Ahmet Arslan

Ahmet Arslan

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
okuyor-dolu
2.389
Okunma
v3_begen_dolu
533
Beğeni
goz
13,5bin
Gösterim
Tam adı
Prof. Dr. Ahmet Arslan
Unvan
Türk Akademisyen, Felsefeci, Yazar
Doğum
Şanlıurfa, Türkiye, 1944
Yaşamı
Ankara Üniversitesi DTCF Felsefe Bölümü (1966) mezunu. Aynı bölümde doktora (1973) ve doçentlik (1978) çalışmalarını tamamladı. 1978’de Ege Üniversitesi Felsefe Bölümünde doçent, 1987’de profesör oldu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü kurarak (o zamanki adı Sosyal Bilimler Fakültesi) 1998 yılına kadar bu bölümün başkanlığını üstlendi. Sosyal Bilimler Enstitüsü müdürü olarak görev yaptı. 2011 yılında emekliye ayrılmıştır. İngilizce, Fransızca, Almanca ve Arapça bilmektedir. Osmanlı Kelam düşüncesi, Ortaçağ İslam Felsefesi ve İlkçağ Yunan felsefesi alanlarında kitap ve makaleleri bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli Batı dilleri ve Arapça'dan yaptığı çok sayıda çevirisi vardır. Tanıl Bora, Ahmet Arslan'ın "bütün dinsel düşünüş tarihiyle ilgili muazzam bir külliyat" ürettiğini belirtmiş, Ege Üniversitesi Felsefe Bölümünün de Arslan'ın düşünce dünyası doğrultusunda, "felsefeden İslam'a bakma" ilgisine sahip olduğunu ifade etmiş ve bunu Ankara İlahiyat Fakültesinin yaklaşımının tersi olarak nitelemiştir. Arslan'dan etkilenenler arasında öğrencisi Zerrin Kurtoğlu ve onun İslam Düşüncesinin Siyasal Ufku kitabı bulunmaktadır. Arslan, felsefi denemelerinde İslam'ın temel hak ve özgürlüklerle uyumlu bir okumasını yaparak hoşgörü konusunu işlemiş; dinî hukukun bile "insan elinden çıkma", "akılsal" olduğunu ifade edip din yorumunda çağdaşlaşma olanağı bulunduğunu savunmuştur. İslam felsefesine ilişkin İslamî filozofların asıl işlevinin antik düşünceyi Batı'ya tekrar ulaştırmak olduğu ve İslam felsefesinin "evrensel felsefenin gelişmesinde önemli bir anı temsil etmediği", özgün görüşleri bulunmadığı yönündeki görüşü reddeder. Bu bağlamda T. J. de Boer gibi oryantalistlerin görüşüne katılmaz. Eserleri -Kemalpaşazade’nin Tehafüt Haşiyesi, 1987 -Haşiye Ala Tehafüt Tahlili, 1987 -İbn Haldun, 2002 -Felsefeye Giriş, 2005 -İslam Felsefesi Üzerine, 1999 -İslam, Demokrasi ve Türkiye, 1999 -İlkçağ Felsefe Tarihi, 1995 -Metafizik (Aristoteles’den çev.), 1996 -Erken İslam’da Mizah (Rosenthal’den çev.), 1997 -F.A.Lange, Materyalizmin Tarihi ve Günümüzdeki Anlamının Eleştirisi, İstanbul 1998 -İdeal Devlet (Farabi’den çev.), 1997 -İlimlerin Sayımı, 1999 -Mutluluğun Kazanılması (Tahsilus-Seda), 1999 -Felsefe Ders Kitabı, 2004 -İslam Hümanizmi (Goodman’dan çev.), 2006. -İlkçağ Felsefe Tarihi 2, 2006 -İlkçağ Felsefe Tarihi 3,Aristoteles, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2007 -İlkçağ Felsefe Tarihi 4, Hellenistik Dönem Felsefesi, Epikurosçular, Stoacılar, Septikler, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2008 -İlkçağ Felsefe Tarihi 5, Plotinos, Yeni Platoncular ve Erken Dönem Hristiyan Felsefesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2010

Çevirdiği kitaplar

İdeal Devlet
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Mutluluğun Kazanılması
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
İlimlerin Sayımı
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Metafizik
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Felsefe Aracılığıyla Düşünme
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Aristoteles
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
423 syf.
