, ölenler ve ne doğmuş, ne yaşayan ne de ölmüş olanlar. Bunlar yıldızlardır." syf.56 Başlarda böyle felsefi söylemler beni umutlandırdı ve o nedenle keyifle okumaya devam ettim. Bir de Mendebilus'un yedi maddede topladığı kuramları vardı arkadaşlarına anlattığı ve onları çok etkilediği. Bence kitabın birkaç ana söylemi de bu maddelerde saklıydı. Hatırlatmak adına buraya birer cümle alıyorum : 1.Kafatasımın kapağının altında, kafamın içinde benimle karıştırılacak derecede bana benzeyen küçük bir adam var: O ne yaparsa ben de onu yapıyorum. Çünkü o benim kukla oynatıcım. 2. Yeryüzü düşünce ve irade yeteneği olan bir hayvandır. Ancak, onun irade gücü, bizim ona eklemlediğimiz irade gücümüzden çok daha büyüktür. 3. Kadınlar hicbir zaman erkeklerle birleşmezler. 4. İnsanlar yalnızca tek bir tür değildir. (Bu
Edebiyat
NostaljiMircea Cartarescu · Ayrıntı Yayınları · 2017159 okunma
9/10
·352 syf.··
2025 90. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 00:00
Yazarla tanışmamı sağlayan bu eserde Rumen yazar Mircea Cărtărescu, 20. yüzyılın son döneminde doğu Avrupa edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. Nostalji adlı eseri ilk kez 1989 yılında, Romanya’da Komünist dönemin sonlarına doğru yayımlanmıştır. Bu tarih önemli çünkü o dönem Romanya’da sansür, baskı, karamsarlık hâkimdi. Yazar, Rumen edebiyatının postmodern dönemine aittir. Yani klasik bir hikâye anlatmamış rüyalarla, anılarla, sembollerle dolu bir dünya kurmuş. Zaten bu kitapta fazlasıyla mevcut ki tam olarak bu tarzın kalemi olduğunu göstermiş. Kitabı okurken bazen rüyada, bazen çocukluk anılarım da , bazen de derin bir özlem duygusunun içinde kayboldum. Yazarın dili öyle büyülü ki, kelimeler sıradan bir hikâye anlatmıyor; adeta ruhunun kuytularına fısıldıyor. Mircea bu kitapta beş ayrı öyküyü bir araya getiriyor ama her biri aslında aynı duygunun parçaları: özlem, kayboluş, geçmişe tutunma ve kendini yeniden bulma. Hikâyelerin her birinde insanın içindeki karanlıkla ışık, umutla hüzün, gerçekle hayal birbirine karışıyor. Bazen çocukluğumda ki bir anıyı hatırlatıyor, bazen rüyalarımın bile ötesinde bir dünyaya taşıyor. Yazarın dili yoğun, şiir gibi ve yer yer büyüleyici derecede karmaşık. Ama bu karmaşıklık beni yormadı, aksine daha çok içine kapıldım. Her sayfa sanki bir rüya parçası gibi; anlamaya çalıştıkça daha da derinleştiğimi farkettim. Mircea’nın MİHRİŞAH SULTAN Mircea Cartarescu Nostalji yazdıkları gerçekten de okunmaktan çok hissediliyormuş. Bu yüzden Nostalji, akılla değil kalple okudum. Eserde sık sık çocukluk, ilk aşklar, yalnızlık, ölüm korkusu ve yaratıcılığın büyüsü gibi temalar işleniyor. Ama asıl mesele şu: her şeyin temelinde bir özlem var: geçmişe, sevgiye, birine, hatta kendine duyulan bir özlem. O yüzden kitap, adının da söylediği gibi,
1000Kitap
NostaljiMircea Cartarescu · Ayrıntı Yayınları · 2017159 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2025 70. kitabı
Acayip bir kitap,tariflemesi, anlaması ve anlatması zor bir eser. Tam edebî bir kalıba sığdırmak zor. Çünkü gerçek ve gerçeküstü, rüyalar,bellek, varoluş, anılar, semboller hatta benlikler iç içe geçmiş. Kitap beş bölümden oluşuyor,her biri ayrı bir şenlik.İlk bölüm (en sevdiğim) Rulet Oyuncusu, yazarın dibi gören çocukluk arkadaşının daha sonra ortaya çıktığı ve rulet oyuncusu olarak nasıl ünlendiğini anlattığı bölüm. Hem karakter çok ilginç hem müthiş bir ölüm -yaşam sorgusu var.Sonrasında yazarın çocukluğu ve gençliği, büyüme sancılarına dair okuduğum bölümler saplantı, aşk, aile, sorgulamalar, büyülü gerçeklik ile sarmalanarak verilmiş. Özellikle 2. bölüm neyle karşılaşacağımı çok merak ederek okudum. O saplantılı aşk beni ifrit etti yalnız. Ve müzede geçen satırlar çok etkileyici idi. REM bölümü düşle gerçek arasında gidip geldiğim bölüm. Dağılmış bir zihin, çatışmalar, sorgulamalar, iç içe girmiş benlikler ya da bölünmüş kişilikler, değişen cinsiyet, tam bilmiyorum. Hem bir masal tadındaydı hem de insanın zihninin sınırlarını zorluyordu.Benim için öyle oldu en azından. Mimar öyküsü ise ayrı bir saplantı ve dehanın tuhaf bir şekilde vücut bulmuş hali.Bu bölümü metin ile ilişkilendirmekte zorlansam da metni kendi içinde beğendim.Ayrıca kitabın bütününde Bükreş solgun bir silüet gibi bir şekilde varlığını hep hissettiriyordu.Bunu da sevdim.Cârtârescu'nun cümleleri akıyor özellikle betimlemeler şahane ama metnin bütünü kolay değil.Herkesin kitabı hiç değil.Ama edebî olarak bambaşka bir boyut, şahsına münhasır bir eser, sınırları aşan bir yapıt. Çok orijinal.#okudumokuyun #okudumbitti#kitaptavsiyeleri #kitapönerisi #nostalji #ayrıntıyayınları #kitapagacidevrialemkulübü @ayrintiyayinlari
