1000Kitap Logosu
Felsefeye Giriş

Felsefeye Giriş

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

320 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 9 sa. 4 dk.
Adı
Felsefeye Giriş
Orijinal adı
Philosophy: The Basics
Basım
Türkçe · Türkiye · Alfa Basım Yayım Dağıtım · Şubat 2022 (İlk yayınlanma: 1995) · Karton kapak · 9786051712413
Diğer baskılar
Felsefeye Giriş
Felsefeye Giriş
Philosophy: The Basics
Felsefe nedir? sorusunun cevabı bu kitapta. Dünyanın hayal ettiğiniz gibi olup olmadığını merak ettiyseniz, bu kitap tam size göre. Felsefeye Giriş aşağıdaki ve benzeri sorulara yanıt aramaktadır: Tanrı'nın var olduğunu ispatlayabilir misiniz? Doğru ile yanlışı nasıl ayırt ederiz? Her şeyin bir nedeni var mı? Konuşma özgürlüğünün sınırları nedir? Eşitlik nasıl sağlanır? Özgürlük nedir? Bizim dışımızda gerçek bir dünya var mı? Bilimin nasıl çalıştığını biliyor musunuz? Zihniniz bedeninizden farklı mıdır? ?Felsefeye Giriş, en çok önerilen felsefeye giriş kitabı olmaya devam etmektedir. Bu kitaptan daha iyi bir felsefeye giriş kitabı bulmak nerdeyse imkânsız. Stephen Law, The Philosophy Gym'in yazarı Nigel Warburton bu giriş niteliğindeki kitabında 60 kadar önemli felsefi fikri masaya yatırarak olağanüstü başarılı ve anlaşılır bir biçimde analiz ediyor. Times Higher Education
Fiyatlar
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!
İdefix
idefix.com