Felsefe daima yolda olmaktır!
“Soruşturulmayan, üzerinde düşünülmeyen bir hayat, yaşanmaya değmez.” -Sokrates Eser adı üstünde tam bir felsefeye giriş mahiyetindedir. Birçok felsefe kitabının aksine ne ağdalı, anlaşılması güç, zorlu, keşmekeş bir dile ve anlama sahip ne de okumayı sıkıcılaştıran, gereksiz bilgi yığıntısından oluşan vakit kaybı bir türe mensup. Gayet keyifli, öğretici, objektif, birbirinden ilginç sorular ile bilgi ve tartışma yoğunluklu, felsefeye dair merakı olan okuyuculara; felsefe ile ilgili temel bilgilere ulaşabileceğini (temel diyorum çünkü konu ve kişiler olarak mufassal bilgilere değinilmemiş, değinilmemesine rağmen kitap bitiminde her konusundan minimumda olsa okuyucu da fikir ve yorum kabiliyeti oluştuğunu içtenlikle belirtmek isterim(: ), örneklerle, bilim-sanat-din ile ilişkilerine, filozofların görüşlerini yerinde ve kısa da olsa açıklayıcı bir biçimde yer verilmesiyle -ki birçok konuda fikir ayrımına düşen bu filozofların kuramları, düşünüşleri, fikirleri, hangi konuda zıtlığa düştükleri bence çok yerinde ve güzel açıklanmıştı- oluşan ruhsat tanıyabileceğiniz bir kitap. Kitabın sonunda bulunan mini felsefe sözlüğü ise oldukça işe yarar ve sağlıklı idi. Sanırım tek kusuru -okumuş olduğum yayınevinin mi kusuru bilemiyorum gerçi- yazım hatalarına sıklıkla rastlamam olsa gerek. 1.Bölüm: Felsefeye Giriş 2.Bölüm: Bilgi Felsefesi 3.Bölüm: Bilim Felsefesi 4.Bölüm: Varlık Felsefesi 5.Bölüm: Ahlak Felsefesi 6.Bölüm: Siyaset Felsefesi 7.Bölüm: Sanat Felsefesi 8.Bölüm: Din Felsefesi 9.Bölüm: Eğitim Felsefesi Olmak üzere 9 bölümden oluşan bu karışık ve girift tartışmalar silsilesininde yakamızı bırakmadığı ilginç dünyayı ziyaret etmeye sizleri de davet ediyorum. (: Bundan sonrası bazı bölümlere kendimce yorumlarımı da katarak ve edindiğim bilgiler dahilinde değinmek olacaktır okuyacak olan kitaptaşlarıma şimdiden teşekkürlerimi sunarım. Keyifli okumalar ve kitap dolu günler dilerim. 1.Bölüm: Felsefeye Giriş Felsefe nedir? Yeryüzüne fırlatılmış bir insan çığlığıdır felsefe ya da … "Felsefe, neleri bilmediğini bilmektir". –Socrates "Doğruyu bulma yolunda, düşünsel (idealist) bir çalışmadır." -Platon "Felsefe yapmak ölmeyi öğrenmektir." -Karl Jaspers "Mutlu bir yaşam sağlamak için, tutarlı eylemsel bir sistemdir." –Epikuros "İnanılanı anlamaya çalışmaktır." –Anselmus "Felsefe yapmak doğru düşünmektir." -Thomas Hobbes "İnanılanın inanılmaya değer olup olmadığını araştırmaktır." -Pierre Abélard "İnsan zihninin mahiyetini incelemektir." -David Hume ...tanımlar uzayıp gitmekte. Felsefenin en önemli problemi ne diye sorarsanız, bizzat felsefenin kendisinin ne olduğu problemi olduğunu söylemek diyebilirim. (: Kant’ın da belirttiği gibi “Felsefenin değil de felsefe