NostaljiMircea Cartarescu · Ayrıntı Yayınları · 2017159 okunma
Belleğin labirentinde bir varoluş denemesi
Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2025 78. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 19:21
Nostalji: Belleğin Labirentinde Bir Varoluş Denemesi Öncelikle hepimize geçmiş olsun. Sevilip sevilmeme konusunu bir kenarda tutarsak, sanırım “ne okuyorum ben!” demeyen kalmamıştır. Olağanüstü bir yaratım sürecinden geçmiş olduğunu düşündüğüm yazara hem akıl sağlığı, zihin açıklığı diliyorum (çünkü artık sadece dünya değil evren onun emrinde belli) hem de insanın kendisiyle, geçmişiyle, yaratıcılığıyla, cinselliğiyle, benliğiyle, ölümle kurduğu bu ontolojik yaratım yetisini kıskanıyorum. Kitabı okurken çok katmanlı yapısı beni bir tür varlık sorgusuna itti. Çılgın yazarımız klasik anlatının sınırlarını aşarak edebiyatı, resim, müzik ve felsefeyle iç içe geçmiş multidisipliner bir yapıya dönüştürmekte oldukça mahir. Bu yönüyle eser, yalnızca okunmuyor; duyumsanıyor, izleniyor, hatta dinleniyor. Bir ara yazarların ismini not aldım sonra tabloları sıraladım sonra müzikleri dinleyim dedim az kaldı roman bitmeyecekti… Kierkegaard’ın “tekrar” kavramı, Nietzsche’nin “sonsuz dönüş” düşüncesi ve Kafka’nın “dönüşüm” izleğiyle paralel bir varoluş deneyimi kuruyor. Proust uzunnn tasvirli gün batımlarında, kuleli anlatılarda satır aralarında oturmuş yazarla keyif çatıyor yazarımızda aynı anda hem yaratıcı hem de kendi labirentinde kaybolan bir figür hâline geliyor. Metin, öykü, roman, deneme ve hatta felsefi fragman arasında geçişken bir yapıya sahip. Beş’i de ayrı ayrı okunabilir. Mahalle mahalle işlenen çocukluğun, gençliğin ve yetişkinliğin Bükreş’i ortak lokasyon olmasa dünyanın herhangi bir yeri de olabilir. İlk iki öyküde ben anlatıcısı hâkimken üçüncüde tanrısal bakış açısına geçiş yapılır; bu anlatı kaymaları, bilinç akışının parçalılığını yansıtıyordu. Atmosfer, olay yeri mise en abyme — yani “ayna içinde ayna” tekniğiyle — hem yazarın hem de karakterlerin kendi iç
NostaljiMircea Cartarescu · Ayrıntı Yayınları · 2017159 okunma
7/10
·352 syf.··
2025 67. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 13:31
Nostalji kitabı benim için oldukça değişik bir okuma deneyimi sundu ,toplamda 2 öykü ile 3 novellayı okumak tam düzlüğe vardığımda aslında deve bağırtan yokuşunun ucunda henüz yeni tırmanmaya başlayan bir gariban hissayatı yaşattı. Sık sık bırakmayı düşündüm; kitabın ritmi ve anlattıkları itibariyle bazen çok sıkıldım. Şimdi nereye bağlanacak, ne anlatıyor, sürekli kafamda kitabın ismi ile alaka bulma savaşı vs derken sonunda bitirebildim ama gerçekten cok sancılı oldu. Sürekli ben bir yerde birşeyleri kaçırıyorum, bu adam boşuna nobele aday olmuş olamaz diye düşünürken, ikizler bölümü beklenen etkiyi yarattı sonunda. İlk novellada, Bükreşin eski binaları ve anlatıcının anıları arasında gezinmek nostaljik etkiyi yaratıyordu. Ama bittiğinde şimdi ne oldu, bu mudur diye sorguladım. İkinci de ise, beni sonu itibariyle ters köse yaptı. 90’lardaki filmlerde ruh değişimi konusu çokca işlenen bir konuydu. Ancak bir de delilik, hayal ile gerçeğin iç içe geçtiği bir kurgu üzerinden, özellikle de cinsiyeti belirsiz bir kişinin kadın kıyafetleri giyerek anlatıma başlatması benim için bu novellayı diğerlerinden ayıran unsurlar oldu. Ben transbirey deneyimi okuyacağımı sanırken, satır aralarında hep onu buna iten öğeleri bulmaya çalıştım. Tek ortak nokta ise, benim kafamdaki kurgu ile, anlatılanın aslında birey olma ve kimlik temaları üzerinde geziyor olmaları. Geçmişin olduğu gibi ya da yaşandığı gibi değil, hissettiğin biçimde hatırlanması üzerine, nostaljiye farklı bir bakış açısı getiriyor. Üçüncü de ise yazarın yarattığı,metafizik evren ve onun çok katmanlılığı, ben de biraz hep kendi genel kültürünü hem de zekasını ortaya koymaya çalıştığı, bak yazarlık böyle bir şey aslında diye dersler verdiği bir bölüm etkisi yarattı. En zorlandığım sıkıldığım kısım burası oldu sanırım.
