Gönderi

Yalnızca Russell'in yazabileceği kitap.
10/10
·599 syf.··
2025 10. kitabı
Ne yolculuktu ama! Felsefeyle ilgilenen herkese sonsuz kere tavsiye ediyorum. Ama incelemeye geçmeden önce biraz Russell'cığımı öveyim. Ya arkadaşım, bi insan nasıl bu kadar entelektüel olabilir, ayıp değil mi? Hiç mi düşünmedin be adam bunu okuyan insanlar seni sadece kıskanabilecekler ama hiçbir zaman senin kadar bilge olamayacaklar diye skjwnkwjz. Tamam nazara falan inanmazsın da en azından çıtayı bu kadar yükseğe çekmeseydin? Ne güzel kendi küçük dünyamızda kendimizi bilgili-akıllı zannediyoduk. Sayende yerel maksimumun global maksimumun ( sensin o maksimum bal böceğim kalp kalp kalp ) yanına bile yaklaşamadığını öğrenmiş olduk ahahaha. Şimdi 3. cildi yeni bitirmiş biri olarak sıcağı sıcağına görüşlerimi yazmak isterim. Gavurların tabiriyle "This book made me humble" babacım. Russell'in her görüşüne katılamam elbette, (özellikle Hegel eleştirisinde biraz taşın suyunu sıktığını düşünüyorum, Spinoza'yı da fazla sevmiş sanırım) ama kitabı okuyan herkes şunu fark edecektir. Bu adam bunu yazarken gerçekten severek yazmış, ve bunu laf arasındaki küçük kahkahalarında görebiliyorsunuz. Ama asıl vurgu yapmak istediğim kısım, Russell'ın dürüstlüğünü samimiyetini hissedebiliyor olmam. Önce filozofun kısa bir hayat hikayesini, içinde bulunduğu toplum yapısını, sonra da fikirlerini olabildiğince açıklamaya çalışıyor, anlamadığı yerde "Bakın ben burayı çok anladığımı hissetmiyorum" diyor. Yine de kendince anladığı kadarıyla anlatıyor. Ve sonrasında kusurlu/tutarsız bulduğu yerleri açıklıyor. Sonunda ise bu filozofun, kendinden sonrakileri ne şekilde etkilediğini açıklamaya girişiyor. Bunları yaparken araya sıkıştırdığı "Dad Jokes" sayesinde ise kitap akıp gidiyor ( Hegel kısmı hariç, manyağı Russell bile kolay açıklayamamış skjwnkwjnwkjnz ). Tamam da kardeşim, bunu diğerleri de yapıyor ne farkı var bu kitabın Umberto Eco'nun editörlüğünü yaptığı Felsefe Tarihi seriden derseniz, size iki seriyi de okutmadan bunu size açıklayamayacağımı bildirmek isterim. Gerek Russell aşkım, gerek onun bir dahi olması sebebiyle ( subjektifsin diyenleri kenara alalım, gerçek alfa bilgelik sevenler dediğimi anlayacaktır ksjnwkjwnz) ayrıca da Umberto Eco'dan farklı olarak bütün seriyi tek başına yazmış olması beni bu seriyi fav felsefe tarihi serim yapmaya itiyor. Kitap üç kısımdan oluşuyor, Antik Yunan - Katolik Felsefesi - Modern Felsefe. Antik yunan kısmında başlayıp sıkılırsanız diye söylüyorum bu kesinlikle Russell'in suçu değil. Antik yunan insanı her şeyi metafizik konseptlerle açıklamaya çalışmalarıyla bilinen bir kavim. Ki Russell'cığım tek cümleyle hepsine gerekli cevabı yapıştırmış: "Bu 'öz' kelimesinden hiçbir şey anlamıyorum ve kullanılmasını salakça buluyorum". Tabi orijinali böyle değildi sanırım ama benzer anlama geliyor. Yani demek istiyor ki üstad-ı azam'ımız: "Be kardeşim, öz diye diye, milleti kul köle ettiniz kapınıza mürit yaptınız millet de siz bi şey biliyosunuz sandı, kaç yıllık felsefe profesörüyüm ben bile çözemedim ne anlatıyonuz baba". Tabi Russell okumuş adam, tam bu kelimelerle anlatmıyor sjwnkwjnkjzn. Bence Türkiye'de doğup büyümüş herkes için serinin ikinci cildi - Katolik felsefesi- çığır açıcı olacaktır. Sebebi ise biz katoliklerden çok uzaktayız. Bu topraklarda hristiyanlık Ortodoks yaşandığından, Katolik DLC ülkemizde satışa sunulmadı. "E ama Batı Felsefesi Katolik DLC'yi bitirmiş bile napıcaz?" diyen genç dimağlara cevabı Russell ikinci cildi yazarak vermiş. O kadar çok bilmediğimiz olay varmış ki, ( Fransisken tarikatının cizvitlerle ilişkisini hanginiz biliyodu olm saçmaladınız iyice yeter ama) modern felsefeye gerçekten de direkt dalmanın büyük bir toyluk olduğunu anladım. "Peki Russell baba buraya kadar yazsa bile Hall of Fame filozof olacakken neden sonuna kadar devam etmiş?" derseniz, buna verebileceğim bir cevap yok. Sanırım peygamberliğini ilan etmek istiyodu da ömrü yetmemiş olabilir. Üçüncü cilt, Katolik kilisesinin etkisinin azaldığı ve modern filozofların ortaya çıktığı dönemler. Fani bir günahkar olduklarından dolayı bazı okuyucular, bu ciltte yüce Russell'in, kendi fav filozoflarını yerden yere vurmasını tırnaklarını yiyerek karşılayabilir. Ama unutmamak gereken tek cümle şu. Kardeşim adam Russell, anladın? Russell! Öl dese ölmen gerekiyor. Hele hele sonunda John Dewey denilen Ad Hominem'i adı yapmış lavukla ( tamam la tamam abarttım skjwnwkjnkz ) atışmalarına yer vermiş. Atışma demeyelim de, yüce Russell'in eleştirilerine içerleyen Dewey'in, lordumuza zenginliği yüzünden hakaretleri diyelim daha doğru olur. Russell baba'nın peygamber sabrını yine verdiği cevaplarda görüyoruz. Velhasıl, Russell'cığım felsefe tarihçisi olmakla filozof olmanın farkını koymuş ortaya. Biz müritlerine okumak düşer. 10/10 seri. Başlığı üçüncü cildin arkasından arakladım. Musmutlu okumalar dilerim!
Batı Felsefesi Tarihi Cilt 3Bertrand Russell · Alfa Yayıncılık · 2016615 okunma
·
73 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.