yapmanın öğrenilmesi gerekliliği lazımdı” belki de. Filozof Aritstoteles’in ünlü bir sözü vardır: “ Bütün insanlar doğal olarak bilmek isterler.” Gerçekten de insanı insan yapan en önemli özelliklerinden biri herhalde onun kendisini çevreleyen dünyayı, içinde yaşadığı toplumu, geçmişini ve bütün yanları ile bizzat kendisini tanımak ve bilmek istemesidir. Yüzyıllardır cevabı aranmış bu soruya da kesin bir yanıt bulunabilmiş midir sanmıyorum ama belki de bu yolda yürümek, insanın kendini bilmek istemesi, tanımaya çalışması, bunca belirsizliğin içinde belki de yaşamanın anlam açısından bir sebep, amaç olabilmeyi başarmıştır, kim bilir! 2.Bölüm: Bilgi Felsefesi “Zavallı akıl, beni çürütmek için kullandığın kanıtları, yine benden alıyorsun!” -Epikuros Bilgi teorisinin ilk sorusu bilginin mümkün olup olmadığı sorgusudur. Acaba biz doğru bilginin, doğru bilgi olduğunu nereden biliyoruz? Ya da doğrunun (hakikat) ne olduğunu? Doğru kavramı herkes için aynı anlamı mı ifade etmektedir yoksa bana göre doğru olan bir başkasına göre aksini mi çağrıştırır? gibi soruları çeşitlemek mümkündür. Ve bu sorulara da -felsefenin genel kuralı bu galiba bir filozofun başka bir filozofun felsefi görüşünü tasdik etmediği, herkes tarafından da kabul edilebilir bir sistem veya fikir bulunmadığı gibi- farklı ve çeşitli cevaplar verilmiştir. Bilginin var olduğunu, duyumla başlayıp ama duyum olmadığını savunanlarda olmuştur(Aristoteles..); ne duyumla başlayıp ne de duyuma ihtiyaç olduğunu varsayan ancak aklın varlığı ile olduğunu savunanlarda (Platon’un bilgiyi “İnsan zihninde bulunan, ancak insan farkında veya bilincinde olmadığı şeyin hatırlaması yani ‘amnesis’ olarak tasvir etmesi gibi..). Bilginin imkanından şüphe edenler de olmuştur (Septikler). Bu konuda da Pascal’ın şu sözü en iyi örnek olacaktır: “Pirenelerin öte yanında (yani İspanyol’da) doğru olan, bu yanında (yani Fransa’da) yanlıştır.” Veyahut da “Tek bir şey biliyorsam, o da hiçbir şey bilmediğimdir” diyen Sokrates. Bunları bir tık ileri taşıyan aşırılıkçı Gorgias’ı da anmadan geçmeyelim: “Hiçbir şey yoktur; olsaydı bile bilemezdik; bilseydik bile başkalarına iletemezdik.” Noktayı koyan ise hiç şüphesiz daha da ileri giderek “Hiçbir şey bilmediğimi de kesin olarak bilemem” diyen Karneades olmuştur. Aslında şüphe etmek de bir tür düşünmek eylemi değil midir? Descartes sonunda her şeyden şüphe etmenin mümkün olduğu, ancak şüphe eden insanın, şüphe ettiği anda, şüphe ettiğinden şüphe etmesinin mümkün olmadığı görüşüne varır. Böylece Descartes kendisinde şüphe edilmesi mümkün olmayan, kesin bir ilk bilgiye varır: “Düşünüyorum, o halde varım(Cogito ergo sum!). Bu görüldüğü gibi şüpheden bilgiye bir geçiştir aslında. 