Okurlar

Kadın
% 54.8
Erkek
% 45.2
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
7.9
10 üzerinden
295 Puan · 36 İnceleme
320 syf.
·
4 günde
·
2/10 puan
Felsefeye Sakın Bu Kitapla Başlamayın!
YouTube kitap kanalımda felsefeye kolayca başlangıç yapabileceğiniz kitap önerileri verdim : youtu.be/o9vjINiv3z8 Bu kitabı okumaya başlamadan önce herhangi bir felsefe kitabının bu kadar kötü olabileceği aklımın ucundan bile geçmezdi... Kitaptaki absürt yanlardan ilki, felsefeye yeni giriş yapan bir insanın henüz 2. bölümde Kant'ın ahlak felsefesinin detaylarıyla karşılaşıyor olması. "Felsefeye giriş" temalı bir kitap için bence bu o kadar büyük bir hata ki, o kısımları okurken kendimi Super Mario'daki son bölüm canavarının alev toplarından daha ilk bölümlerde kaçmaya çalışıyormuş gibi hissettim. Hadi onu geçtim, kitabı okurken yazarın inanılmaz taraflılığı o kadar sıkıyor ki kendimi sürekli kapak fotoğrafı atomlu moleküllü görseller içeren Facebook'taki Karikateist sayfasının 2009 yılındaki admin'iyle konuşuyormuş gibi düşündüm. Aklınızda canlanması için diyorum... Ekonominin kötü olduğunu söyleyen gençlere, "Telefonunu çıkar" diyen Ümraniyeli dayıların taraflılığı gibi bir taraflılığı var bu yazarın. Gerisini siz düşünün. Yazarın bu kitabı kurgularken Tanrı hakkında söylediği düşünceleri, Pokemon’daki Diglett karakterinin mekaniğine çok benziyor. Mesela siyaset, sanat, bilim, zihin kısımlarını okuyorsunuz, sonra bir bakıyorsunuz yazar Diglett gibi her bölümde kafasını çıkarıyor ve size Tanrı'nın var olmadığını söyleyip duruyor... Bu bölümleri okurken bir yerlerden Ash'in çıkagelip bu kitabın yazarını Poke topuyla birlikte alıp götürmesini istedim. Üstelik yazarın Tanrı'nın olmadığı hakkındaki argümanları o kadar ilkokul düzeyinde ki, bütün herkesin artık gerçekliğini bildiği Big Bang'in, evrenin bir başlangıcı olduğunu söyleyen kutsal kitaplarla çelişmediğini bilmiyor. Hatta 40. sayfada bu varoluş zincirinin neden geçmişe doğru sonsuz bir şekilde uzayamayacağını söylemeye gidecek kadar büyük bir mantık hatası yapıyor. Yani illa ki The Big Bang Theory dizisinden Sheldon'ı çağırıp yazara Big Bang 101 dersi mi verelim anlamadım... İlk bölümde dünyada neden bu kadar kötülük olduğunu söylerken "Tinri virsi dinyidi nidin bi kidir kitilik vir" moduna giren yazar, bu sefer de o kadar savunduğu evrim teorisindeki doğal seçilim başlığında güçlünün zayıfı ezdiği doğal düzeni unutuyor. Madem güçlünün zayıfa üstün geleceği ve güçlü kötülerin zayıf iyileri ezeceği bu kaçınılmaz düzeni biliyorsun Nigel kardeşim, o zaman neden bunu Tanrı'nın yokluğu için bir argümanmış gibi gösterip kendinle çelişiyorsun ki? Bunların yanı sıra bugüne kadar diğer okuduğum felsefeye başlangıç temalı kitaplar genelde birey yönelimli bir felsefeye yönelirken bu kitapta hayvanlara yönelik bir kısım olması da oldukça hoşuma gitti. Bu kısım felsefenin sadece insanlar için var olmadığını ve insanlar ile hayvanlar arasındaki etkileşimden de bir felsefe çıkabileceğini hatırlattı. Fakat adamın her konudaki taraflı üslubu bir süre sonra okura o kadar batmaya başlıyor ki bence çok iyi bir fikir olan hayvanlar bölümü için yazdıklarını okurken bile Nusret'i Instagram'dan takip etmeyi bıraktığını bütün dünyaya kanıtlamaya çalışan birinin bir süre sonra Kadıköy'de vegan kafe açmak için Türkiye'ye taşınma kararı aldığını okuyor gibi oluyorsunuz. Bence bu kitap bir felsefeye giriş kitabı olmak için o kadar rastgele ve plansız yazılmış ki kitabı okurken çoğunlukla How I Met Your Mother'daki Barney'in sarhoşken Star Wars'taki Jabba karakterinin taklidini yapmasını ve dediklerinden hiçbir şey anlaşılmamasını hatırladım. Yani Warburton'un dediklerini ben anlıyordum fakat felsefeye ilk kez giriş yapmak isteyen birinin felsefeye girebileceği bir kitap değildi bu. Olsa olsa öylesine rastgele bir felsefe kitabı sayılabilirdi. Genel olarak bu kitaptaki bilgileri yakalamaya çalışırken kendimi jetonla çalışan oyuncak makinelerindeki kıskaç gibi hissettim. Çünkü kıskaçla o bilgileri yakalamaya çalışırken o bilgiler öyle bir ayarlanmış ki hiçbiri yakalanmıyor. Eminim bu kitabı okuyan okurlardan bazıları da bu durumu kesinlikle yaşamıştır fakat yüksek ihtimalle tepki almaktan korktukları için söylemeye çekiniyorlardır. Ne de olsa "Felsefe kitabı bu olm, nasıl kötü olabilir ki" düşüncesi var pek çoğumuzda. Mesela 5. bölüm olan "Görünüş ve Gerçeklik" bölümü, bence felsefeye ilk kez giriş yapacak bir okur için daha uygun görünen özne-nesne bağlantılarını içeriyor. Eğer bu kitabın editörü olsaydım ve League of Legends karakterleri gibi R tuşuna basıp ulti atabilseydim 5. bölümün 1. bölümle yer değiştirmesini isterdim. Ama maalesef ki kitap bütün mana'mı tüketti. :( Ben bu kitaba bir şekilde rastgelip de alıp okumayı düşünen ve henüz hiçbir felsefe altyapısı olmayan başlangıç okurları için okuduğum birkaç kitabı yazmak istiyorum, çünkü bunlar gerçekten de felsefeye giriş için çok daha uygun. Bu iyiliğimi de unutmayın. Kıps. 1- Büyük Filozoflar (Platon'dan Wittgenstein'a Batı Felsefesi), Bryan Magee 2- Felsefeye Giriş, Ahmet Arslan 3- Felsefeye Giriş, Kazimierz Adjukiewicz 4- Felsefenin Temel Disiplinleri, Heinz Heimsoeth 5- Felsefe Sorunları, Bertrand Russell Bu kitabın bazı okurlar için "Felsefeden Çıkış" ya da "Felsefeye Giremeyiş" kitabı olarak kalacağı kesin gibi görünüyor...
Felsefeye Giriş
7.9/10 · 1.025 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
320 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Yazarın ikinci kitabını okudum.İlki ''Felsefenin kısa tarihi ''kitabıydı.İlk kitap felsefeye iz bırakan kişilerlden kısa kısa açıklamalarla doluydu ve bence okunması gerekli bir kitaptı.Bu kitap ise belirli konularda ortaya sürülen felsefi yaklaşımları ve onlara karşı oluşankarşı tezleri anlatmış durumda.En çok ilk bölümde olan ''Tanrı'' kısmını çok beğendim
Felsefeye Giriş
7.9/10 · 1.025 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
320 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
Felsefeyle ilgilenmek ve hangi kitaptan başlayacağınızı bilmiyorsanız kesinlikle başlangıç kitabınız bu olmalı felsefe çok derin bir alan yanlış bir başlangıç tamamen soğumaniza sebep olabilir o yüzden felsefeye ilgi duyan herkesin mutlaka okuması gereken dili basit efsane bir kitap kesinlikle okumalısınız. Tabii sonrası için tavsiyelere de hayır demem.
Felsefeye Giriş
7.9/10 · 1.025 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
320 syf.
·
Puan vermedi
Felsefeye ilgim olduğu halde içerisinde çok fazla bilmediğim kelimeler vardı ve benim için gelişimime katkıda bulundu fakat akıcı bir kitap değildi sadece anlamak ve biraz gelişmek adına okudum.
Felsefeye Giriş
7.9/10 · 1.025 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
320 syf.
·
9 günde
·
7/10 puan
Sanat,bilim,varoluş,tanrı,zihin vb. konuları Felsefi görüşleri ele alarak başlangıç seviyesinde bir aktarım sergilenmiş kitaptır.Anlatım dili tarsflı olması sizi o görüşün içine çekmeye yeterli değildir.Yazarımız zaten kendisi önyazısında kitabı okurken kendi mantığınız ve düşüncelerinizin süzgecinden geçirerek okumanızı tavsiye etmektedir.Bu cümleyi kullanması kitabı yazarken kendisini özgür kılmıştır.Bu yüzden yazarın bu yönünü eleştirmek saçmadır.Felsefeyle uğraşanlara kitabın içindeki kısımlar tekrar niteliğinde olacaktır,ancak yine kitaptan edineceği güzel fikirler mevcuttur.Keyifli okumalar diliyorum.
Felsefeye Giriş
7.9/10 · 1.025 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.