Ne yolculuktu ama! Felsefeyle ilgilenen herkese sonsuz kere tavsiye ediyorum. Ama incelemeye geçmeden önce biraz Russell'cığımı öveyim.
Ya arkadaşım, bi insan nasıl bu kadar entelektüel olabilir, ayıp değil mi? Hiç mi düşünmedin be adam bunu okuyan insanlar seni sadece kıskanabilecekler ama hiçbir zaman senin kadar bilge olamayacaklar diye skjwnkwjz. Tamam nazara falan inanmazsın da en azından çıtayı bu kadar yükseğe çekmeseydin? Ne güzel kendi küçük dünyamızda kendimizi bilgili-akıllı zannediyoduk. Sayende yerel maksimumun global maksimumun ( sensin o maksimum bal böceğim kalp kalp kalp ) yanına bile yaklaşamadığını öğrenmiş olduk ahahaha.
Şimdi 3. cildi yeni bitirmiş biri olarak sıcağı sıcağına görüşlerimi yazmak isterim. Gavurların tabiriyle "This book made me humble" babacım. Russell'in her görüşüne katılamam elbette, (özellikle Hegel eleştirisinde biraz taşın suyunu sıktığını düşünüyorum, Spinoza'yı da fazla sevmiş sanırım) ama kitabı okuyan herkes şunu fark edecektir. Bu adam bunu yazarken gerçekten severek yazmış, ve bunu laf arasındaki küçük kahkahalarında görebiliyorsunuz.
Ama asıl vurgu yapmak istediğim kısım, Russell'ın dürüstlüğünü samimiyetini hissedebiliyor olmam. Önce filozofun kısa bir hayat hikayesini, içinde bulunduğu toplum yapısını, sonra da fikirlerini olabildiğince açıklamaya çalışıyor, anlamadığı yerde "Bakın ben burayı çok anladığımı hissetmiyorum" diyor. Yine de kendince anladığı kadarıyla anlatıyor. Ve sonrasında kusurlu/tutarsız bulduğu yerleri açıklıyor. Sonunda ise bu filozofun, kendinden sonrakileri ne şekilde etkilediğini açıklamaya girişiyor. Bunları yaparken araya sıkıştırdığı "Dad Jokes" sayesinde ise kitap akıp gidiyor ( Hegel kısmı hariç, manyağı Russell bile kolay açıklayamamış skjwnkwjnwkjnz ).
Tamam da kardeşim, bunu diğerleri