3.Bölüm: Bilim Felsefesi “Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir.”-Atatürk Savoir pour pouvoir yani evrene hakim olmak için bilmek. Aristoteles’in ünlü şu meşhur sözünü bir kez daha hatırlayalım: “İnsan doğası gereği bilmek isteyen canlıdır.” Büyük dinler bunu ’yasak elma’ efsanesi ile dile getirmişlerdir. Yaratılış efsanesinde sözü edilen, bilgelik ağacına, Tanrı’nın aksi yöndeki emrine rağmen Adem’in yaklaşması, herhalde onun –ve şahsında tüm insanlığın, insanın bilme merakına, öğrenme merakına hamledilmelidir. Bu bilginin insana, kendisinin cennetten kovdurma yönünde tarihi bir zarar verdiği aşikardır. Öte yandan onun bu bilme merakı sayesinde özgürleştiği ve gerçek anlamda ‘insan’ olduğu da söylenebilir. 5.Bölüm: Ahlak Felsefesi “Bir şeyi iyi olduğu için arzu etmeyiz; o arzu ettiğimiz için iyidir.” -Spinoza Şimdi eğer ahlak bir bilgi, hatta bir bilimse, o zaman mantıksal olarak ahlaksızlık da bir bilgisizlik olacaktır. Bu durumda da hiç kimsenin bilerek ve isteyerek kötülük yapması söz konusu olmaz. Böylece Sokrates’ e göre ahlaksız insan, gerçekten de bilgisiz insandır. Bir eylemin ahlaki olarak değerlendirilebilmesi için onun bilinçli olarak istenmesi ve özgür bir biçimde gerçekleştirilebilmesinin zorunlu olduğu açıktır. Ancak öte yandan bu türlü her davranışta ahlaki bir davranış olarak nitelendirilemez. Ahlaki bakımdan haksız olarak bir insanı incitmek veya ona zarar vermekle, altı milyon Yahudi’yi gaz odasına göndermek arasında yapısal olarak bir fark yoktur. Burada yapısal olarak ibaresin üzerinde özenle durmak gerekir. Şüphesiz altı milyon insanın günahsız yere katledilmesi, bir insanın haksız olarak incitilmesinden başka bakımlardan çok farklıdır. Fakat ahlaki bir değerlendirmenin söz konusu olması bakımından farklı değildir. (AHLAK SINIRI BİR KERE AŞILINCA SONU GELMİYOR!) Yazacak konuşulacak çok şey var daha da aslında.. Neyse gereğinden fazla uzun oldu zaten burada bitirip en son da bonus olarak bir şarkı ile sonlandıralım dediğim gibi kitap dolu günler (: youtube.com/watch?v=l3GQm8W7uXI...
Felsefeye Giriş
yildiz
8.8/10 · 969 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
423 syf.
·
42 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Felsefe'ye ilgisi olanlar başlamak için kesinlikle bu kitabı okumalı.Ama şöyle bir şey de var,ilginiz yoksa bile birçok siyasi,ahlaki ve felsefik kavramları bilmek için okumanız faydalı olur diye düşünüyorum.En keyif alarak okuduğum bölümler ahlak felsefesi ve din felsefesi bölümleriydi.Beynim yanmadı da değil hani:)Felsefe okumanın güzelliği de burada bence.Tek hatam çok uzun aralıklarla okumam oldu.Ufuk açıcı bir kitap tavsiye ederim.
Felsefeye Giriş
yildiz
8.8/10 · 969 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
350 syf.