NostaljiMircea Cartarescu · Ayrıntı Yayınları · 2017159 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2025 45. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 02:41
Herkese İyi okumalar dilerim Umarım beğenirsiniz yorumunu. Öncelikle kitabı başlamadan önce şunu yazmak istiyorum hayatım boyunca erişemediğim çok zor şartlarda erişebildiğim tek kitap bu olacak. Deli gibi merak ediyordum içeriğini ve temin edemediğim için de PDF araştırmaya başladım. PDF bulamadım vesaire vesaire derken son dakika çok farklı bir şekilde kitap önüme çıktı ve okumaya başladım. Kitabı okuma serüvenim en az kitap kadar ilginç ve çarpıcıydı. Içeriğine gelecek olursak bu kitabın sadece “nostalji” değil, zaman, hafıza, bilinçaltı ve varoluşsal sorgulamalar kitabı olduğunu düşünüyorum. Okuyucuların çoğu, kitabın yüzeydeki hüzünlü ve rüya gibi anlatımına odaklanır; ama derin psikolojik yapısı ve metaforik dili genellikle fark etmez. Örneğin hikayelerden beni etkileyen ruletti. Şöyle bir alıntı ile olayı bağlamak istiyorum. "...her seferinde ölüme biraz daha yaklaşıyorum ama hiçbir zaman tam olarak ona ulaşamıyorum." Karmaşık duygular içerisinde hem ölmek isteyen hem de bunu kendi eliyle yapmaya cesareti olmayan bir adamın hikayesini okuduk. Bana kalırsa en derin hikaye buydu kendi hikayesinde kaybolan bir adamı temsil ediyordu. Bütüne bakacak olursak çok farklı bir yazar çok farklı bir kalemi var ve anlamakta çok güçlük çektim dönüp tekrar okuduğum çok yerler oldu. Belki de son dakikaya kaldığım için net bir şekilde anlamamış da olabilirim. Açıkçası ne hissettiğime emin değilim aradan biraz zaman geçtikten sonra tekrar okumayı düşünüyorum. Bilinen klasik kitaplardan uzak farklı bir arayış, farklı bir yazar keşfi istiyorsanız Nostalji kitabına bir şans verin ve Mircea Cartarescu 'la tanışın.
Düşünce
NostaljiMircea Cartarescu · Ayrıntı Yayınları · 2017159 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Mircea CartarescuYazar · 5 kitap
1 Haziran 1956 tarihinde Romanya’nın Bükreş kentinde doğdu. 1980 yılında, Bükreş Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Rumen Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. 1980-1989 yılları arasında Rumen dili öğretmeni olarak çalıştı, sonra Yazarlar Birliğin’e katıldı ve Critice dergisi editörü olarak çalıştı. 1991 yılında Bükreş Üniversitesi Rumen Edebiyat Tarihi Kürsüsü’ne öğretim üyesi olarak kabul edildi. 1994-1995 yılları arasında Amsterdam Üniversitesi’nde misafir öğretim görevliliği yapan Ca˘rta˘rescu, halen Bükreş Üniveritesi’ndeki görevini Edebiyat Tarihi doçenti olarak sürdürüyor. Ca˘rta˘rescu’nun yazarlık kariyeri 1980 yılında yayımlanan Faruri, vitrine, fotografii kitabıyla başladı. Şiir, roman ve deneme türünde eserler veren, hemen her kitabıyla ülkesi Romanya’nın önemli edebiyat ödüllerini kazanan Ca˘rta˘rescu, Nobel Edebiyat Ödülü’ne de aday gösterildi. Çevrildiği ülkelerde de büyük ses getiren yazarın en önemli romanları şunlar; Visul (1989), Le rêve (1992), Nostalgia (1993), Travesti (1994) ve Orbitor-2 cilt (1996-2002).