·
29 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Ne felsefe tarihiydi ama! :))
Son zamanlarda okumalarıma felsefe ağırlıklı kitaplara yer verdiğimi ve bu minvalde bazı noktalarda bilgisiz ve anlama zorluğu yaşadığımı fark edip felsefenin ilk nerede varolduğunu, tanrıların filozofların, teogoni ve kozmogonilerini, felsefelerini, arkhesinin ne olduğunu, daha net ve anlaşılır bir tanımını öğrenmem gerektiğine karar vererek Ahmet Arslan'ın kitabına başlamayı uygun buldum. Sokrates öncesi felsefe tarihinde ve dahi Thales'ten önceki gerekçelenmelerin akıl dışı yapılması yeterli olmuyordu, Thales ile birlikte tanımlamalar akılcı bir şekle dayandırılarak çözümlenmesi felsefenin kurucu unsuru olmuş. İnsanlık tarihinde ne kadar geriye gidersek gidelim her zaman insanın kendisini çevreleyen dünya hakkında bir takım empirik, pratik bilgiler yanında bazı tasavvurlara da sahip olduğu görülmektedir. Oldukça derin anlatımların olduğu ve her detayına inilerek filozofların arkhesi, felsefe anlayışı, hayatı ve kişiliği, var ise astronomi görüşleri, ruh öğretileri ve dahi genel değerlendirmesi kapsamlı donanımlı bir şekilde ele alınmıştır. Felsefenin ilk ortaya çıkmasında iki etken var olmuş. İçsel ve dışsal olmak üzere. Yunanlıların diğer ülkelerden medeniyetlerden yararlandıkları şeyler dışsal ;siyasi, coğrafi, dini etkenler ise içsel etkenlerdendir. Yunanlılar içsel etkenlerden yola çıkarak topraklarının verimli olmamasından dolayı denizi kullanarak ticaret yapmışlardır ;bu da diğer etken olan dışsal etkinin varolmasına sebebiyet vererek sadece mal takası değil de düşünce, bilimsel buluşlar ve kültür alışverişi de yapılmıştır. Yunan politikası site devletine sahip bir anlayıştadır. Bu bağlamda fikir uyuşmazlığında ki bireyler başka siteye geçiş yapabiliyorlar. Kitapta buna dair tavsiye olarak Platon'un Devlet kitabını önermektedir. İnsanların özgürce düşünmesini sağlayan otoriter dogmatik bir din anlayışı olmadığından farklılıklar mevcut olmuştur. Varlık, evren, doğa hakkında yeni fikirlerin sonsuz öğretisi etkisini göstermiştir. Kitapta ki Thales ve sonrasındaki filozoflara değinecek olursam ; Thales 'in günümüze kadar gelen ve ilk elden çıkan bir eseri bulunmamaktadır. Buna vesile olan Aristoteles, Heredot, Diogenes' tir. Platon Thales için ;yıldızları seyrederken önünü göremeyip bir kuyuya düşecek kadar dalgın... Aristoteles ise; zeytinler üzerinden karaborsa yapan başarılı bir iş adamı olarak tanımlar. Küçük ayı takım yıldızını kullanarak gemicilerin yön bulmasına, geometri alanında ki teoremleri ve Mısır piramitlerinin boyunu ölçmek için güneş ışınlarından faydalanarak gölgesinden bulmasına kadar birçok öğretisi olmuştur. Arkhesi Su'dur. Ve "her şey tanrılarla doludur." demiştir. O'na göre dünya Su içinde yüzen bir tepsi gibidir... Anaksimandros; "Varolan şeylerin ilkesi apeirondur. Şeyler ondan meydana gelir ve yine zorunlu olarak onda ortadan kalkarlar, çünkü onlar zamanın sırasına uygun olarak birbirlerine karşı işledikleri suçun cezasını öderler." Thales'in öğrencisi olan filozofumuz tıpkı onun gibi çok yönlüdür. İlk yer ve gök haritasını yapan, Thales'in kozmoloji anlayışına daha net fikirler sunmuştur. Doğanın varlığına Anaksimandros ileri seviyede bir felsefe anlayışı öne sürmüştür. Thales'e göre dünyanın şekline Anaksimandros karşıt olarak dünyayı bir silindir olarak tasvir etmiştir. Dünyayı evrenin merkezi olarak görüyor ve her yöne eşit mesafede görüşünü ortaya atıyor. Eliptiğin eğilimini bulmuştur. Arkhesi apeirondur. (belirsiz-sınırsız ) Kargaşa ve çekişmenin insanlık tarihinde her daim ortaya çıkacağını ve bunun nasıl yani belirsiz, ne zaman yani sınırsız olduğunu kabul etmiştir. Thales'in arkhesi olan suya karşıt olarak ;su ateş üzerinde buharlaşıp yağmur olarak ateşi söndürür öğretisi zıtlar felsefesinde bir çekişmeyi ortaya atar. Sıcak soğuğu, soğuk sıcağı yok etmekteydi. Anaksimenes "Dünyayı görmek için bir kum tanesinde /ve cenneti bir yaban çiçeğinde/yakala sonsuzluğu avucunun içinde /ve bir saatin içinde, ebediyeti." Anaksimenes 'in düşüncelerini Aristoteles, Diogenes ve Laertios'tan öğreniyoruz. Astronomi dalında birçok öğretiyi öne sürmüştür. Örneğin; gezegenlerle sabit yıldızlar arasında ki ilk ayrımı yapan filozoftur. Güneş ve Ay kendi ışıklarına sahiptir. Buna istinaden kendi ışıklarını yansıtamadıklarında tutulmaların gerçekleştiğini açıklamıştır. Arkhesi havadır. Rivayete göre Anaksimenes dudaklarını büzüp avucunun içine üflediğinde soğuk, aralayıp üflediğinde sıcak hava olduğunu gözlemlemiştir. "Nasıl ki hava olan ruhumuz bizi tutmaktaysa soluk ve hava da bütün dünyayı çevrelemektedir. Pythagoras Bir filozof olmakla birlikte aynı zamanda bir cemaat lideriydi. Mısıra giderek ruh göçü öğretisini öne sürmüştür. Pisagor teoremini de ortaya atmıştır. Yunan dünyasına aritmetiği getiren ilk kişidir. Pythagoras cemaatinden fikirler kişi bazında değil ve bu nedenle ona ait ilk elden çıkmış eseri yoktur. Ruh kavramını Platon da daha kapsamlıdır. Fakat ilk olarak felsefi düzlemde pythagoras tarafından ortaya atılmıştır. Batıl bir inanç olarak et yemeleri yasaklanmıştır. Çünkü ruhların bir başka varlığa gittiklerinde o çok sevdikleri bedene ait olmasından kaynaklanıyor olmasıdır. Ksenophanes Aydınlanma zihniyetini temsil eden ilk filozoftur. Yunan kültürünü sorguladığı için eleştirilir ve o ise hiciv şeklinde karşılık verir yapılan eleştirilere. İçli, duygulu şiirlerle yergi(hiciv) şiirleri yazmıştır. Öğretisi ise din felsefesine ait görüşlerini pozitif - negatif şeklinde inceler. Negatif olarak Homeros Hesiedosçu insan biçimci çok tanrıcılık anlayışına yönelttiği eleştirileri ve bu eleştirdiği tanrı anlayışı yerine geçirmek istediği kendi öğretisi Tanrı'nın varlığını ve teolojik düşüncelerini içeren kendi pozitif nitelendirmesidir. Herakleitos "Aynı nehirlere iki defa inemezsin"... "Çünkü aynı nehirlere inenlerin üzerine her zaman yeni sular gelir." Yunan felsefe dünyasında çok ayrı bir yere sahiptir. Nietzsche, Hegel gibi birçok düşünürde onun hem düşünce hem de üslubundan etkilenmiştir. Belirli bir kesime değil herkese ve hayata dair düşünceleri vardır.Nietzsche' nin Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabındaki poetik düz yazı ve üslubu onun Herakleitos'tan etkilendiğinin bir ispatı gibidir. "Altın arayanlar toprağı çokca kazarlar, fakat çok az miktarda altın bulurlar." Bu düşüncesinden yola çıkarak felsefede belirli uğraşlar sonunda kendini azar azar sunduğu çıkarımını elde ederiz. Arkhesi ise ateştir. Öncelikle ateşe baktığımız zaman ateşin içindeki canlılığı ve hareketliliği çok basit bir şekilde görebilir. Ateşe düşen yine ateş olurdu, o değişir ama ateş "ateş" olarak kalırdı. Parmenides Onu anlamak oldukça zordur. Varlığın olmadığı oluşun varolduğu ve her şeyin oluş içinde bulunduğu görüşüne karşı çıkarak, varlığın varolduğu buna karşılık oluşun olmadığı çünkü mümkün olmadığı görüşünü kesin ve bilinçli bir biçimde ortaya atan ilk filozoftur. (sf. 237) Salt bir akıl ile mantıksal akıl yürütme yaparak açıklama vermiştir. Varlık ve oluş önemlidir. O varlığı kabul ederken oluşu inkar etmektedir. Gerçeklik, yani varlık mutlak anlamda birdir. Kalıcıdır yok edilemez, o ezeli ve ebedidir, onda hareket ve değişme yoktur. Felsefesini yer altı dünyasının Tanrıçası Tartaros 'dan aldığı söylenmiştir. Tanrıça Parmenides için şu sözleri kullanmıştır. "Hoşgeldin ölümsüz sürücülerin kendisiyle ilgililendiği ve yolculuğunda seni bulunduğumuz yere kısrakların taşıdığı genç adam, bu yolda seni bekleyen kötü kader yok ve bu yol insanların genelinin hak ve adalet dışında çıktığı bir yol da değil. Burada her şeyi içinde, hiçbir doğru inancın olmadığı ölümlülerin hakikat ve görüşlerinin etrafında dolaştığı sarsılmaz kalbi bulacaksın." Elea'lı Zenon " Eğer çok iseler a) ne kadar iseler ondan daha çok veya daha az olmamaları, oldukları kadar çok olmaları gerekir. Eğer çok iseler b) onlar sayı bakımından sonduzdurlar. Çünkü varolan şeyler arasında her zaman başka şeyler ve bu şeyler arasında da daha başka şeyler vardır. Empedokles "Ölümlü OLAN hiçbir şeyin ne varlığa gelmesi, ne de her şeyi alıp götüren ölümle son bulması vardır." Anaksagoras "Küçük olan şeyler içinde bir en son küçüklük derecesi yoktur. Tersine daima bir daha küçük vardır. Çünkü varolanın bölme yoluyla varlıktan kesilmesi mümkün değildir." Leukippos ve Demokritos "Hiçbir şey rastlantıyla meydana gelmez." "Talih cömert, fakat dönektir." İncelememin sonlarına doğru birkaç filozofun sadece sözlerini paylaşmak istedim, lakin benim için yorucu bir inceleme oldu :)) sonuna kadar okumuş olan arkadaşlarıma teşekkür ederim. Benim için zor ve eğlenceli bir kitaptı. Çok kez başa dönüp okudum, paragrafı çok kez baştan aldım ve dahi tekrar tekrar okunulası farklı notların alınası bir kitap oldu benim için. Uzun inceleme ama bir o kadar da uzun olabilecek bir kitaptır kendileri. Yıllarca felsefe okuyanlara fazlaca hak verdim ve gıpta ettim doğrusu. Felsefe öğrenmek isteyen her öğretide yeni bir şey öğrenmek istiyor, anlam veremeyince kafayı yiyor. Anladığı takdirde de tadından yenmeyen bir haz veriyor biz okurlara. Okur kalın Felsefe ile kalın Okuyun okutun, tavsiye edilecek bir yapıt...
İlkçağ Felsefe Tarihi 1
yildiz
9.2/10 · 492 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.